yahya 的个人资料 TÜRKİYEM BENİM ...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


10月31日

HZ.MUHAMMED S.A.V.

 
 
 
 
 
 
RABİME VE PEYGAMBERİME AŞIĞIM 
 
 
 
 
 
HADİSİ ŞERİF
 
 
 
 
HZ.MUHAMMED VE L.N.TOLSTOY
 
Ünlü Rus yazarı Lev Nikolayeviç TOLSTOY,1908 yılında,Abdullah El-Sühreverdi'nin Hindistan'da basılmış"Hz.Muhammed'in Hadisleri" kitabını okumuştur.Okuduğu Hadislerden bir risale (kitapçık) tertip etmiş,bunu Rusya'nın 'Posrednik'adlı yayınevinde bastırmıştır.
 
Rus halkıve özellikle aydınları,L.N.Tolstoy'u ilahi bir kuvvete sahip gib seviyorlardı ve onun İslamiyeti kabul etmesinin duyulmasının Rus toplumu içerisinde İslam'a güçlü bir akım başlatabileceğini biliyorlardı.Bu yüzden de Tolstoy'un Hz.Muhammed'in hadislerinden derlediği kitapçığını KGB (Rus Gizli İstihbarat servisi) gibi istihbarat birmleri gizli tutmaya,unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı.Tolstoy, bu risale ile Rus okurlarını,Hz.Muhammed'in hadisleri ile tanıştırmıştır.Hadislerden seçtiği konularda 'fakirlik' ve 'eşitlik' gibi kavramları esas almış,Rus halkına ve onları aldatanlara bir ders verir nitelikte olmasına özen göstermiştir.
 
Tolstoy,seçip kitapçık haline getirdiği bu hadislerle,gerçek adalet ve eşitliğin,gerçek kardeşliğin ve fedakârlığın yerinin İslam olduğu,hatta insana saygı ve sevginin ve daha ötesinin de yerinin yine İslam olduğunu vurgulamak istemiştir.  
 
TOLSTOY'UN   BAZI SÖZLERİ:
 "KALBİMİZDE ALLAH'IN   NURU VARDIR,ONUN ADI DA VİCDANDIR"
 "HIRİSTİYANLIĞI KABUL EDEMİYORUM"
  "MÜSLÜMANLARIN ALLAH'TAN BAŞKAİLÂHI YOKTUR VEMUHAMMED ONUN PEYGAMBERİDİR"
  "MÜSLÜMANLIK HIRİSTİYANLIK KARŞISINDA ÜSTÜNDÜR" 
  "EN SON VE EN BÜYÜK DİN OLAN İSLAM"         
  " ......Muhammediliğe,provoslav  ( Rusya'da Hrıstiyanlığın bir kolu) dininden daha fazla önem vermelerine gelince,ben bütn kalbimle buna inanıyorum. Bunu söylemek her ne kadar tuhaf olsada benim için Muhammedilik ,haça tapmaktan(Hıristiyanlıktan) MUKAYESE EDİLEMEYECEK KADAR YÜKSEKTE DURUYOR.Eğer insan ,seçme hakkına sahip olsaydı,aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan,şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği,tek Allah'ı ve O'nun peygamberini kabul ederdi. 
 
Neden?Çünkü zor va anlaşılmaz  bir İlahiyatçılık olanToritsa(*)(Baba-oğul ve Kutsal Ruh),sırlarla dolu Meryem Ana,Mukaddesler ve onlarınresimleri ve zor ayinlerle dolu....Başka türlüde olamazdı. Yani Muhammediliğin,dinî öğretilerin aslının yerine geçen geçen bir çok batıl inançların,kilise inaçlarına çevrildiği bir dönemde,kilise inancındanyüksekte durması mümkün olmaması mümkün değildi. ............ 
 
"MUHAMMED HER ZAMAN EVANGELİZM'İN (HRISTİYANLARIN)ÜSTÜNE ÇIKIYOR.O,İNSANI ALLAH SAYMIYOR VE KENDİNİ DE ALLAH İLE BİR TUTMUYOR.MÜSLÜMANLARIN ALLAH'TAN BAŞKA İLÂHLARI YOKTUR VE MUHAMMED O'NUN PEYGAMBERİDİR.BURADA HİÇ BİR MUAMMA VE SIR YOKTUR.                     
 Lev Nikolayeviç TOLSTOY
                                                                                                                                                                                                                                                                                 
10月30日

Ş E H İ D İ M E DİYORUM Kİ

object width="425" height="355"><embed src="http://www.youtube.com/v/JoRPouvtAoE&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode=transparent width=425 height=355 pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess
 (NOT:VİDEO İÇİN ADRESİN ÜZERİNE SOL  2 DEFA TIKLAYINIZ)
 
U T A N I Y O R U M
 
ŞU TOPRAĞA BASARKEN
NİMETİNİ YERKEN,KULLANIRKEN
HÜR DOLAŞIP,EĞLENİRKEN
YATARKEN,KALKARKEN
UTANIYORUM
ÖLMEDiLER
 
DALGALANAN BAYRAĞIMA BAKTIKÇA
İBADETİMİ YAPTIKÇA
İNSANLARIMIZI GÖRDÜKÇE
KONUŞTUKLARINI DUYDUKÇA
UTANIYORUM
 
BİR GÜNE SIĞDIRDIK SENİ
İNANCINDAN ÖTÜRÜ YERDİK
İNANCINA İNANMADIK
YAPTIKLARINI BEĞENMEDİK
UTANIYORUM
 
SENİ ÇABUK UNUTTUK
SANA KURŞUN SIKANLA EŞ TUTTUK
AYNI KEFEYE KOYDUK
BAZAN HAKSIZ BULDUK
UTANIYORUM
 
SEN BİZİM İÇİN KANINI,CANINI VERDİN
SANA ŞEHİDİM DEDİK
BAĞRIMIZA BASTIK
ÇABUK UNUTTUK
SEN'DEN UTANIYORUM ŞEHİDİM
 
ŞEHİT OLDUN;SİLAHIN KAYBOLDU
ŞEHİT OLDUN;MALIN KAYBOLDU
ŞEHİT OLDUN;URBAN KANLANDI
ŞEHİT OLDUN;TÖREN YAPTIK
ŞEHİT OLDUN;AĞIT YAKTIK
 
ŞEHİT OLDUN;EŞ-ÇOCUĞUNU
ŞEHİT OLDUN;ANA-BABANI
BİZE EMANET BIRAKTIN
EMANETLERİNİ UNUTTUK
EMANETLERİNE MADDEYİ DE ÇOK GÖRDÜK
SENİ BİR GÜNLÜK SEVDİK
 
www.yeniresim.com_-_Trk_Bayra_Resimleri_-_Tribnden[1]
 
SENİ ÇOK YERDİK,HAKSIZ BULDUK
HAKKINDA DAVALAR AÇTIK
EMANETİNİ REZİL ETTİK
SEN'DEN UTANIYORUM ŞEHİDİM
 
İNSANLAR SEÇTİK GÖREV VERDİK
ADIMIZA DEVLET YÖNETSİN DİYE
ŞAHSINI DÜŞÜNDÜ,DÜŞÜNDÜRDÜK
1071 DEN BU GÜNE
SEN'DEN UTANIYORUM ŞEHİDİM
 
AYRILDIK ,ARAMIZDA GURUPLARA
AYRILDIK, ARAMIZDA ÖRGÜTLERE ,ÇETELERE
KANINLA SULADIĞIN BU TOPRAKLARI
YASALAR  ÇIKARIP,SATMANIN YOLUNU ARADIK
SEN'DEN UTANIYORUM ŞEHİTİM
 
7331302_b87a01f7ad_o[1]
 
BİZİ AF EDERMİSN BİLMİYORUM
HAKKINI HELAL EDERMİSİN BİLMİYORUM
YAPTIKLARIMIZI AHİRETTE SUAL EDERMİSİN
YAPTIKLARIMIZI GÖRDÜKÇE KIZIYORSUN
BEN;SENDEN UTANIYORUM ŞEHİTİM
 
ALLAH BİLDİRDİ:
"ŞEHİTLERE ÖLÜLER DEMEYİNİZ"
BUNU BİLE UNUTTUK ŞEHİTİM
SEN'DEN HELÂLLİK İSTİYORUM
VALLAHİ DE BİLLAHİ DE UTANIYORUM
SEN'DEN HELÂLLİK İSTİYORUM
BUNU BİZE BAHŞET;
HAKKINI HELÂL ET
MAHŞER DE BİZİ AFFET
YAPTIKLARIMIZDAN BİZİ
AFFET  Ş  E  H  İ  T  İ   M
 
                                                                                                27 AĞUSTOS 2007 /BURAK YAHYA //YAHYA KOÇ
 
 
ben yazmiyayim siz okuyunUTANMAMIZ GEREKCanakkale_sehitleri_abidesi
10月27日

BÜYÜK CEVŞEN'DEN

NOT:OKUMAK İSTEDİĞİNİZ SAYFANIN ÜZERİNE BİR DEFA SOL TIKLAYINIZ.
 
büyük cevşen.1.shf.büyük cevşen 11.shf.büyük cevşen 2.shf
büyük cevşen 3.shfbüyük cevşen 4.shfbüyük cevşen 5.shfbüyük cevşen 6.shfbüyük cevşen 7.shfbüyük cevşen 8.shfbüyük cevşen 9.shf.büyük cevşen-10.shf.

HADİS-İ ŞERİFLER (ARABULUCULUK HAK.)

PEYGAMBER EFENDİMİZ SALLA'LLAHÛ ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU Kİ:
 
"SADAKALARIN EN EFTALİ,İKİ KİŞİ ARASINI BULMAK (DÜZELTMEK)TİR"
                                                                                         Hadisi Teberani ve Bezzar rivayet etmiştir.
 
Enes (r.a.)'dan:
RESÛLÜ EKREM SALLA'LLAHU ALEYHİ VE SELLEM EBÛ EYYÜB'E:
----YÂ EBÂ EYYÜB,SANA KAZANCI ÇOK OLAN BİR TİCARET HABER VEREYİM Mİ?EYYÜB'DA:
----BUYRUN (YÂ RESÛLA'LLAH),DEDİ.RESÛLÜ EKREM S.A.V:
----İNSANLARIN ARASI BOZULDUĞU VAKİTDÜZELT,ARALARI AÇILANLARIN DA ARALARINI (BUL) YAKLAŞTIR,BUYURMUŞTUR.
                                                                                    Hadisi:Bezzar ve Teberani rivayet etmiştir.
 
Ümmü Gülsüm bint-iUkbe Ebî Muayt (R.A.)dan:RESÛL-Ü EKREM SALLA'LÂHU VE SELLEM ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:
---"İKİ KİŞİ ARASINI BULMAK (DÜZELTMEK)İÇİN SÖZ GÖTÜREN,YALANCI DEĞİLDİR ( YANİ YALANCI SAYILMAZ)"
Diğer bir rivayette:
"İNSANLAR ARSINI BULAN,YALANCI DEĞİLDİR.(Zira o)YA HAYIR SÖYLEDİ VEYAHUT DA HAYIRI ULAŞTIRDI.
                                                                                                        Hadisi:Ebû Davut rivayet etmiştir.
 
 
Ebû Hüreyre (r.a.)den:PEYGAMBER EFENDİMİZ S.A.V. BUYURMUŞTUR Kİ:
 
"VAKTİN DE EDA EDİLEN NAMAZ,İKİ KİŞİ ARASINI DÜZELTMEK VBE MÜSLÜMANLARA EZİYET EDENİ İRŞAD VE ISLAH ETMEKDEN DAHA HAYIRLI BİR İŞ YAPILMAMIŞTIR".
                                                                Hadisi:Isbehani rivayet etmiştir.                                            
 
 
Ebû d-Derda (r.a.)dan:RESÛL-İ EKREM SALLA'LLÂHU VE SELLEM ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:
 
----SİZE ORUÇ ,NAMAZ VE SADAKADAN DAHA ÜSTÜN BİR ŞEYİ HABER VEREYİM Mİ?
----EVET (BUYUR YÂ RESÛLA'LLAH)DEDİLER.RESÛL-İ  EKREM:
----İKİ KİŞİ ARASINI DÜZELTMEK(DİR).ZİRA, İKİ KİŞİ ARASINININ BOZULMASI,(DİNİ)KÖKÜNDEN KAZIR.(YANİ DİNİ MEZİYETLERİ KAYBETTİRİR.)
 
                                                                   Hadisi:Ebû Davud,Tirmizi ve İbn-iHibban rivayet etmiştir.
 
ÇOK GÜLMEYİNHADİS-İ ŞERİFhadis-i şerif-1hadis-i şerif-12hadis-i şerif-7
 
 
 
 

BİZE NE OLDU

NE KADAR ŞİRİNAllahını seven söylesin, bize ne oldu? Dostlarımız, her halde kendi ikbal ve çıkarlarıyla meşguller. Düşmanlarımız -hala kaldılarsa- söylesinler! Bize ne oldu?
Genç bile değildik, çocuktuk. Sokaklardaydık. Bir yerlere, resmi yerlere makamlara girecek yaşta değildik. Ama lazım olan her yerdeydik. Vardık...
Karakoldaydık, hücredeydik, kahkahalar atardık. Adliyelerde, hukukun önündeydik, utanmazdık. Çünkü utanılacak bir şey asla yapmazdık. Kendimizi kahramanlık yapıyor sayardık. Yaşlarımız küçüktü ama en büyüklerle uğraşırdık. Vardık...
Sürgünlerdeydik, hasret çekmezdik. Dünyanın öbür ucunda da teşkilatlarımız vardı, ülküdaşlarımız vardı ve biz zaten sadece onları özlerdik. Onlarla bir arada olduktan sonra hasret kimmiş, sürgün neymiş? Anlamazdık.
Mahpuslardaydık. Yüz kişinin içinde üç kişiysek yeterdik. Mahpushanenin hücrelerinde bile vicdanen, aklen sonsuz hürdük.
Firarlardaydık bazan. Kaçmazdık, kovalardık!...
Bize güç yetmezdi. Çünkü, VARDIK...
Öldürürlerdi bizi gücü yetmeyenler! Öldürtürlerdi bizi, siyaseten susturamayanlar. Ölürdük çoğalırdık; çoğalırdık ölürdük...Ve dirilirdik ölümü öldüren bir ölüşle...
Müslümandık, Türk’tük... Müslüman Türk olarak, Allah(c.c.)’ın askerleri olan bir ırkın ahfadıydık. Orta Asya bozkırlarında Enver Paşa’ydık, Osman Batur’duk; Anadolu’da Yıldırım’dık, Fatih’tik, Sultan Abdulhamit’tik, Atatürk’tük, Türktük...
Bütün zalim güçlere, baş kaldırandık. Bütün zalim güçleri, geri püskürtendik. Ölürsek niye öldüğümüzü; öldürürsek niye öldürdüğümüzü bilirdik. Hedefimizi bilirdik. Hedefimiz işaret edilmişti Başbuğumuz’ca... Yakın hedef; “Yüz milyonluk Milliyetçi Türkiye”, uzak ve nihai hedefimiz, “Turan”dı... Bu hedefler için ölünürdü, ölünürdü, öldürülürdü...
Her savaşçımız, her ülküdaşımız kahraman; her ölenimiz şehit, her kalanımız gaziydi... Ölsek de, kalsak da vardık...
Ne oldu bize?...
Yaşlarımız büyüdü. Kocadık çoğumuz. Çocuklarımız, bizim her yere hakim olduğumuz yaşlardalar. Her yerde varız. Siyasetçiyiz, sanayiciyiz, esnafız, memuruz, hakimiz, savcıyız, sanatkarız, sanatçıyız, hatta bir kaç dönemdir bakanız. Her birimizin -en az- ikişer, üçer çocuğumuz var. Bu tarifle bu ülkenin tek hakimi, biz olmalı değil miyiz? Ama YOKUZ!...
Ne oldu bize? Neden yokuz?
Neden hainler, bölücüler, PKK’lılar bizden korkmazlar? Yoksa hepimiz saklanmıştık ta, birbirimizle saklambaç mı oynuyorduk? Birbirimizin göremediklerimizi mi, başkaları görerek öldürmüştü? Saklambaçı beceremeyenlerimiz mi yakalanarak öldürülmüş, asılmıştı?...
Allah aşkına birileri söylesin: NE OLDU BİZE?!...
Paramız dolar-euro. Ekonomik sitemimiz kesinlikle milli değil. Kazanan devlet kuruluşlarımızın yüzde 98’i, bankalarımızın yüzde 80’i bizim değil. Çiftçimize ekmediği her dönüm arazisi için 10 milyon veriliyor. Çiftçimizin ekmediğini, kabineden birilerinin yakınları ithal ediyor. Başbakanımın oğlu, açık denizlerde. Başbakanım’ın çocukları, deniz aşırı memleketlerde dost paraları ile tahsilde... Başbakanım, çocuklarını ülkesinde okutamıyor!.. Dışişleri bakanımın eşi, kıyafetinden dolayı uğradığı baskıyı, AİHM’ye şikayet ediyor. Şikayetinin ödülünü de Cumhurbaşkanı eşi olarak almaya hazırlanıyor!...
PKK’lı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde!...
Onlar; devrimciyken de, Devrimci Doğu Kültür Ocaklarıyken de, Maocu iken de, Leninciyken de, sosyalistken de, komünisken de, Apocuyken de biz, hep Ülkücüydük. Biz onların karşılarında istedikleri her şekilde vardık.
Ne oldu bize?
Dağlarımız, kırsalımız onlara teslim olurken seyrettik. Mehmetçikleştirdiğimiz çocuklarımızı şehit ederlerken seyrettik. Ordumuza insafsızca saldırılırken sustuk ve seyrettik. Başımıza çuval geçirilirken teslim olduk. Miting alanlarımızı doldurarak şehirlere inerlerken seyrettik. Ülkü Ocakları’na oda hapsi verilirken sustuk. Ölünecek zamanda ölemedik, öldürülecek zamanda öldüremedik.
Şimdi Meclis’teler!...
Güya bizden de Meclis’te olanlar var. Ama gerginlik istemiyorlar! Devletin başına Devlet geçecek ya! Apo’nun asılmasındansa koalisyonun devamını isteyecek kadar devletçiyiz ya! Şimdi de kim Cumhurbaşkanı olursa olsun, AKP kimi isterse seçsin diye işi kolaylaştırdık ya!
Bizi, kim bu kadar sindirdi?
Bizi, kim bu kadar susturdu? Bizim gücümüzün yetmediği bu “Güç Yetmez Güç” ün adını bileniniz var mı?
Meclis dahil, her yerde varken nasıl böyle yok olduk?
Bu memleket nasıl böyle sahipsizleştirildi? Hani söz konusu vatansa gerisi teferruattı?!...
Bize ne oldu Allah aşkına bize ne oldu?...

10月25日

BU SEVGİ

BİLMİYORUMBURAK YAHYA TÜRKİYEM
SİZ DE SEVDİNİZ Mİ BEN GİBİ
ÖLESİYE,TERK EDİLİNCE
ÖLECEK KADAR
YANLIŞ ANLIYAN OLDUMU
SEVGİNİZİ,AŞKINIZI
 
ŞİMDİ DİYORSUNUZ Kİ
BİR SEVGİ İÇİN
ÖLÜM NEDİR,ÖLÜNÜR MÜ?
BÖYLE DÜŞÜNÜYORSAN
BİLMİYORSUN SEVGİYİ
BİLMİYORSUN AŞKI
 
BİR ÖPÜCÜK,
BİR ELELE GEZMEK,
BEL BELE SARILMAK
SEVGİMİDİR,AŞKMIDIR
BENCE BUNLAR HEP MASAL
BENİM SEVGİM BAMBAŞKA
 
 
BENİM SEVGİM
ÖZ DE VE SÖZDEDİR
KOPMUŞUM HAYATTAN
BİR SEVGİ ÇIKTI KARŞIMA
ANLAŞTIK KARŞILIKLI
VARMISIN KARDEŞLİĞE
 
BU ÖYLE TATLI BİR SEVGİ,
BU ÖYLE BİR AŞK
HANİ ALLAH'IMIZA
HANİ PEYGAMBERİMİZE
OLURUZ YA AŞIK
BU SEVGİ,BU AŞK
ÖYLE BİR ŞEY
 
KAPKARA DÜNYAM
GÜNE BOĞULDU
GÜNDE GÜLLER AÇILDI
BAKAMADIM O GÜLE
BACI DEDİM,ANA DEDİM
İŞTE ÖYLE BİR SEVGİ BU
 
DÜŞÜNÜN BİR
SİZE OLMUŞ
HEM ANA,HEM BACI 
KALBİNİ AÇMIŞ SİZE
SEVGİ SUSUZLUĞUNDA
SEVGİ PINARI OLMUŞ
İŞTE ÖYLE BİR AŞK BU
 
HARAM KILDIM
KENDİNİ KENDİME
KALBİMDEKİ ALLAH LAFSININ
YANINA KOMUŞUM
BAŞIM DARALINCA KELAMINA
BAŞ VURMUŞUM
İŞTE ÖYLE BİR SEVGİ
 
ÖLÜMÜ DÜŞÜNÜRKEN
SELAM VERİP SİZE
ANLATMIŞ SEVABI-GÜNAHI
TAŞ KALBİNİZİ YUMUŞATMIŞ
SEVGİ DOLDURMUŞ KALBİNİZE
İŞTE ÖYLE BİR SEVGİ
 
BİR KARDEŞ SEVMEK SUÇSA;
BİRİNE BACI DEMEK SUÇSA;
KALBİNİZE ALMAK SUÇSA;
YAŞAMAK NİYE?
KARDEŞİ GÖRMEK SUÇSA;
GÖZ YAŞI SİLMEK SUÇSA;
YAŞAMAK NİYE?
 
SEVGİ İLLÂ BİR ÖPÜCÜK MÜ?
AŞK İLL  ŞEHVET KOKUSUMU?
SEVMEDİK Mİ ANAMIZI?
SEVMEDİK Mİ KİTABIMIZI
AŞIK OLMADIK MI
ALLAHA-MUHAMMEDE
BENİM KALBİM BÖYLE BİR KALP
BENİM SEVGİM BÖYLE BİR SEVGİ
BENİM AŞKIM BÖYLE BİR AŞK
 
AYDINLIK DÜNYADA KÖR OLMAK
GÜNEŞTE ÜŞÜMEK
YAĞMURDA YANMAK
BOĞULURKEN SUSAMAK
ANA VARKEN ÖKSÜZ OLMAK
BABA VARKEN YETİM KALMAK
SORARIM ŞİMDİ BEN
BÖYLE YAŞAMAK NİYE
 
 
 
10月21日

BİTSİN ARTIK

bayrak_3
BU GÜN SAAT 03 CİVARINDA BİR HABER DUYDUM.HAİN PUSU VE 12 ŞEHİT.SAAT 13.00 HABERLERİNDE 16 YA YÜKSELDİ BU SAYI.BAKTIM AÇIKLAMALARA.BOOOOOOOŞŞ.HEP DUYGU SÖMÜRÜSÜ VE ŞİRİN GÖZÜKME ÇABALARI.HÜKÜMET HALA GEREKEN YAPILACAK.CAK...CAK....CAK CAKLARIN SONU HEP HÜSRANDIR.HANGİ MİLLET BU CAKLARLA BİR ADIM İLERİ GİDEBİLMİŞ.
 
HELE HELE MEDYAYA BAKTIM BAYRAM YAPIYOR.ADI SANI BİLİNMEYEN,DUYULMAMIŞDEMİYORUM.BİLİNMEYEN KİŞİLERLE PORĞRAM YAPIP DUYGU SÖMÜRÜSÜNDE BULUNUYORLAR.NEDEN Mİ?KAMU OYUNA LANSE EDİP;BAKIN BU DA BİZİM ADAMIMIZ.BİZE,BİZDEN KONUŞUR.AMAÇ BU SADECE.CNN-TÜRK,NTV,ATV,KANAL-D GİBİ TV KURULUŞLARINA TAM BİR HABER BAYRAMI.M.ALİ BRAND DEĞİLMİYDİ Kİ AVUKAT İLE APO YA SAYGI VE SELAM GÖNDEREN.DİĞER KOORDİNATÖRLER DEĞİLMİYDİ TÜRKLÜĞÜ VE İSLAMI ELEŞTİREN.ONLAR DEĞİLMİYDİ,ŞEHİR MERKEZ VEYA KENAR MAHALLELERİNDEKİ BU PİSLİKLERİN GÖSTERİLERİNDE JANDARMA VEYA POLİSİMİN SERT MÜDAHALELERİNDE ONLARI ELEŞTİREN.
 
ŞİMDİ BAKIYORUM:HEPSİ ŞAHİN OLMUŞ.HABER YAPIYORLAR.ŞEHİT KANI ÜZERİNDEN REYTİNG PEŞİNDELER.YAZIKLAR OLSUN BUNLARA.ŞU TOPRAKLARDAN YEDİKLERİ EKMEK ZEHİR OLSUN.
 
BAŞBAKAN BİR AÇIKLAMA YAPIYOR.MUTLAKA BİR SONUÇ ALINACAK.SAAT 20.00 DE TOPLANACAĞIZ.DİYE.TOPLANSANIZ BİLE SONUÇ NE.BİR PAŞA KADAR BU KONUDA BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞINIZ KESİN.HEPİMİZ AYNI DURUMDAYIZ.AMA LÜTFEN BOŞ KONUŞMAYALIM.ARTIK ABD VE AB GÜDÜMÜNDEN ÇIKALIM.
 
ZAMANIN BAŞBAKANI TURGUT ÖZAL;ŞİMDİKİ İT BAŞLARINA BİZİM DİPLOMATİK (KIRMIZI) PASAPORTUMUZU ABD EMRİ İLE VERDİ.SADDAM HÜSEYİN'DEN KORUDU.ŞİMDİ ENİKLER BÜYÜDÜ. ISIRMA DURUMUNA GELDİ.ABD YİNE BİZİM SEÇİLMİŞLERİ KULLANIP,O İTLERİN RAHAT HAREKETİNİ SAĞLIYORLAR.DAĞLIK VE ORMAN ALANLARINDA PKK SIKIŞTIRILIYOR.AMA KAÇIYORLAR.DOĞRU ASKER HER YERİ KARIŞ KARIŞ BİLMİYOR.AMA NEDEN KAÇIRILSIN.ONLAR BATIDA ORMANLARIMIZI  YAKMIYORLARMI.YAKIN DAĞI.ÇOK MU ZOR.EVET ZOR.TERÖRİSTLERİN KORUYUCUSU  İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜ DEVREYE GİRİYOR VE DIŞ GÜÇLERLE BERABER  PROTESTOLAR BAŞLIYOR.BİZ SUÇLU DURUMA GELİYORUZ.İŞTE İSPATI:TÜRKİYE İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ESKİ BAŞKANI AKIN BİRDAL.ŞU ANADA VEKİL.HANGİ PARTİDEN.KİMİ SAVUNMAK AMACI İLE.
 
BU KONUDA YAZMAK İSTEDİĞİM OKADAR ÇOK ŞEY VARKİ.YASAL SUÇ İŞLEMEKTEN ÇEKİNİRİM.KORKMAM.BELKİ YANLIŞIM BÜYÜK OLUR.ARTIK BIKKINLIK GETİRDİ ŞU HABERLER.
 
GÜN GEÇMİYOR Kİ BÖLGEDEN ŞEHİT HABERİ GELMESİN.ÇETE SAVAŞLARI İLE KİM BAŞ EDEBİLMİŞ.GÖSTERİN BANA.KOSKOCA SOVYETLER BİRLİĞİ (RUSYA) AFGANLARLA BAŞ EDEBİLDİMİ.AFGANİSTAN'I İŞGAL ETTİ.SONUCU NE OLDU.KOCAMAN BİR HİÇ.ORDUMUZ BUNU BAŞARIR.BEN EMİNİM.AMA ÖNÜNDE KOCAMAN SİYASİ BİR DAĞ VAR.AŞAMIYOR O DAĞI.KOMUTANLAR KONUŞTUMU YER GÖK YIKILIYOR HEMEN.YOK MUHTIRA İMİŞ,YOK EFENDİM İHTİLAL KOKUSU İMİŞ.KİM KOPARIYOR BU YAYGARAYI.MEDYA VE SEÇTİĞİMİZ KİŞİLER BAŞTA OLMAK ÜZERE RANT SAHİPLERİ.ADAMLARIN KULLANDIĞI MÜHİMMATIN BİR ÇOĞU İÇERİDEN TEDARİK EDİLİYOR.
 
VEL HASIL BEN "BEN TÜRKÜM,BEN MÜSLÜMANIM"DİYEBİLEN KİŞİ ÇOK AZ.SİYASİ PARTİLERE BAKIN;ADAYLARININ ÇOĞUNLUĞU O BÖLGEDEN.SEÇİLENLERE BAKIN;SEÇİLMİŞLERİN ÇOĞU ZAMANINDA TÜRKLÜĞE HAKARET EDENLERDEN.NEDEN ADAYLARI DA HALK BELİRLEMİYOR.?????
 
BEN ACİZANE SEÇİLMİŞLERİN HEPSİNİ KINIYORUM.ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET,AİLELERİNE SABIR NİYAZ EDİYOR,O ANA-BABANIN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM.135ABIDE[1]7331302_b87a01f7ad_o[1]adsz03rl[1]
10月18日

ATATÜRKÇÜ GENÇLİK VE PARTİLERİNE DE BAKIN HELE

CHP gençliğinin Çanakkale rezaleti!



CHP, gençliği için Çanakkale şehitlerine gezi düzenlenler. Kızlı erkekli bin kadar gencin doldurduğu bir gemide alkol su gibi tüketilir. Sonrası ne mi olur? işte tarihe geçen rezalet!

05 Ağustos 2007 18:36
Yazı boyutunu büyütmek için            
CHP gençliğinin Çanakkale rezaleti!


Zaman gazetesi yazarı MUSTAFA ARMAĞAN'ın aktardığı insanın kanını donduran bilgiler...

CHP gençliğinin Çanakkale şehitleri rezaleti

Demokrat Parti’nin rüzgârı bile yetmişti CHP’nin irticacı kesilmesine. 23 Nisan 1948’de Topkapı Sarayı Müzesi açılır. 25 Mayıs’ta CHP grubu bir “İslam İlahiyat Fakültesi” kurulmasını kararlaştırır. (”İlahiyat Fakültesi” değil.) 27 Eylül 1948’de Preveze zaferinin 410. yıldönümü ilk defa törenlerle kutlanır.
1 Kasım’da okullara seçmeli din dersi uygulaması getirilir. 14 Ocak 1949’da başbakanlığa ilk ve muhtemelen son defa bir ilahiyat profesörü, Şemsettin Günaltay getirilir. 1 Mart 1950’de Türk büyüklerine ait türbelerin açılmasını mümkün kılan 5566 sayılı kanun kabul edilir vs.

Ne demek istiyorum? CHP işine geldiği zaman dinciliği kimselere bırakmaz, işine gelmediği zaman da laikliğin kalesi olarak boyar gövdesini. Nitekim Gazi Mustafa Kemal 8 Nisan 1923’de ortaya attığı 9 Umde’nin ikincisinde kurulacak Halk Fırkası’nın sırtına ‘Hilafeti koruma görevini’ yüklemiyor muydu? Korudu mu?

Bugün halkın Çanakkale’ye akınını görüp de dudak bükenlerin iktidar ellerindeyken şehitliklere bir tek çivi çaktıklarına şahit olunmuş mudur? Düşünün, Çanakkale anıtı için adım atılması bile Adnan Menderes hükümeti sayesinde mümkün olabilmiştir.

Çanakkale, Tek Parti döneminde belki de bir tek Mustafa Kemal’in “Anafartalar kahramanlığı” sayesinde tamamen unutulmaktan yakayı kurtarmış, yıllar boyu cılız resmi toplantılarla baştan savılmıştır. Tek Parti devrinde resmi heyetler lüks vapurlara doluşup karaya çıkma zahmetine dahi katlanmadan vapurun güvertesinden şehitlere selam gönderir, böylece millî görevlerini yerine getirdikleri sevinciyle kaptana ‘Çek evladım İstanbul’a!’ diye seslenirlerdi.

Ne var ki, devlet sahip çıkmasa da halkın yüreğinde biriken Çanakkale muhabbeti, nicedir uyandırılacağı kutlu bir sabahı gözlüyordu. Nitekim 1933’te bir avuç genç tarafından ilk ciddi Çanakkale yürüyüşü başlatılmış oldu. Yaklaşık 10 kişi olduklarını bildiğimiz bu gençler arasında Nihal Atsız, günümüz gençliğine maalesef “Tarkan’ın dayısı” olarak tanıtmak zorunda kaldığımız Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar ve ileride milli eğitim bakanı sıfatıyla imam hatip okullarının açılması uğrunda unutulmaz gayretlerine tanık olacağımız Tevfik İleri’yi görürüz. Grup, 9 gün boyunca savaş alanını araştırmış, köylülerden şehit mezarlarının yerlerini öğrenmişti. Anladınız muhtemelen; 1933’te daha Türk şehitliği mevcut değildi.

İşte şimdilerde Çanakkale’ye akan milyonların ilk adımı o 1933 yılının Mart’ında atılmıştı. Ertesi yıl 300 kişi oldular, sonra binler, yüz binler. İster inanın, ister inanmayın, zamanın CHP Genel Sekreteri Recep Peker, gençlerin aralarında para toplayarak bir Çanakkale anıtı yapma girişimleri karşısında “Bu işin sonu kötü olur” tehdidinde bulunmuştu.

Bir akımın önünü kesebilirsen kes, kesemezsen kendine doğru çevir, ilkesinden hareket eden CHP yönetimi zamanla Çanakkale’ye sahip çıkar görünmek ihtiyacını duydu. Bekledikleri fırsat bir askerî darbeyle karşılarına çıktı. 27 Mayıs güya bir gençlik hareketiydi ya, yandaş gençlik derneklerine kovayla para akıtmaya, böylece CHP gençlik kolları eliyle sözde Atatürkçü bir gençlik oluşturmaya karar vermişlerdi.

İşte 18 Mart 1962’de tarihe “Kadeş rezaleti” diye geçen, gençliği Çanakkale’yle buluşturma gezisi düzenlenmişti. Kadeş adlı vapura doldurulan kızlı erkekli bin kadar genç, sözümona çağdaş gençlik dernekleri tarafından özel olarak seçilmişti. İşin tuhafı, gemiye yalnız genç kızlar ve erkekler değil, aşırı miktarda içki de doldurulmuştu. Düşünün, Çanakkale şehitlerini ziyarete gidiyorsunuz, anneleri babaları yanlarında olmayan bir gemi dolusu genç ve kasalarla içki alarak yola çıkıyorsunuz. Niyet ne? Faşing mi?

Yolculuk beklenebileceği gibi tam bir rezaletle sonuçlandı. Sarhoş olup gece boyu dans eden, yerlerde sızan, olmadık cinsel rezaletlere imza atan bu seçkin gençliğin Çanakkale’ye çıktığında ayık gezebildiğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Cümbür cemaat lokantalara dalmışlar, içkiler, naralar gırla devam etmiş ve bin kişi içinden şehitliklere gidecek topu topu 40-50 genç ancak bulunabilmişti.

Bir süre kamuoyundan saklanmaya çalışılan, ancak bir gazetecinin ifşasıyla deşifre edilen bu rezaletin perde arkası, zamanın gazetelerinde günlerce yazılıp çizilmiş ve bir tanesini burada gördüğünüz ‘şok fotoğraflar’ basına malzeme olmuştu. Kameralar gemide bulunanlara yönelince bir genç orada yaşadıklarını şöyle anlatmıştı (bazı ifadeleri sansürlemek zorunda kaldığımı belirteyim):

“Gemi hareket eder etmez gençler gruplar halinde içki içmeye başladılar. Erkeklerin özellikle kızları sarhoş etmeye çalıştıkları belli oluyordu. Sarhoş olan kızlar, bir süre dans ettikten sonra erkekler tarafından dışarı çıkarılıyor ve karanlık bir yerlere götürülüyor, daha sonra beraberce dönüyorlardı. İstisnasız bütün masalarda kumar oynanıyordu. Kaptan gelip kumar kâğıtlarını toplamak istediyse de vermediler. Kendilerine karışmak isteyen birkaç görevliye, “Biz Atatürk’ün yolundayız, bize kimse karışamaz” diye karşılık veriyorlardı. “Dağ Başını Duman Almış” marşı, sarhoş naralarına karışıyordu. Dönüşte de aynı rezalet devam etti. Hatta bir grup genç, kapının önüne masa ve sandalye yığmak suretiyle bir koridoru kapatıp lambaları söndürmüşler, içeride çılgınlar gibi eğleniyorlardı. Birkaç kişi içki komasına girmiş, üç genç kız bekaretini yitirmiş, evlerine ağlayarak dönmüşlerdi.”

Geziden önce 1 milyon 700 bin liraya özel olarak dayanıp döşetilen Kadeş vapurunun mahvolduğunu gören ‘öteki gençler’, CHP’nin 40 yılda gençliği ne hale getirdiğinin hesabını sormaya giriştiler. Çanakkale şehitlerinin ruhlarını şâd edecek gezilere katılanların sayısı, bu toprakların itilen, kakılan, ezilen, adam yerine konulmayan ama ataları için bir şey yapamadığı için vicdanı kanayan ‘öteki çocuklar’ tarafından milyonlara vardırıldı bugün. Ve “Kadeş rezaleti”ni icra edenleri değil, altyapısını hazırlayanları silip süpürenler onlardan başkası değil.

Çanakkale kolay kazanılmamıştı. Ama ikinci Çanakkale zaferi de kolay kazanılmadı. 

DAHA ÖNCEDE YAZDIM YA BUNLAR ATATÜKÇÜYÜZ GEÇİNEN YOBAZLARIN GENÇLİĞİ DİYE. 

10月17日

YAZILMAMIŞ DESTANLAR'DAN

......--Libya'da büyük kahramanlıklar yaptınız;Balkanlarda da inanılmaz işler başardınız.Bunları neye borçlusunuz?
---"Siz her halde tarihimizi bilmiyorsunuz.Bilmiş olsaydınız,ne Libya'da yaptıklarımıza kahramanlık,nede buradaki işlerimize inanılmaz derdiniz.Biz sadece ecdadımıza ve insanımıza lâyık olmaya çalışıyoruz".
---"Balkan devletleri rasında anlaşmazlık yakında tam giderilirse,durumunuz ne olur"?
---"Düşmanın zayıflığı veya güçlülüğünden ziyade hareketimizi vicdanımız tayin  eder.Topraklarımızı kurtarmaya kara verdiğimiz zamanda,düşmanlrımızın her an anlaşabileceklerin hesaba katmıştık".
---"Dışardaki nöbetçileriniz arasında muhteşem görünüşlü bir zenci var.Müsade ederseniz onunla görüşmek istiyoruz".
---"Buyrun rahatça görüşebilirsiniz".
Eşref beye ayrı ayrı veda ettiler.
Dışarıya çıkan,Zenci Musa'nın yanına geliyordu.Sıkıldığı belli olan Zenci Musa'nın siyah rengi tunçlaşıyordu.
Tercüman:
---"Kumandanınızdan izin aldık.Size de bazı sorular soracaklar"dedi.
Zenci Musa terliyordu.
---"Buyursunlar"
Tercüman soruları tercüme etmeğe başladı:
---"Sizi buraya zorla kim getirdi"?
---"Beni zorla kimse getirmedi.Ben gönüllüyüm".
---"Niçin ve nasıl gönüllü oldunuz"?
---"Bir gün Mısır'da duydum ki İtalyanlar Trablus Garb'a çıkarma yapmışlar ve İstanbul'dan gelen bir avuç subay onlara karşı koyuyormuş.Ben de silahımı alıp,gönüllü iştirak ettim.Sonrada buraya geldik.Türk çocuklarını Libya'nın savunmasına çeken ne ise,bizleride aynı şey buraya getirdi.
---"Fırsatını bulsanız,ülkenize hemen dönermisiniz"?
---"Fırsat her zaman var.Gönüllü olduğumuzu söyledim;bizi burada tutan bir güç yok ki !".
---"Ne zamana kadar göünllülüğünüz devam edecek"?
---"Bunu kumanda heyetimiz,bilhassa Eşref Bey bilir.Biz gönüllüyüz;ama kumandansız bir şey yapamayız".
---"Tahmininizce onlar ne ne düşünüyorlar"?
---"Tam bilemem;fakat bizim için iki ihtimal olduğuna inanıyorum.Ya son göünüllümüze kadar şehit olacağız,yahut da İslâm topraklarından düşmsnı sıyırıp atacağız".
Resimleri çekildikçe Zenci Musa'nın yüzünde ter damlaları çoğalıyordu.
Ününü duydukları SAİD NURSİ ile de mutlaka konuşmal istiyorlardı.Tercüman,ikindi namazını kılmak için Selimiye Camii'ne gittiğini öğrenince o tarafa yürüdüler.
Said Nursi camiden çıkmış,yanındakilerle konuşarak geliyordu.Yanındakilerin tavrından ona hürmet gösterdikleri belli oluyordu.Tercüman:
---"Efendim,Batılı gazetecilersiznle konuşmak istiyorlar"derken resmini çekmeğe  başladılar.
Said Nursi'nin bakışları değişti.
---"Niçin benimle konuşmak istiyorlar"?Hem din alimisiniz,hem de savaşıyorsunuz;buradaki tenakuzu anlamak istiyorlar".
Said Nursi'nın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.
---"Misafirlerimizi müşkül durumda bırakmak isteme;fakat Haçlı ordularının hazırlanmasında hıristiyan din adamları önemli görevler yaptılar.Papalık hangi savaştan geri duruyor?Ve onla Hz.İsa'yı takip ettiklerini söylüyorlar.Hz.İsa'nın da"BİR YANAĞINIZA MI VURDULAR;DİĞERİNİ DE ÇEVİRİNİZ" dediğini de dillerinden düşürmüyorlar.Ayrıca biz Müslümanız.Allah'ın Resûlü de azmı savaşlara girip çıktı"?
 
Tercüman soruları Türkçe'ye,cevapları İngilizceye çeviriyordu.
---"Karşınızdakilerin hıristiyan olmasını mı  sizi savaşa sizi savaşa mecbur ediyor"?
Said Nursi hiç tereddüt etmedi.
---"Hyır.İslam kelime olarak selâm,selamet  mastarından gelir.Kök itibarıyle"Her türlü bela ve afetten uzak olmak" demek."Barış,emniyet,ibadet,itaat mânâları da vardır.Ayrı dinden olmayı savaş telakki etseydik,İstanbul'da ve diğer pek çok şehrimizde yaşayan hıristiyan ve musevilere hayat hakkı tanımadık.Ve bu soruyu soran şunu untmaması lazımdır ki bu gün bize saldıranlar dört-beş yüz tebamızdı;onlar bu gün yaşıyorlarsa,hayatlarını Müslüman oluşumuza borçludurlar.Tarih şahittir,herhangi bir milletin ayrı bir dinden olması bizim için savaş konusu değildir.BİZ VATANIMIZ VE EZİLEN MÜSLÜMANLARIN HAKKI,HUKUKU,HÜRRİYETİ İÇİN SAVAŞIYORUZ".
10月14日

SOSYAL DEMOKRAT İRTİCACILARINA İLTHAF OLUNUR

M.KEMAL ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923 TARİHİNDE
ZAĞNOS PAŞA CAMİİ MİNBERİNDE YAPTIĞI KONUŞMA
 
EY MİLLET;ALLAH BİRDİR,ŞANI BÜYÜKTÜR.ALLAH'IN SELAMETİ,SEVGİ VE İYİLİĞİ ÜZERİNİZE  OLSUN.PEYGAMBER EFENDİMİZ HAZRETLERİ,CENAB-I ALLAH TARAFINDAN İNSANLARA DİNİ HAKİKÂTLARİ  TEBLİĞE MEMUR EDİLMİŞ VE REÛL OLMUŞTUR.TEMEL NİZAMI HEPİMİZİN BİLDİĞİ GİBİ KUR'AN-I AZİM-ÜŞŞAN'DA  Kİ AÇIK VE KESİN HÜKÜMLERDİR.
 
İNSANLARA MANEVİ MUTLULUK VERMİŞ OLAN DİNİMİZ,SON DİNDİR.MÜKEMMEL DİNDİR.ÇÜNKÜ DİNİMİZ;AKLA MANTIĞA VE GERÇEKLERE TAMAMEN UYMAKLA VE UYGUN GELMEKTEDİR.EĞER AKLA,MANTIĞA VE GERÇEKLERE UYMAMIŞ OLSA İDİ BUNUNLA BİRLİKTE DİĞER İLÂHİ TABİAT KANUNLARI ARASINDA ZITLIK OLMASI GEREKİRDİ.ÇÜNKÜ BÜTÜN TABİAT KANUNLARINI YAPAN CENAB-I HAKTIR.
 
ARKADAŞLAR;CENAB'I PEYGAMBER ÇALIŞMALARINDA İKİ YERE,İKİ EVE SAHİPTİ.BİRİ KENDİ EVİ,DİĞERİ ALLAH'IN EVİ İDİ.MİLLET İŞLERİNİ ALLAH'IN EVİNDE YAPARDI.HAZRETİ PEYGAMBER'İN MÜBAREK YOLLARINI TAKİP EDEREKBU DAKİKADA MİLLETİMİZEVE MİLLETİMİZİN ŞİMDİKİ VE GELECEĞİNE AİT KONULARI KONUŞMAK  MAKSADIYLA BU BU KUTSAL YERDE,ALLAH'IN HUZURUNDA BULUNUYORUZ.BENİ BU ŞEREFE KAVUŞTURAN BALIKESİR'İN DİNDAR VE KAHRAMAN İNSANLARIDIR.BUNDAN DOLAYI  ÇOK MEMNUNUM.BU VESİLE İLE BÜYÜK BİR SEVABA NAİL OLACAĞIMI ÜMİT EDİYORUM.
 
EFENDİLER.CAMİLER BİZİM BİRBİRİMİZİN YÜZÜNE BAKMAKSIZIN YATIP KALKMAMIZ İÇİN YAPILMAMIŞTIR.CAMİLER SÖYLENENLERİ DİNLEME VE İBADET İLE BERABER DİN VE DÜNYA İÇİN YAPILMASI LAZIM GELDİĞİNİ DÜŞÜNMEK,YANİ BİRBİRİMİZİN GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİNİ ALMAK İÇİN YAPILMIŞTIR.MİLLET İŞLERİNDE HER FERDİN ZİHNİNİN BAŞLI BAŞINA FALİYETTE BULUNMASI LAZIMDIR.İŞTE BİZDE BURADA DİN VE DÜNYA İÇİN GELECEĞİMİZ İÇİN HER ŞEYDEN ÖNCE HAKİMİYETİMİZ İÇİN NELER DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜ MEYDANA KOYALIM.atamm5oasm3ut9ao7iw8
ANLAMAK İSTİYORUM.MİLLİ EMELLER,MİLLİ İRADE YALNIZ BİR ŞAHSIN DÜŞÜNCESİNDEN DEĞİL,MİLLET FERTLERİNİN TAMAMININ ARZULARININ,EMELLERİNİN BİRLEŞKESİDİR.BUNDAN DOLAYI BENDEN NE ÖĞRENMEK VE NE SORMAK İSTİYORSANIZ SORMANIZI RİCA EDERİM.

MÜMKÜN OLSAYDI EĞER

ALINTIDIR.(DİANA LOOMANS)
 
çocuğmu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:
 
Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,
Parmakları ile resim yapmayı öğretirdim.
 
Hatalarını daha az düzeltir,
Onunla daha çok yakınlık kurmağa çalışırdım.  
 
Onu sadece gözlerimle izler, 
Saat kısıtlamaları koymazdı
 
Daha bilgili olmağa çalışır,
Daha çok şefkat gösterirdim
 
Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,
Uçurtmalar uçururdum.
 
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,
Onunla oyun oynardım.
 
Onunla kırlarda koşar,
Yıldızları seyrederdim.
 
Onunla daha az çekişir,
Ona daha çok sarılırdım.
 
Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar,
Sonra bir ev almağa çalışırdım.
 
Ona her zaman katı davranmaz,
Onu daha çok  onaylar ve yüreklendirirdim.
 
Güç konusunda daha az ders verir,
Sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.
 
10月11日

HADİSİ ŞERİFLER

 
02 Eylül

HADİS-İ ŞERİFLER

 

 


                                 PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM EFENDİMİZİN AHLÂK ÜZERİNE HADİSLERİNDEN :
 
EN HAYIRLINIZ , AHLÂKÇA EN GÜZEL OLANINIZDIR.
 
Hz.Âişe (R.A.) şöyle   buyuruyor                              
 Resûl-i Ekrem  (S.A.V.) şöyle söyleyerek  dua ederdi:
"ALLAH'IMYARADILIŞIMI GÜZEL YAPTIĞIN GİBİ,AHLÂKIMI DA GÜZELLEŞTİR"
 
Ebû Ümâme (R.A.):Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur:
"BEN, HAKLI OLDUĞU HALDE BİLE ÇEKİŞMEYİ BIRAKAN KİMSE İÇİN CENNETİN AVLUSUNDA BİR KÖŞK,ŞAKA DA OLSA YALAN SÖYLEMEKTEN KAÇINAN KİMSE İÇİN CENNETİN ORTASINDA BİR KÖŞK VE AHLÂKI GÜZEL OLAN KİMSE İÇİN DE CENNETİN EN YÜKSEK YERİNDE BİR KÖŞK VERİLECEĞİNE KEFİLİM"
 
Hazret-i Ali  radyallahû anh'den:
Resûl-i Ekrem salla'llahû aleyhi ve sellem Efendimiz:
-"CENNETTE DIŞI İÇİNDEN,İÇİ DE DIŞINDAN (ŞEFFFA) KÖŞKLER VARDIR."BUYURDU.BUNUN ÜZERİNE BİR BEDEVİ KALKARAK:
-YÂ RESÛLALLAH!ONLAR KİMLER İÇİNDİR?DİYE SORDU.
PEYGAMBER EFENDİMİZ:
"YUMUŞAK VE TATLI KONUŞAN,YEMEK YEDİREN,ORUCA DEVAM EDEN,İNSANLAR UYKUDA İKEN NAMAZ KILANLAR"İÇİNDİR " BUYURDU.
 
Hz.Enes (R.A.)den,Ümmü Habibe şöyle demiştir:
-Yâ Resûlallah,dünyada iki kere evlenen bir kadın öldükten sonra her iki kocası cennete girdiklerinde,bu kadın ilk kocasının mı,yoksa son kocasının mı olacaktır?Peygamber efendimiz:
-MUHAYYERDİR,DÜNYADA KENDİSİYLE (İYİ GEÇİNEN) GÜZEL AHLÂKLISI CENNETTE KOCASI OLUR.(*)
YÂ ÜMM-İ HABİBE,GÜZEL AHLÂKI DÜNYA VE AHİRETİN (BÜTÜN)HAYRINI YOPLAYIP İÇİNE ALMIŞTIR.
(*) Allâhu Teâlâ diğer kocanın aklına düşürmez de  onu başkaları ile razı ve taltif eder.
 
Hazret-i Ebû Hüreyre (R.A.den.Resûl-i Ekrem buyurdu ki:
 
ALLÂHU TEÂLÂ İBRAHİM ALEYHİSSELÂMA ŞÖYLE VAHYETTİ:
"HALİLİM!KÂFİRLERE KARŞIDA OLSA AHLÂKINI GÜZELLEŞTİR Kİ,İYİLER VE HAYIRLILAR MEYANINA GİRESİN.AHLÂKINI GÜZELLEŞTİREN KİMSEYİ,ARŞIMIN ALTINDA GÖLGELENDİRİP CENNET SULARINDAN İÇİRECEĞİMİ VE CİVARIMA YAKLAŞTIRACAĞIMI VÂDETTİM"
16:43 | Yorum ekle |

Yorumlar
Önceki 20 yorumu görmek için tıklatınSonraki 20 yorumu görmek için tıklatın
Önceki 20 yorumu görmek için tıklatınSonraki 20 yorumu görmek için tıklatın
10月8日

KADİR GECESİ


En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.

Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa "Leyletü'1-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir:
"Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."

Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :
"O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir."

Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur'ânî sofraya başta Kur'ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü'minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.
Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.



Hadislerde Kadir Gecesi

- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız

- İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb'ım! Siz leyle-i Kadr'i Ramazan'ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır

- Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan'ın son on günü girince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa'y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı.

- Ebû Hüreyre radiyallâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.

Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?
"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde e düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(1)

Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2)

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.
Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız?
Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.

Sure neden Kadir Gecesinde indi?
Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.

Neden "Kadir" Gecesi?
Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)

"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir. (4)

Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)

Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan'nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.
Bunun için mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur'ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.
Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur'ân okunur, Kur'ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah'a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.

"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (6)

Bu gecede nasıl dua edelim?
Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:
"Dedim ki, 'Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?’
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî (Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin' buyurdu"
Kaynaklar
1) Hak Dini Kur an Dili. 6:4592
2) Muvatta. İtikâf:6
3) Duhan Suresi, 3. ) Hak Dîni Kur'ân Dili, 9:5970.
5) Müsned, 2:27.
6) Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua
_________________
Elimde şehadet karanfillerim
Yıllardır umutla bekler gözlerim
Ecelim sararken güvercin kanat
Alnıma yazılır ölümsüz ayet
Kalbimde başlarken bir yeni hayat
Rüzgarlar fısıldar şehit, şehâdet...
10月4日

MİSKİN YUNUS

ÖZÜNDE,SÖZÜNDE DOSTDOĞRU YUNUS,ŞİMDİKİLER.........

DOĞRUDAN ŞAŞMAZ YUNUS DERVİŞ

Anma mısın şol günü (sen)gözün nesne görmez ola
Düşe sûretin toprağa haber vermez ola
 
Çün azrail ine tuta assı kılmaz ana ata
Kimse doymaz o heybete kalktan meded ermez ola
 
Oğlan gider danışmana saladır dosta düşmana
Sonra gelmek peşimana sana assı kılmaz ola
 
Evvel gele şol yuyucu ardıda şol su koyucu
iledip kefen sarıcı bunlar hâlin bilmez ola
 
Ağaç  ata bindireler sinden yana göndereler
Yer altına indireler kimse ayrık görmez ola
 
Üç güne kadar oturalar hep işini bitireler
O! dem dile getireler ayrık kimse anmaz ola
 
Yunus miskin bu öğüdü sen sana versen yeğ idi
Bu şimdiki mahlukata assı kılmaz ola
 
         ***********
 
İşit sözünü ey akıl tanla seher vaktinde dur
Öyle buyurmuş ol kâmil tanla seher vaktinde dur
 
İşit ne der horozunuz tanlaverilir rûziniz
Dost dergahına tutgıl yüz tanla seher vaktinde dur
 
İşit sözümü ey sağır tâ terazin gele ağır
Yalvar calab'ına çağır tanla seher vaktinde dur
 
Yatanların yatlı hali hiç nesneye ermez eli
Seher eser rahmet yeli tanla seher vaktinde dur
 
Kuşlarla durgıl bile kıl namazı imam ile
Yalvar günahını tanla seher vaktinde dur
 
Okuna kur'an u Ya Sin kulak urup dinleyesin
Dağca günahlar yuyasın tanla seher vaktinde dur
 
Okuna Hadis-ü kelam diyeler Aleyhisselam
Âşık isen belli bilem tanla seher vaktinde dur
 
Helal ola sana uçmak uçmakta huriler koçmak
Kevser şarabını içmek tanla seher vaktinde dur
 
Miskin Yunus aç gözünü uyar gafletten özünü
Tâ bilesin kendözünü tanla seher vaktinde dur