yahya's profile TÜRKİYEM BENİM ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    October 27

    MUTLUYUM

    BU GÜN MUTLUYUM.MUTLUYUM ÇÜNKÜ EVLENDİM.
    BU MUTLULUĞUMU SİZ DEĞERLİ ARKADAŞLARIMLA PAYLAŞMAK İSTEDİM.
     
    I AM VERY HAPPY!BECAUSE , I GOT MARRIED.I AM ING THIS SHARE.
     
     
     
     
     
    October 17

    HELL ( CEHENNEM HK.AYETLER)

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    The Unbelievers will be led to Hell in groups: until, when they arrive, there, its gates will be opened, and its keepers will say, "Did not messengers come to you from among yourselves, rehearsing to you the Signs of your Lord, and warning you of the Meeting of this Day of yours?" The answer will be: "True: but the Decree of Chastisement has been proved true against the Unbelievers!"

     (To them) will be said: "Enter ye the gates of Hell, to dwell therein: and evil is (this) Abode of the Arrogant!"

    Verses of the Qur'ân Surah: 39/71-72

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

     For those who reject their Lord (and Cherisher) is the Chastisement of Hell: and evil is (such), destination.

     When they are cast therein, they will hear the (terrible) drawing in of its breath even as it blazes forth,

     Almost bursting with fury: Every time a Group is cast therein, its Keepers will ask, "Did no Warner come to you?"

     They will say: "Yes indeed; a Warner did come to us, but we rejected him and said, 'Allah never sent down any (Message): ye are nothing but a grave error!'"

     They will further say: "Had we but listened or used our intelligence, we should not (now) be among the Companions of the Blazing Fire!"

     They will then confess their sins: but far from Allah's mercy are the Companions of the Blazing Fire!

    Verses of the Qur'ân Surah: 67/6-11

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    Those who reject our Signs, We shall soon cast into the Fire: As often as their skins are roasted through, We shall change them for fresh skins, that they may taste the penalty: for Allah is Exalted in Power, Wise.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 4/56 

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    If thou couldst but see when they shall be made to stand by the Fire! They will say: "Would that we were but sent back! Then would we not reject the Signs of our Lord, but would be amongst those who believe!"

    Verse of the Qur'ân  Surah: 6/27

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    He will say: "Enter ye in the company of the Peoples who passed away before you - men and Jinns, - into the Fire." Every time a new People enters, it curses its sister-People (that went before), until they follow each other, all into the Fire. Saith the last about the first: "Our Lord! it is these that misled us: so give them a double punishment in the Fire." He will say: "Doubled for all" : but this ye do not know.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 7/38

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    Say, "The Truth is from your Lord": Let him who will believe, and let him who will, reject (it): for the wrong-doers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will hem them in: if they implore relief they will be granted water like melted brass, that will scald their faces, how dreadful the drink! How uncomfortable a couch to recline on!

    Verse of the Qur'ân Surah: 18/29

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    Do the Unbelievers think that they can take My servants as protectors besides Me? Verily We have prepared Hell for the Unbelievers for (their) entertainment.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 18/102

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    And We shall drive the sinners to Hell, (like thirsty cattle driven down to water)

    Verse of the Qur'ân  Surah: 19/86

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    Nay they deny the Hour (of the judgment to come): but We have prepared a blazing fire for such as deny the Hour

    Verse of the Qur'ân  Surah: 25/11

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    And those who have rejected Faith and falsely denied Our Signs and the meeting of the Hereafter,- such shall be brought forth to Punishment.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 30/16

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    But those who reject (Allah) - for them will be the Fire of Hell: no term shall be determined for them, so they should die, nor shall its chastisement be lightened for them. Thus do We reward every ungrateful one!

     Therein will they cry aloud (for assistance): "Our Lord! Bring us out: we shall work righteousness, not the (deeds) we used to do!" - "Did We not give you long enough life so that he that would should receive admonition? And (moreover) the warner came to you. So taste ye (the fruits of your deeds): for the wrong-doers there is no helper."

    Verses of the Qur'ân  Surah: 35/36-37

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    On the Day of Judgment wilt thou see those who told lies against Allah.- their faces will be turned black; Is there not in Hell an abode for the Haughty?

    Verse of the Qur'ân   Surah: 39/60

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    For the Rejecters we have prepared Chains, Yokes, and a Blazing Fire.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 76/4

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    But those who reject Our Signs, they are the (unhappy) Companions of the Left Hand.

     On them will be Fire vaulted over (all round).

    Verses of the Qur'ân  Surah: 90/19-20

     

    In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful

    Those who disbelieve, among the People of the Book and among the Polytheists, will be in Hell-Fire, to dwell therein (for aye). They are the worst of creatures.

    Verse of the Qur'ân  Surah: 98/6

     

     
     
    October 13

    KAİNATI VE İNSANI YARATAN KİMDİR

     
     
    Geçmişten günümüze "KAİNATI VE İNSANI YARATAN KİMDİR"  sorusuna "ALLAH (c.c.) YARATTI"cevabının dışında dört farklı cevap verilmiştir.
     
    1 - Tabiat yarattı.
    2 - Her şey tesadüfen oldu.
    3 - Kendi kendine oldu.
    4 - Sebepler yarattı.
     
    Yaratıcı adaylarını kısaca tarif edelim.
     
    1 - TABİAT : Etrafımızda bulunan belli kurallar ve kanunlar çerçevesinde sürekli gelişen,değişen,canlı ve cansız varlıkların hepsine
                         verilen isim.
    2 - TESADÜF: Bir plan ve proğram dahilinde oplmayan,raslantı sonucu olan şeylere verilen isim.
    3 - KENDİ KENDİNE OLMAK : Bu ifadenin sözlük anlkamı yok."Var olan bir şeyin, bir var edeni,varlığına yön veren biri olmadan,
                                                     kendi kendine varlık sahasında bütün özellikleri ile yer alması" anlamına gelir.
    4 - SEBEP : Bir şeyin olmasına neden olan şey.
          
          Bir şeyin yaratıcı olması için aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekir.
    1 - İLİM : Bir şeyi yapmadan önce ne yapacağını ve nasıl yapacağını bilmek.
    2 - İRADE : Bildiği her şey üzerinde dilediği istikamette tercih yapabilme isteği.
    3 - KUDRET : Bildiği ve dilediği her şeyi var edebilecek güce sahip olmak.
          Yukarıdaki 3 özelliği biraz açalım.
     
    İLİM :
     
    Yaratılacak her şeyi yaratmak için hangi bilgilere sahip olmak gerekiyorsa, o bilgileri bilme demektir.
     
    Bir inek yaratılacaksa, o ineği yaratacak olanın o ineğin DNA'sına ait bütün bütün özellikleri proğramlaması, o ineği bir inekten doğacak, bir ineği doğuracak,ot yiyecek,süt yapacak,nefes alacak,alınan nefesle kanını temizleyecek,kanının içinde alyuvar ve akyuvarlarıvar edecek, onlara görevlerini öğretecek,onun yediği otu,süte,yağa,ete dönüştürecek,ineğin gözüyle güneş,midesiyle ot,ciğeri ile hava arasındaki ilişkiyi bilecek bir ilim sahibi olması gerekir.
     
    Bir inek için bunlar ve daha nice özelliklerin bilinmesi gerekiyor.Bu ve benzeri bilgilerin var olan her canlı için bilinmesi gerekiyor.Bunları bilmeyen yaratıcı olamaz.
     
     
    İRADE ;
     
    Bilgiyi, dilediği gibi yönetme ve yönlendirme gücü. İnsanı yaratmayı bilen yaratıcı, o insanı diğer insanlardan ayırt edecek özelliklerini, DNA'sına kodluyor.Dilediği bir ülkede, dilediği bir ailede, dilediği bir zamanda dünyaya getiriyor, o insanlardan ayırt edici özellikleri ile yaratıyor.Bir insanın simasını bütün insanların simasına benzetmemek için, var olan bütün insanların simasını aynı anda bilmek, son yaratılan insanı da öncekilerden farklı olarak yaratmak, farklılıklar arasında tercih yapacak bir iradeyi gerekli lılar.Bu iradeye sahip olamayan yaratıcı olamaz.
     
    Bu konuda bütün insanları birbirinden ayıran simayı örnek verebiliriz.
     
    Bir insanın simasını bütün insanların simasına benzetmemek için iki şey gereklidir:
     
    1 - Yarattığı bütün insanların simasını aynı anda bilmek.
    2 - O kadar farklı simanın yanında, farklı bir tercih yaparak, son yarattığı insanı öncekilere benzetmemek.
     
    bu iradeye sahip aolamayan yaratıcı olamaz.
     
    KUDRET :
     
    Bildiğini, istediğini görünür hale getirebilecek gücün sahibi olmak.Yaratıc güneşi yaratma ilmine sahip olacak, güneşi yaratmayı dileyecek,sonrada güneşin var olması için,"OL" diyecek ve güneş olacak.Kudret olmayınca, bilmek ve istemek, bilinen ve istenenin olması için yeterli değildir.
     
    Var olan her şey insan için yaratılmıştır.Bu durumun iki sonucu vardır.Ya insan bütün varlıklara ( güneşe,aya,dünyaya,havaya....v.s.) söz geçirecek bir kudretin sahibi olacak, ya da insanı yaratan, bütün varlıkları insanın emrine verecek bir gücün sahibi olacak.
     
    İnsanın emrine tahsis edilen bütün varlıklara söz geçirmede aciz kalışı, bütün varlıklara söz geçiren ve onları insanın emrine veren şefkatli ve merhametli, her şeye gücü yeten bir Kadir-i Zülcelali gösterir.Bu özelliklere sahip olamayan yaratıcı olamaz.
     
     
     
     
     
     
    October 11

    Ö L Ü M N O K T Ü R N Ü

     
     
    seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
    yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

    çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
    ellerine dokundun; sana inandı ölüm

    o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
    uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

    akkor dudaklarından ağı düştü içime
    yollarında yürürken sanki insandı ölüm

    viran eylediğin gün yorgun hayallerini
    ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

    bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
    bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

    süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
    benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

    her akşam tufanında harap oldu güneşim
    gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

    sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
    dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

    ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
    bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm

     

    NURULLAH GENÇ'TEN ALINTI

     
     
     
    October 05

    RUHUNUZ ŞAD,CENNET MEKANINIZ OLSUN

     

    Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nin Irak sınırındaki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na teröristler saldırdı. Çıkan çatışmada 15 askerimiz şehit oldu, 20 askerimiz yaralandı. 23 terörist ise öldürüldü.

    İŞTE O KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZ

    Şehit evlerine ateş düştü

    İşte kimliği açıklanan şehitlerin isimleri:

    - Astsubay Çavuş Hasan Önal (Eskişehir)

    - Uzman Çavuş Cahit Yıldırım (Erzurum)

    - Uzman Çavuş Selçuk Can (Osmaniye)

    - Uzman Çavuş Hasan Aygör (Kırıkkale)

    - Uzman Çavuş Onur Ilgin (Adana)

    - Uzman Onbaşı Bahattin Erturhan (Sivas)

    - Uzman Onbaşı Rasim Eser (Mersin)

    - Çavuş İlhan Küçükksolak (Kocaeli)

    - Onbaşı Muhammet Aydemir (Artvin)

    - Er Hakkı Aran (Diyarbakır)

    - Er Davut İlbaş (Siirt)

    - Oktay Karakelle (Bayburt)

    - Er Çağlar Mengü (İstanbul)

    - Er Ramazan Yeşil (Antalya)

    - Er Halil İbrahim Arılık (Denizli)

    Şehit evlerine ateş düştü

     

     

    Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nin Irak sınırındaki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda şehit olan 15 askerimizin evine ateş düştü.

     


     

    Şehit evlerine ateş düştü

    4 Ekim 2008

     

     

     

     

    Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nin Irak sınırındaki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda şehit olan 15 askerimizin evine ateş düştü.

    İŞTE O KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZ

    Şehit evlerine ateş düştü

    Osmaniye'de şehit acısı

    Aynı sokakta 21 günde 2'inci şehit

    Düziçi İlçe Jandarma Komutanlığı'nda görevli subaylar, evli ve 1 çocuk babası şehit Selçuk Can'ın (fotoğrafta eşi ve çocuğu ile) Cumhuriyet Mahallesi'ndeki baba evine giderek acı haberi bildirdi. Bu sırada evin bulunduğu sokakta ambulanslar hazır bekletildi.

    Eşi ikinci çocuğuna hamile olan Selçuk Can'ın şehit olduğu haberini alan yakınları gözyaşlarına boğuldu. Acı haberin kısa sürede duyulması üzerine şehidin yakınları ve vatandaşlar eve akın edip, aileye başsağlığı dileklerinde bulundu. 

    Şehit Selçuk Can'ın cenazesinin yarın Düziçi Şehitliği'nde toprağa verileceği bildirildi.

    ŞEHİT İLBAŞ SİİRT, ŞEHİT ARAN DİYARBAKIRLI

    Siirt şehidine ağıt
    Şehit olan 15 askerden 2'sinin Diyarbakır ve Siirtli olduğu belirlendi. Siirt nüfusuna kayıtlı Davut İlbaş'ın 2 çocuk babası ve teskeresine 4 ay kaldığı öğrenilirken, Hakkı Aran'ın ise Diyarbakır'ın Bağıvar beldesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirlendi.

    Aktütün Karakoluna düzenlenen saldırıda şehit olan 15 askerden biri olan Hakkı Aran'ın Bağıvar Beldesindeki evine, haber ulaşmasıyla ateş düştü. Jandarma ekipleri, bir ambulansla köye giderek şehidin ailesine acı haberi verdi. Haberi öğrenmesinin ardından baba Mehmet Aran Hakkari'ye gitmek üzere yola çıkarken, şehidin evinde yükselen ağıtlar yürekleri dağladı. Şehit evini ziyaret eden Sur Kaymakamı Erdoğan Aydın, şehit yakınlarını teselli etmeye çalıştı.

    Şehit annesi Zekiye Aran, üzüntüsünü Kürtçe ağıtlar yakarak dile getirdi.

    Öte yandan, helikopterle Diyarbakır Asker Hastanesine getirilecek olan şehidin cenazesinin düzenlenecek törenin ardından Diyarbakır merkeze bağlı Bağıvar Beldesinde toprağa verileceği belirtildi.

    TERHİSİNE 4 AY VARDI

    Saldırıda şehit olan komando çavuş İlhan Küçüksolak'ın Kocaeli'nin Çayırova ilçesindeki evinde üzüntü hakim.

    Gebze İlçe Jandarma Komutanı Nedim Selvisu, sağlık ekibiyle birlikte şehidin Emek Mahallesi'ndeki evine giderek acı haberi ailesine iletti, şehidin yakınlarına başsağlığı diledi.

    Bu sırada şehidin babası Kemal, annesi Kadriye Küçüksolak ile iki kardeşi sinir krizi geçirdi. Binbaşı Selvisu, aileyi teselli etmeye çalıştı, şehidin yakınları da anne ve babayı sakinleştirmek için gayret gösterdi.

    Baba Kemal Küçüksolak, oğluyla bayramın ikinci günü telefonla görüştüğünü, “Terhisine 4 ay kaldığını, rahatının iyi olduğunu, kendisini merak etmememizi söyledi” dedi.

    Aile teröre lanet okurken, kendini toparlayarak metanetini korumaya çalışan baba Küçüksolak, “Vatan sağ olsun” diye konuştu.

    Üç kardeşten en küçüğü olduğu öğrenilen jandarma komando çavuş İlhan Küçüksolak'ın (21) cenazesinin yarın Kocaeli'ne getirilmesinin tahmin edildiği öğrenildi.

     ANTALYA'DAKİ ŞEHİT ACISI

    Şehit ailesi yasta

    Çatışmada şehit olan erlerden birinin Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Zırlankaya köyünden olduğu öğrenildi.

    Antalya kent merkezindeki bir erkek berberinde kalfa olarak çalışan ve yaklaşık 9 ay önce askere uğurlanan Ramazan Yeşil, çatışmada şehit düştü.

    Askeri yetkililer, Ramazan Yeşil'in şehit düştüğü haberini Zırlankaya'da yaşayan ailesine bildirdiler.

    Ramazan Yeşil'in, Havana ve Ali Yeşil'in, 4 çocuğundan ikincisi olduğu, şehit erin ablasının yanı sıra iki erkek kardeşinin daha bulunduğu öğrenildi.

    Ramazan Yeşil'in şehit düştüğünün haberinin köye ulaşmasından sonra, şehidin arkadaşları, akrabaları ve yakınları köye geldiler.

    SİLİFKE'YE ATEŞ DÜŞTÜ

    Saldırıda şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı Rasim Eser'in (25), Mersin'in Silifke ilçesindeki ailesine acı haberi ilçe kaymakamı Ahmet Beyoğlu verdi.

    Silifke'nin Atayurt belgesinin Olukbaşı Mahallesi'nde yaşayan Eser ailesinin evine, Garnizon Komutanı Binbaşı İbrahim Alan, Emniyet Müdürü Mehmet Yüceli, Sağlık Grup Başkanı Dr. Deniz Kayam ve jandarma komutanlığında görevli rütbeli personelle gelen Silifke Kaymakamı Ahmet Beyoğlu, önce acı haberi verdi, ardından aileyi teselli etmeye çalıştı.

    Eşini yaklaşık 4 yıl önce kaybeden biri kız diğeri erkek iki çocuk annesi Ümmühan Eser (55), sinir krizleri geçirirken, “Evladımla en son arife günü telefonla görüşmüştüm. Onun sesini son kez duyduğumu nereden bilirdim. Tek erkek evladımın daha mürüvvetini bile görmedim. Allahım sen sabrımızı ver” diye gözyaşı döktü.

    Eskişehir'deki şehit evinde büyük acı

    Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne terör örgütü unsurlarınca düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Özal Harekatta görevli Astsubay Çavuş Hasan Önal'ın (21) Eskişehir'deki baba evinde yas var.

    Eskişehir Merkez Komutanlığı ve İl Jandarma Komutanlığı yetkilileri, sağlık ekipleriyle, şehidin 71 Evler Mahallesi Suluova Sokak'taki baba evine gelerek acı haberi yakınlarına ilettiler ve başsağlığı dilediler.

    Eskişehir'in Alpu ilçesinde bir yakınını düğününe giden şehidin babası Durmuş Ali Önal, haberi alır almaz yakınlarınca Eskişehir'e getirildi.

    Eve geldiğinde fenalaşan baba Önal, ambulansla Eskişehir Asker Hastanesine kaldırıldı. Durmuş Ali Önal'ın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.

    Şehidin çok sayıda yakınının da geldiği baba evinden yükselen ağıtlar yürekleri dağladı. Şehit Hasan Önal'ın sinir krizi geçiren yakınları, askeri yetkililer ve komşuları tarafından sakinleştirildi. Şehidin fenalaşan yakınları, ambulanslarda tedavi altına alındılar.

    Şehit Hasan Önal'ın amcası Ahmet Önal, yeğeniyle gurur duyduğunu belirterek, “Bayramda ailesini aramış (Beni merak etmeyin iyiyim) demiş. Takdiri ilahi buymuş. Vatan sağ olsun” dedi.

    Şehidin 11 yaşındaki yeğeni Kubilay Önal ile 5 yaşındaki Sudenaz Önal da gözyaşlarını tutamadılar. 2 çocuk yakınlarınca evden uzaklaştırılırken Kubilay Önal, “Dayı ben seni davul zurnayla askere göndermiştim. Teröre lanet olsun” dedi.

    Kırıkkale'deki şehit evinde yas

    Şehit düşen 15 askerden Piyade Uzman Çavuş, 28 yaşındaki Hasan Aygör'ün Kırıkkale'deki ağabeyi Dr. Duran Aygör, “Bayramda aradım, ‘Ağabey merak etme kesinlikle şehit düşmem” dedi.

    Annesi Gülten Aygör’ü geçen 15 Ağustos'ta, babasını ise 1992 yılında kaybeden Hasan Aygör, geçen yıl uzman çavuş olarak göreve başladı. Ailesinin 5 çocuğundan biri olan Aygör'ün iki ağabeyinden birinin İsmail Aygör'ün Siirt'te polis memuru, diğerinin Kırıkkale'deki bir diyaliz merkezinde görevli Dr. Duran Aygör olduğu belirtildi.

    Keskin İlçesi'ne bağlı Armutlu Köyü’nde dünyaya gelen şehit uzman çavuş Hasan Aygör'ün, aynı zamanda İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın köylüsü olduğu kaydedildi.

    Bekar olan şehit Uzman Çavuş Duran Aygör'ün Kırıkkale’nin Güzeltepe Mahallesi 547'nci Sokak'ta oturan ağabeyi Dr. Duran Aygör'ün evi taziye ziyaretinde bulunanların akınına uğradı. Eve Türk Bayrağı asılırken Dr. Aygör, kardeşiyle sık telefonla görüştüğünü belirterek, “Bayram öncesi halini hatırını sordum ve bayramımı kutladım. “Ağabey beni merak etme kesinlikle şehit düşmem' diyordu. Ama içimde bir sıkıntı vardı. Sabah televizyonu açtığımda içim cız etmişti. Vatan sağolsun artık bu şehitlere son verilsin. Ne zamana kadar aileler acılarla yatıp acılarla kalkacak” dedi.

    Kırıkkale Valisi Mustafa Bahrettin Demirer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Tuncer Aka, Jandarma Yarbay Metin Birlikbaş, Jandarma Binbaşı Türker Bayar, şehitin uzman çavuş Aygör’ün abisinin evine uğrayarak taziye ziyaretinde bulundu.

    BİR BÜYÜK ACI DA DENİZLİ'DE

    Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne terör örgütü üyelerince düzenlenen saldırıda şehit olan jandarma komando er Halil İbrahim Arlık'ın ailesine acı haber sağlık ocağında verildi.

    Alınan bilgiye göre, Denizli'nin Beyağaç ilçesine bağlı Kapuz Köyünde yaşayan şehit erin babası Turhan ve annesi Elif Ayşe Arlık, çocuklarının durumunu öğrenmek için sabah saatlerinde Beyağaç ilçesindeki Jandarma Bölük Komutanlığına gitti. Ancak burada yetkililerden bilgi alamayan aile, fenalık geçirerek ilçedeki sağlık ocağına kaldırıldı.

    Bu arada, haberi bildirmek için köye giden Denizli 11. Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı askeri yetkililer, ailenin sabah saatlerinde ilçeye gittiği öğrendi. Bunun üzerine ilçeye hareket eden askeri yetkililer, sağlık ocağında bulunan aileye durumu bildirdi.

    Bu arada, şehidin 83 yaşındaki dedesi Muhammet Arlık da haberi öğrenince fenalaşarak ilçe sağlık ocağına kaldırıldı.

    Şehidin erkek kardeşi Muhammet Arlık, kardeşinin her gün kendilerini telefonla aradığını belirterek, “Telefonda bize, sabah saatlerinde operasyona çıktıklarını ve gece geç saatlerde döndüklerini söylüyordu ve helalleşiyordu. Son iki gündür aramadı” dedi.

    Askere gitmeden önce İzmir'de çiçekçilik yaptığı öğrenilen şehit er Halil İbrahim Arlık'ın, 2'si kız 3 kardeşi olduğu, kızlardan birinin Denizli ve diğerinin de İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşadıkları öğrenildi.

    10 aylık asker olan Halil İbrahim Arlık'ın kendi köyünden bir kızla sözlü olduğu öğrenildi.

    Öte yandan, şehit erin ailesinin evinde sessizlik hakim sürerken, taziyeye, 1991 yılında şehit olan Halil Varol'un babası Abdülkadir Varol da geldi.

    Denizli'ye getirilecek şehit er Arlık'ın cenazesinin, yarın öğle saatlerinde Denizli 11. Piyade Tugay Komutanlığı'ndan alınarak Beyağaç ilçesi Kapuz Köyü'nde toprağa verileceği öğrenildi.

    ARTVİN'E ATEŞ DÜŞTÜ

    40 günlük bebeğini göremeden şehit oldu

    Şehit olan piyade onbaşı Muhammet Aydemir'in terhisine 3,5 ay kaldığı, şehit arkadaşının ismini verdiği 40 günlük bebeğini hiç görmediği öğrenildi.

    Şehit piyade onbaşı Muhammet Aydemir'in Artvin'in Borçka ilçesine bağlı Kaynarca köyündeki Tepe Mahallesi'ndeki evinde hüzün yaşanıyor.

    Kucağında 40 günlük bebeği olan şehidin eşi Fatma Aydemir, eşiyle dün telefonda konuştuğunu belirterek, “Bana 'çocuklarıma iyi bak, yakında kavuşacağız, sabret' dedi. Eşim bana hiç görmediği oğlunu emanet bıraktı. Muhammet, doğumdan önce telefon ederek, çok sevdiği arkadaşının şehit olduğunu söyledi ve oğlumuza şehit düşen arkadaşı Mert'in adını koymamızı istedi. Biz de Muhammet'in istediği gibi oğlumuza Mert adını koyduk” diye konuştu.

    Eşinin bayramda telefon ederek kendisinden bütün akrabaların telefonlarını istediğini ifade eden Aydemir, telefon numaralarını verdiği eşinin akrabaların hepsini tek tek arayarak bayramlaştığını öğrendiğini söyledi.

    Fatma Aydemir, en büyük üzüntüsünün şehit eşinin oğlunu bir kez bile görememesi olduğunu kaydetti.

    Tek çocuğu şehit olan Nazmiye Aydemir ise televizyonda 15 askerin şehit olduğu haberini duyduğunda içine ateş düştüğünü belirterek, “Oğlumun emanetlerine çok iyi bakacağım. Oğlum yavrusunu bir kez bile göremedi. Dün telefon ettim, arkadaşları göreve gittiğini söylediler, bir daha da görüşemedim” dedi.

    Şehidin babası Davut Aydemir de canının yandığını ifade ederek, “Bugün 15 şehit verdik, onlar da benim evladımdı. Bir oğlum vardı, onu da vatana şehit verdim. Vatan sağ olsun, millet sağ olsun. En büyük acım çocuğunu görememesi oldu” diye konuştu.

    Artvin Jandarma Komutanlığında görevli Binbaşı Mikail Tek, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Aydoğan Şahin, Borçka Merkez Karakol Komutanı Başçavuş Saim Temurtaş ve eşleri, şehidin ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

    SİVASLI ŞEHİDİN EVİNDE YAS

    Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne terör örgütü üyelerince düzenlenen saldırıda şehit olan jandarma uzman erbaş Bahattin Erturhan'ın (29) şehit düştüğü haberi, Sivas'taki baba evini üzüntüye boğdu.

    Alınan bilgiye göre, Ankara'da yaşadığı öğrenilen şehit Erturhan'ın Sivas'ın Kılavuz Mahallesi Hacı Baysoy Caddesi'ndeki baba evine acılı haber yetkililer tarafından verildi.

    Haberi alan şehidin babası Mehmet, annesi İsmihan, üvey annesi Emine, kardeşleri Ayşe ve Ahmet Erturhan ile yakınları üzüntüye boğuldu.

    Ağıtlar yakan anne İsmihan ile gözyaşlarını tutamayan babası Mehmet Erturhan ve fenalık geçiren yakınlarına olay yerinde bulunan sağlık ekipleri müdahale etti.

    Teröre lanet okuyan şehidin yakınlarını askeri personel ve yetkililer sakinleştirmeye çalıştı.

    Şehidin ağabeyi Ahmet Erturhan, kendisini sakinleştirmek isteyen İl Jandarma Komutanı Kıdemli Kurmay Albay Hakan Doğan'a, kardeşinin 2 yıl görev süresinin daha olduğunu, bu süreyi kendisinin gönüllü olarak doldurmak istediğini belirterek, bölgeye gönderilmesi talebinde bulundu.

    Olayı duyan şehidin akrabaları ve komşuları da acılı aileye taziye ziyaretinde bulunarak, destek oldu.

    Şehit Bahattin Erturhan'ın Ankara'da yaşadığı, sağlık görevlisi olan eşi Fatma Erturhan'ın da bu ilde bulunduğu öğrenildi.

    Şehidin 2.5 yaşında Sılanur adında kızının bulunduğunu belirten yakınları, eşinin 5 aylık hamile olduğunu söylediler.

    ŞEHİT AİLESİNE ACI HABERİ TUGAY KOMUTANI VERDİ

    Şehit olan Piyade Uzman Çavuş Cahit Yıldırım'ın evine ateş düştü. Şehit Uzman Çavuş Yıldırım'ın eşi Nur'a acı haberi Kırıkkale 55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Baki Erdoğan verdi.

    Bölücü terör örgütünün hain saldırısı sonucu şehit olan 39 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Cahit Yıldırım'ın acı haberini Kırklareli Cumhuriyet Mahallesi Çağdaş 2. Etap Konutları'nda oturan 37 yaşındaki Nur Yıldırım'a haber vermek için 55. Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Baki Erdoğan saat 14.00 sıralarında eve geldi. Beraberinde ambulansla şehit eşinin evine gelen Tuğgeneral Erdoğan askeri bir doktorla daireye çıktı. Burada acı haberi veren Tuğgeneral Erdoğan' şehit eşi Nur Yıldırım'a, "Eşinizi vatan savunmasında kaybettik. Hepimizin başı sağolsun."dedi. Haber üzerine fenelaşan Nur Yaıldırım'a doktorlar tarafından ilk müdahale yapıldı ve sakinleştirici iğne yapıldı.

    Haziran ayında tayini çıkınca eşi Nur, kızları 7 yaşındaki Senu Su, 4 yaşındaki Nazlı Can ve 1 yaşındaki oğlu Furkan'ı Kırklareli'de bırakan şehit Piyade Uzman Çavuş Cahit Yıldırım'ın doğum yeri olan Erzurum ile Aşkale ilçesi Hacımahmut Köyü'nde toprağa verileceği öğrenildi.

    Şehit annesinin 2 saatlik umudu

    25 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Onur Ozan İlgen'ın Adana'daki ailesi acı haberle yıkıldı. İlgen'in, eşinden boşanıp, 2'nci evliliğini yapan annesi Deniz Wilson, çalıştığı şirketteki personelin, “Biz telefonla aradık, operasyondaymış, ama, iyiymiş” sözü üzerine umutla bekledi, 2 saat sonra gelen askeri yetkililerin oğlunun şehit olduğu haberini vermesiyle de sinir krizi geçirdi.

    Giresun'da görev yaparken, 1 ay önce Hakkari'ye atanan, yeni görev yerine gitmeden önce de Adana'da yıllık iznini kullanan Onur Ozan Ilgen'in, Yurt Mahallesi 338'inci Sokak'ta bulunan İsabey Apartmanı'nda oturan bir Amerikalı ile evli olan annesi Deniz Wilson'a, işyerinde olduğu için ulaşılamadı. Eve gelen polis, uzman çavuşun kız kardeşi üniversite öğrencisi Sevcan İlgen'in bulunduğunu, annesinin Reşatbey Mahallesi Vali Yolu'ndaki Mertur İnşaat Şirketi’nde çalıştığı öğrendi. Polis, ‘Mertur İnşaat'ta Personel Müdürü olan anne Deniz Wilson'ı ararken, aynı yere önceden ulaşan gazeteciler, şirketin güvenlik görevlisine, ‘İlgen’ soyadlı çalışan olmadığını sordu. Olmadığını söyleyen görevli, emin olmak için şirket sahibi İsa Üçkardeş'e sordu. Aileyi iyi tanıyan Üçkardeş'in haberi vermesiyle, şirkette anne Deniz Wilson'un feryadı yükseldi. 112'den çağrılan sağlık ekiplerinin sakinleştirici iğne yaptığı anne, daha sonra evine gönderildi. Şirket çalışanları, 2 askerin kayıp olduğunu hatırlatıp, “Biz de oğlunu telefonla aramıştık. Cep telefonuna cevap vermedi. Ulaştığımız askeri yetkililer, operasyonda ve durumunun iyi olduğunu söyledi” diyerek teselli etmeye çalıştı.

    Saat 14.00 sıralarında patronundan acı haberi alan ancak, “Belki de kayıptır” umuduyla evine giden anne Wilson'u, saat 16.00 sıralarında Garnizon Komutanlığı'ndan 1 binbaşı ve başçavuş, Adana Askeri Hastanesi'nden doktor ve hemşire ile birlikte ziyaret etti. Askeri heyetin, oğlunun şehit olduğunu bildirdiği anne, sinir krizi geçirdi. Evdeki kızına sarılıp, ağlayan Deniz Wilson’un yakınları da eve akın etti.

    SU TOPU TAKIMINDAYDI

    Onur Ozan İlgen'in, askere gidene kadar, Adana'da Çukobirlikspor Kulübü'nün su topu takımında yer aldığı belirtildi. Başarılı bir sporcu olan İlgen, birçok müsabakalarda kulaç attı. Askerlik görevini yaptıktan sonra üniversite sınavını kazanmasına karşılık, bazı yakınlarının, “Hayata kısa yoldan atıl. Üniversiteyle uğraşma, git uzman çavuş ol” önerisiyle uzman çavuş olduğu bildirildi.

     
     HABERLERDEN ALINTIDIR