yahya's profile TÜRKİYEM BENİM ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 31

    N A M A Z I N S I H H İ F A Y D A L A R I

     
          Namazın,insan sağlığı açısından da pek çok faydaları vardır.
          Namazını devamlı kılan insanların bir çok hastalıklardan emin olacağı muhakkaktır.Evvelâ her gün abdest almak ve müteaddit  defalar abdest uzuvlarını yıkamış olmakla,hastalığa sebebiyet veren âmilleri  izâle etmiş,onlardan kendini korumuş ve böylece sağlığını muhafaza etmiş bulunmaktadır.Çalışırken en ziyade iş gören,kirlere ve paslara en çok maruz kalan,dolayısı ile vücuda hastalık mikroplarının geçmesine imkan hazırlayan abdest uzuvlarının:(ellerin dirseklere kadar,yüzün ağız,burunla birlikte,ayakların)yıkanması,başa ve kulaklarla beraber boyuna mesh edilmesi ne kadar tabii ve ne derece isbetlidir.Bu uzuvlar,böyle su ile maddeten temizlendiği gibi,ma'nen de temizlenmiş bulunmaktadır.Çünkü Hadis-i Şerif'te:"Bu uzuv ve organlar ile irtikab edilen günahların,abdest suyunun son damlası ile abdest a'zâlarından,hatta tırnak altına varıncaya kadar çıkıp,temizleneceği.." beyan buyrulmuştur. Bu uzuvları yıkamanın (Abdest almanın) farz olmasında;vicdanı da,bâtıl inançlardan,fâsid akidelerden ve çirkin huylardan temizleyip,üstün seciyeler,yüce meziyetler ve ahlâk-ı hamide ile süslenmenin  gereğine,şart olduğuna da bir remz ve tenbih vardır.Binaenalyh mü'min bedenen olduğu gibi ,rûhen ve ma'nen de sihhatli ve kuvvetli olmak zorundadır.Bunu içindir ki bir hadis-i şerif'te "Abdest imanın yarısıdır" buyurulmuştur.
     
          Tercüman'ül-Kur'ân  İbn-i Abbas (R.A.) hazretlerinin şu te'vili bu babda ne kadar güzeldir?!...
     
          "Abdestte,elleri yıkamak;cennet sofraların ( daki ni'metler) den yemek için meşru kılındı.Ağzı yıkamak,Rabbül-âlemin ile konuşmak;burnu yıkamak,cennet kokularını koklamak;yüzü yıkamak,Allah'ın vech-ikerimi (cemali) ne bakmak;kolları yıkamak,cennet bileziklerinden takmak;başia meshetmek,tâc giymek için;kulakları meshetmek,Rabbü'l alemin'i dinlemek;ayakları yıkamak da (pak ve tertemiz olan) cennete yürüyüp,seyretmek için meşrû' olmuştur.
     
          Abdestin ve namazın insan sağlığına ait olan faydaları pek çoktur ve hemen herkes tarafından bilinecek kadar açıktır.Zira namaz kılarken vücudun her zerresi harekete geçer ve vazife yapar.Hattâ atar damarların küçükleri,yedi a'zayı secde de yere koyduğumuz zaman harekete geçtiği kadar hiç bir sportif faliyetle harekete geçirilemiyor.Bunu içindir ki,en idmanlı sporcu bile namazda,devamlı namaz kılan bir mü'minin nazik hareketlerini yapmağa kadir olamaz.
     
           Namaz ayrıca; vücutta kanın devrine yardım etmekte,hareketsizlikten meydana gelen hastalıkları önlemekte ve namazaki hareket ve intikallerle birlikte mescide günde beş defa gidp gelmek beden için bir riyazat (idman) teşkil etmektedir.Bu ve benzeri hikmetlere binaendir ki;peygamber efendimiz s.a.v. şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.    "YEDİĞİNZ YEMEKLERİ,ALLAH'I ZİKRETMEK VE  NAMAZ KILMAKLA   ERİTİNİZ DE,YEMEK ÜZERİNE(ONU HAZMETMEDEN) UYUMAYINIZ YOKSAKİ  KALBİNİZ   KATILAŞIR"
     
                                                               
     
          Namazın fazilet ve nimetleri;ferdi,içtimai,ahlaki ve sıhhi faydaları sayılamayacak kadar çoktur.O,gözler için nur,gönüller için sürûr ve ruhlar için de gıdadır.Kalplerin cilası mü'minin mi'racıdır.O'nun mükâfatı dünya da huzur,âhirette cennet,ebedi seâdet ve rıza-yı Hak'tır.
     
          Namazın en küçük aydaları da,sıhhate ait olanlarıdır.Bunlar diğer faziletler,meziyet ve bereketlerinin yanında çok basit olarak kalaktadır.Şu hadis-i şerif' de bunu açıklıyor.
     
           "Bir gün NEBİ s.a.v.me bir Arap geldi ve:
           ---Yâ Resûlallah,beni bir amele delalet buyurun da ben onu işlediğim zaman cennete girebileyim.Res^lallah s.a.v.:
           ---Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi şerik koşmazsın.Farz olan namazı dosdoğru kılarsın,zekatı verirsin ve Ramazan orunu da tutarsın! buyurdu.(Bunun üzerine Kemal-i safvetle)Arap:
           ----Hayatım Kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki,ben,ebediyyen bu sizden işittiğim ibadetler üzerine hiç bir şey ziyade etmem,bundan noksanda yapmam(bunlardan ne fazla yaparım,ne de eksik bırakırım),dedi.O dönüp giderken NEBİ s.a.v.:
           ----"KİM Kİ, EHL-İ CENNETTEN BİR ADAMI GÖRMEK ONU MESRUR EDERSE ŞU ZÂTA BAKSIN" BUYURDULAR.
    December 29

    T Ü R K L E R V E İ S L A M İ Y E T

     
         TÜRK,BÜTÜN VARLIĞI VE HEYECANI İLE İSLAMİYETE KOŞARKEN HASRETLE BEKLEDİĞİ DİNE KAVUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞAMIŞTIR."ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR DİYEN,"CİHAD" EMRİ İLE "ALPLİK RUHUNU" BESLEYEN, ÖTE YANDAN "HAK YOLDA" ALİMLERİN AKITTIĞI MÜREKKEBİ,ŞEHİD KANINDAN DAHA MÜBAREK KILANİSLAMİYET,KISA ZAMANDA TÜRK'ÜNRUHUNU KEŞFETMEKLE KALMAMIŞ,TÜRK'Ü YENİDEN TÜRK'E BULDURMUŞTUR.
     
                                   S.AHMET ARVASİ
     
     
         Türkler İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte millet olma sürecini tamamlayıp kısa sürede İslamiyeti bir "dünya dini" haline getirmiş,hkimiyeti altında olsun yada olmasın tüm müslüman azınlıkları koruyup kollama görevini üstlenmişlerdir.Tarihte hiç bir millete nasip olmayacak kadar köklü ve güçlü imparatorluklar kuran Türk Milleti, bu gücünü hiç şüphesiz İslam Dininden almıştır.
     
         TÜRKLERİ İSLAMİYETE YAKINLAŞTIRAN SEBEPLER:
     
         Türkleri İslamiyete yakınlaştıran en önemli sebep,Tevhid inancı olmuştur.Allah'ın birliği inancı Türk'lerde çok yaygın olan bir inançtı.Din adamlarını huzura çağıran Mengü Kağan,"biz tek Tanrı'nın varlığına,onun sayesinde yaşadığımıza ve onun emri ile öldüğümüze inanıyoruz" demişti.(Süleyman KOCABAŞ;Adil Türk İdaresi,syf:15)
     
         Türklerde Allah birliği inancı "Kök Tengri"(Gök-Kainat Tanrısı) olarak isimlendirilmişti.Türkler'in inançları ile İslam inancı arasında benzerlik sadece bununla sınırlı değildi.İslamiyet öncesi Türkler ahiret gününe,öldükten sonra dirilmeye,kaza ve kadere inanırlar ve kurban keserlerdi.Zina ve eşcinsellik kesinlikle yasaktı ve hırsızlık ağır ceza ile cezalandırılırdı.(İ.Hami DANIŞMEND;Türk ırkı neden Müslüman oldu,syf:17)Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinde İslam öncesi Türkler'in inançları ile İslamiyet arasındaki büyük benzerlikler önemli rol oynamıştır.Bu benzerlikleri kavradıkça İslamiyete her geçen gün yakınlık duyan Türkler,Emevi Valisi'nin Horasan'da İslamiyeti yaymak için cami ve medrese açmasına hiç bir tepki göstermemiştir.Bu yakınlaşma süreci Arap Müslümanlarla Türklerin ortak düşmanları olan Çinlilere karşı omuz omuza mücadele etmesiyle doruk noktasına ulaşmıştır.
     
         DÜNYA TARİHİNİN DÖNÜM NOKTASI
     
         Türkler'in İslam dini ve Araplarla tanışmasına vesile olan "Talas Savaş"ından Çin ordusu karşısında zorlanan Müslümanların yardımına Türk süvarileri yetişmiştir.Savaşı izleyen Karluk beyinin emriyle savaş alanına giren Türk süvarileri karşısında neye uğradıklarına şaşıran Çinliler Talas savaşında yenilgiye uğramışlardır.Bu savaşın ardından İslamiyet Müveraünnehir'de kalıcı hale gelmiş ve Türkler de uzun zaman Çin tehlikesinden kurtulmuşlardır.
     
         Bölgeye adım atan Müslüman Araplar,Türklerin yüksek ahlaklarını,idarecilik ve savaştaki üstün meziyetlerini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır.Bu savaş sonucunda,Türklerin İslamiyete girmesiyle bu dinin kısa sürede bir "dünya dini" olacağı inancı doğmuştur.Türklerin müslüman Arapları,Araplarında Türkleri tanımasına neden olan "Talas savaşı" dünya tarihi için bir dönüm noktası olmuştur.
     
         Talas savaşı'nın ardından kitleler halinde İslam dinine geçen Türkler,iddia edilenin aksine hiç bir zorlama ile karşılaşmamışlardır.
     
         "Türkler,İslamiyeti samimi olarak,kendi istekleri ile,hiç bir zorlama ve dış baskı olmaksızın kitle halinde kabul edince,tarihlerinin yeni bir devresine ayak basmış oluyorlardı...Türkler müslüman olmak suretiyle Türklüklerini Kemale erdirmiş,adeta tamamlamışlardı."(Yılmaz ÖZTUNA;Türk Tarihinden Yapraklar,syf.47)
     
         MÜSLÜMAN OLMAYAN TÜRKLERİN AKİBETİ
     
         Türkler İslamiyeti kabul etmeselerdi hiç şüphesiz tarihteki milletler mezarlığına gömülürlerdi.İslamiyeti kabul etmeden çeşitli uzakdoğu dinlerinin etkisi altında kalan Türkler,bu dinlerden olumsuz şekilde etkilenmiştir.<<İslamiyeti kabul etmeyen Türk boyları,Türklüklerini tamamen kaybetmişlerdir.Allah'ın insanlığa son mesajı olan Kur'an'ın yolunu izleyen hiç bir boy benliğini kaybetmemiştir.>>
     
         Türklerin İslamiyeti kabulünden çok önce M.S.375 yılında Avrupa'ya ayak basan ilk Türkler olaak tarihe geçen Hunlar,siyasi ve askeri açıdan uzun yıllar kendinden söz ettirmiş ancak çeşitli uzakdoğu dinlerinin etkisi altında kaldıkları için Türklüklerini kaybetmişlerdir.Büyük bir kısmı Hıristiyanlaşan bu Hun Türkleri sosyal asimilasyona uğrayarak milli varlıklarını kaybetmişlerdir.Dün olduğu gibi bu gün de Müslüman olmak ve İslamiyetin gereklerine uygun bir yaşam sürmek Türk milleti'nin varlık şartı olarak önemini korumaktadır.(Süleyman KOCABAŞ;Adil Türk İdaresi,syf:17) 
     
         TÜRKLERİN İSLAM DÜNYASINDAKİ LİDERLİĞİ
     
         İslamiyeti kabul eden Türkler "İlahi Kelimetullah" davası
    uğruna tüm dünyaya Türk - İslam adalet ve hoş görüsünü götür mekle kalmamış,hakimiyeti altında 30'dan fazla din ve ırkta insanı kollamayı kendisine vazife bilmiştir.
     
         Türkler İslam dünyasının önderlik görevini ilk olarak Selçuklu devleti zamanında kazanmışlardı.Selçuklu devleti,ve onun mirası üzerine kurulan Osmanlı Devleti,sınırları içerisinde olsun ya da olmasın İslam ülkelerine yapılan saldırıları kendi ülkesine yapılan bir saldırı olarak kabul ediyordu.Yavuz Sultan Selim Mısır'da hüküm süren Memlüklü Devleti'ne son vermesi üzerine İslam dünyasının önderliği manevi olarak da Türklere geçti ve tüm İslam dünyasının başkenti İstanbul oldu.
     
         Mısır'ın ardından Kuzey Afrika ülkeleri de birer birer Osmanlı sınırlarına dahil edildi.İspanyol işgaline uğrayan Cezayir'e çıkarma yapan Barbaros Hayrettin Paşa bölge halkı tarafından sevgi gösterileri ile karşılandı.Türklerin Cezayir'e adım atışı ile birlikte İspanyolların ve İspanyollarla iş birliği içerisinde bulunan Cezayirli yöneticilerin halka yapmış oldukları zulüm son buldu.Cezayir ile birlikte Tunus,Fas,Libya,Irak,Körfez ülkeleri ve Yemen'de Osmanlı topraklarına dahil edildi.
     
         Türkler hakimiyeti altındaki topraklarda hiç bir zaman emperyalist yaklaşım içerisinde olmadı.Özellikle halkı müslüman olan ülkelerdeki insanlar,her alanda Türklerle aynı haklara sahipti.Arap Halkları İslamiyete yapmış oldukları hizmetlerden dolayı Osmanlı Sultanlarına ve Türklere büyük sempati duyuyorlar ve "kavmi necip" olarak isimlendiriyorlardı.4.yüzyıl Türk idaresi altında yaşayan Araplar,her türlü iç ve dış saldırıya karşı güven içinde bir yaşam sürdüler.
     
          19.asırda bölgedeki doğal kaynaklara göz diken Batı ülkelerinin kışkırtmalarıyla Arap ülkelerinde esen bağımsızlık rüzgârı iddia edilenin aksine huzur ve güven ortamı sağlamadı."Türkler Arap ülkelerinde sömürgecdir" iddiasıyla Arapları kışkırtan Batılı güçler,2.Dünya Savaşı sonuna kadar bu ülkeleri emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmışlardır.
          NOT: ŞAHSİ YORUMUM:
          Bu günkü Ortadoğu sorunu hala 2.Dünya Savaşı sonrası Araplarının düştüğü tuzağın devamıdır.Kabe'nin etrafına kat kat yüksek binaların yapılması,Kabe etrafında bulunan Osmanlı eserlerinin yıkılması,Kabe'de bulunan sutunlardaki ayetlerin dahi bir tuğrayı silme bahanesi ile tahrif edilip silinmesi,Filistin sorunu ve Irak sorunu bu emperyalist güçlerin oyunlarının devamıdır.Bu aldatmaca;doğal kaynaklardan daha ziyade,İsrail'in hedefinde bulunan "BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ" projesi yatmaktadır.Bu asırda bu planın sadece adı değişti.BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) oldu.Ne yazık ki şu anda Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerde bu projeye tam destek verdiklerini açıklamışlardır.Bu projeye tam destek veren idareciler,"Büyük İsrail Devleti" projesini desteklemektedirler.Yani;Osmanlı soyu! (?) İslamiyete artık darbe vurur hale gelmiştir.Tabi bu sadece bir iktidar sorunudur.       
                                                                             
        
     
     
     
        
     
               
     
     
        
    December 26

    YÜZ YILLAR ÖNCEKİ BED DUA

     
          "DEVLET KURMA" SEVDASINA KAPILAN,MÜSLÜMAN TÜRKLER'İN VE KÜRT'LERİN BAŞINA BELA OLAN TERÖRİSTLER BOŞUNA HAYAL KURMASINLAR !...
     
         Âhir zaman peygmberi'nin zuhûrunu duyunca tereddüt etmeksizin ona iman eden ve biatlarını sunmak üzere kendi kavimlerinden elçiler gönderen,asırlar boyu İslâm dininin bayraktarlığını üstlenip,küffârınbaşına dünya'yı dar eden Türk milleti;düşmanları tarafından savaş meydanlarında hiç bir şekilde alt edilememiş,bunu hazmedemeyen kafir sürüleri kalleşçe bir yöteme baş vurarak,onların aralarında bulunan diğer milletleri tahrik etme ve Türk milletinin başına bela etme yolunu seçmişlerdir.Bu,küffarın asırlardır değişmeyen bir hilesidir ve bu günde kendilerine yem olarak pkk'lı teröristleri seçmişlerdir.
     
         Asırlar boyu birarada yaşadığı ve tarih boyunca adaletten başka bir muamele ile karşılaşmadığı"MSLÜMAN TÜRK MİLLETİ"ne alçakça  kurşun sıkan,dine ve imana asla sığmayacak bir surette kafirin tasmasını boynuna geçirip,onların direktifleri ile her türlü çirkefliği ve alçaklığı yapan,ciğeri beş para etmez çapulcu sürüsüyle;dinine ve vatanına canı gönülden bağlı olan,dinin apaçık emirlerine riayet ve iyiliğe karşı sadakat göstermek gerektiğini savunan,gerekse kendi milletlerinin gerek "Müslüman Türk" ezeli düşmanı olan kafirlerden ve onların hilelerinden uzak duran, iman ve iz'an sahibi "Müslüman Kürtler"i aynı kefeye koymak mümkün değildir.
     
         Küffarın "Devlet kurma" vaadine aldanarak "Müslüman Türkler"in başına bela kesilen ve değil Müslüman Türk Halkını,Müslüman Kürt kardeşlerimizi de alçakça kaleden teröristler ne kadar çırpınırsa çırpınsınlar,devlet kurma hayalleri asla gerçekleşmeyecektir.Çünkü Resulullah Aleyhisselâm onların "devlet kurma" hayallerinin önünü 1400 sene önce kesmiştir.
     
         TÜRK MİLLETİNİN İÇİNDEKİ "DIŞ" VE "İÇ" OĞUZ BEYLERİ:
     
         Müverrih Bayburt'lu Osman'ın "TEVARİH-İ CEDİD-İ MİR'ATI CİHAN" eserinde verdiği bilgiye göre; Oğuz Türkleri'nin temsilcileri "Taş (dış)Oğuz ve"İç Oğuz" beyleri olmak üzere iki kısımdan meydana geliyordu.(1)
         Bayburt'lu Osman'ın ifadesine göre;"İç Oğuz beglerine <Kazan Han><Budâk Han><Yigen Beg><Şemşede'd-din Beg>Kara Konuk Beg>dirlerdi;taş (dış) Oğuz beglerine <Dündar Beg><Emen Beg><Avşar Beg><Döger Beg>Rüstem Beg> dirlerdi.Cümle toksanbin asker idi,Dede korkûd şeyhleri idi"(2)Velâyet ve keramet ehli bir zat olan "Dede Korkûd"u,onların başına bizzat Resulullah Aleyhisselam "Şeyh" olarak tayin etmişti.
     
         RESULULLAH ALEYHİSSELAM'IN HUZURUNA VARAN "TÜRK" ELÇİLERİ:
     
         Resulullah Aleyhisselam peygamber olarak gönderildikten sonra,İslam dinini yaymak için bütün dünya hükümdarlarına mektuplar göndermiş ve kavim ve kabileleriyle birlikte hepsini İslam'a davet etmişti.Bunlardan bir kısmı davete icabet ederken,bir kısmı küfür ve cehalet içinde kalmayı tercih etmiş;bazılarıda kavim ve milletlerinden elçiler göndererek bizzat kendi istekleri ile iman etmişlerdi.
     
         Eski Türk kaynaklarındaki rivayetlerden  açıkça anlaşıldığı üzere;Oğuz hükümdarlarından Kayı İnal Han,Kara Hanve Bayındır Han,Resulullah Aleyhisselam'ın huzuruna iç Oğuz beylerinden Sâlur Kazan,dış Oğuz beylerinden ise BügdüzEmen ve Dündar Bey'i elçi olarak göndermişti.Bu elçiler yalnız kendi boylarını değil,bütün Türk Milletini temsilen Huzur-u Peygamberî'ye girip biat etmişlerdi.
     
         Onyedinci yy.da Buhara'da yaşamış olan Hafız Ali Cengi'nin "TUHFETÜ'S-SÜRÜR" adlı eserinde bu zatların Oğuz Han'larının ve Alplerinin en meşhurlarının  olduğunu belirtmesi,(3) bu zatların Türk milleti arasındaki şöhreti ve itibarı nedeniyle Mekke'ye gönderildiklerini ortaya koymaktadır.
     
         Hasan El Bayati'nin "CÂM-I CEM-AYÎN" adlı silsile-namesinde yazdığına göre, kayı boyunun Oğuz Kavmi içindeki temsilcisi olan Basû Beg "bir gice düşinde gördi ki;Arabistan'da ay ve gün biriküb buna da şu'le irişdi.Sabah oldukda Hazret-iHatûmül-enbiya-salla'llâh te'âlâ ve sellem-ün da'vet-i risaletleri (peygamberlik davetleri) şayi' oldı,der_hâl kurbanlar kesüb iman getürdi."(4)Osmanlı padişahlarının tası olan Basû Beg'in İslamiyeti kabulü esrarengiz bir şelilde gerçekleşmişti.
     
         Müverrih Baybut'lu Osman,Oğuz Han'larından Bayındır Han'ın da,iç Oğuz beylerinden Kazan Han'ı,dış Oğuz beylerinden ise Dündar ve Emen beyleri,iman etmek üzere Resulullah'ın huzuruna olarak gönderdiğine işaret ederek şöyle der:"Server-i Ka'inat Muhammed Mustafa salla'llahu Aleyhi vesellem Efendimüz'i vakı'asında (rüyasında)görüp iman getürdi.Kazan Han'ı,Dündar Beg'i,Emen Beg'i Ka'be-i Şerif'deResûl-'aleyhi's-selâm-'a göndeüb ümmet oldugın bildirdü."(5)Böylelikle Akkoyunlu hükümdarlarının atası olan Bayındır Han'da,elçileri vasıtasıyla Peygamberî davete icabet etmişti.
     
         "CAM-I CEM-ÂYÎN"deki diğer bir kayda göre:Basû Bey'in oğlu Kara Han da tıpkı babası gibi "ziyade mü'min ve muvahhit olmağla,<Korkud Dede nâm>aziz Medi-ne-i münevvere'ye göndrüb,nûr-ıdidar-ı  Hazret-iMuhammed Mustafa salla'llahu te'âlâ 'aleyhi ve sellem-ile müşerref oldukdan sonra,Selman-ı Farisi - radıya'llahu te'âlâ 'anh _ Oğuz tayifesine ta'lim-i şeri'at-ı İslam (İslam Dinini öğretmek) içün"Türklerin arasına gelmişti.( 6 ) 
     
         Reşidüddin Fazlullah Hemedanî'nin "CÂMİ'UU'T-TEVÂRİH" adlı Farsça esrinde verdiği malümata göre,Dede Korkûd'u Türk elçileriyle Resulullah'ın huzuruna Oğuz Beyleri arasında "Ala Atlı,Kiş (Samur)donlu Kayı İnal Han'da bulunuyordu.( 7 )"Muhammed Mustafa salla'llahu 'aleyhi ve sellem-zuhûr edince,Dede Kerencük (Korkud)'u elçi olarak onun hizmetine gönderip" müslüman olduğunu bildirmişti.( 8 )
     
         Çünkü Dede Krokûd yalnız Kayı boyu beyi "Kara Han" adına değil,bütün Oğuz boylarının temsilcisi olarak Medine'i münevvere'ye gitmişti.Nitekim Bayburt'lu Osman,elçilerin Resûlullah Aleyhisselam'la karşılaştıkları andan söz ederken  şöyle der:"çünki Kazan Han bu belgelerle Ka'be ye gelüp Resûl'le bulışdılsr,Resulu'llah mescidde otururdı.( 9 ) Türk elçileri kendine birer birer sunulunca "Resuli'llah ânlara iman arz eyledi,iman getürdilerSelman-ı Farisi radıya'llahu te'âlâ 'anh-ı ânlara goşdı,Demür kapüya gelüpânlara iman-u İslam ve salât-u savm (oruç ve namaz) ta'lim itdi,Dede Korkûd'ı içlerinde şeyh dikdi.( 10 )
     
         Böylelikle Türk milleti,Selman'ı Farisi radıyallahu anh -Hazretleri'nin yardımıyla İslam Dininin usul ve erkanını,ahkâm ve esaslarını öğrenip Ahir zaman peygamberi'ne hakkıyla iman ettiler;onun huzuruna "Oğuz Kavminin elçisi" olarak varan Türk erleri "Resulullah'a sahabe" olma şerefiyle yurtlarına döndüler.
     
         OĞUZ BEYLERİ İLE BİRLİKTE RESULULLAH'IN HUZURUNA GİREN "EMEN" HANGİ KAVMİ TEMSİL EDİYORDU?
     
         Müverrih Bayburt'lu Oaman'ın yukarıdaki rivayetinde,dış Oğuz beylerinden birine "Emen Beg"denildiği nakledilmişti.Müverrih Osman bu bilgiyi verdikten hemen sonra,"Emen" vasfını taşıyan bu dış Oğuz beyinin,Türk'lerin "Büğdüz" adıyla adlandırdıkları bir kavmin temsilcisi olduğuna işaret ederek;"bin Büğdüz'ün ulusına <Emen Beg> dirlerdi.>demiştir.( 11 )Türklerin o zamandan beri aralarında yaşayan ve kendilerinden ayrı tutmayıp "Oğuz boyları" arasında saydıkları bu "Büğdüz" kavmiyle,acaba Türklerin arasında yaşayan hangi kavim murâd etmiştir?
     
         Bu sorunun cevabını bizzat,Osmanlı dönemi Bitlis Kürt beylerinden"Şeref Han" vermektedir.Şeref Han1597'de tamamladığı "ŞEREF-NAME" adlı Farsça eserinin başında,Resulullah Aleyhisselam'a biat için gönderilen elçiler arasında,Oğuz kavmi içinde Kürtler'i temsil etmek üzere,"Büğdüz Emen" adlı bir Kürt büyüğününde gönderildiğini gösteren bir rivayet nakletmişti.( 12 )Buradan açıkça anlaşılıyor ki, Türkler'in "Büğdüz" adını verdikleri boy "Kürtler"den başkası değildi.
     
         RESÛLULLAH ALEYHİSSELAM'IN BED DUASI !...
     
         Bitlis Kürt Beyi Şeref Han'ın  "Şeref-nâme" adlı sesrinin  mukaddimesinde  yer alan rivayete göre;Âhir zaman Peygamberi gönderilipte ,cihan hükümdarları biat etmek üzere ona elçilerini gönderince,asrın hükümdarı Bayındır Han Oğuz Kavminin elçileri ile birlikte "Kürt büyükerinden <Büğdüz> adında birinide göndermişti.( 13 ) Resûlullah Aleyhisselam biatları kabul ettiği sırada kürt elçisini dikkatle inceleyip,onu "saçları kırkılmamış,bıyıkları alınmamış,tırnakları kesilmemiş" bir halde görünce,( 14 ) Şeref Han'ın ifadesi ile "bu korkunç yapıdaki elçinin haline şaşarak,hangi kabileden olduğunu sual buyurdu.Elçi:"Kürt tâifesinden"olduğunu söyleyince,Peygamber Aleyhisselam:
         "BU KAVME HİÇ BİR ZAMAN DEVLET KURMAK NASİP OLMASIN,ÇÜNKÜ DÜNYANIN BAŞINA BELA OLURLAR !" dedi.( 15 )
     
         Şeref Han bu rivayeti naklettikten sonra Resûlullah'ın bu bed duası nedeni ile,kavmi olan kürtler'in yer yüzünde hiç bir zaman devlet kuramadıklarına ve kurmalarınında mümkün olmadığına dikkati çekerek;"Onun için Kürtler'e büyük devlet kurmak ve saltanat sürmek nasip olmamıştır !" demişti.( 16 )
         Aslında Büğdüz Emen,Müslüman Türk milletiyle birlikte İslam Dinine büyük hizmetlerde bulunmuş ve Dede Korkûd ve diğer Türk beyleri gibi,Oğuz Kavmi içinde Resulullah'ın sahabesi olmuştu.Onun İslamDinine bağlılık  ve sadakat gösteren bir kimse olduğunda şüphe yoktu.Fakat Resulullah Aleyhisselam'ınonun kavminden olan kimseleri kasdederek "Bu kavme hiç bir zaman devlet kurmak nasip olmasın!" diye beddua etmesinden ve İnsanların başına belâ olurlar" şeklinde verdiği işaretten açıkça anlaşılıyor ki;kürtler arasında küffârın tahrikiyle devlet kurma sevdasına düşecek ve İslam Dini ile asla bağdaşmayacak,sırf kuru bir "kavmiyetçilik" davası uğruna,"Müslüman Türk Milletinin" canına kasdedecek ahmak teröristlerin türeyeceğini müşahade etmiş ve bu gün icra ettikleri çirkin işleri haber vermişti.
     
         Bu rivayet; küffârın kuklası,Amerika'nın maşası ve yahudilerin maskarası olan bu günkü teröristlerin ve elebaşılarının tiksinti ve nefret uyandıran rezil durumlarını,bizzat Resûlullah Aleyhisselam'ın dilinden mükemmel bir üslupla tasvie etmektedir.
     
         Türkler ve Kürtler trihleri boyunca herhangi bir ayrım gözetmeksizin,küffara karşı aynı safta savaşmıştır.Nitekim yukarıdaki rivayette,"Oğuz Hakanının Kürt beyi Büğdüz Emen'i"Oğuz Beyleri" arasına katıp da Resulullah'a göndermesi ( 17 ) daha o devirlerde bileTürkler'le Kürtler'in birbirlerinden ayrı olmadıklarının en büyük kanıtıdır.
     
         Daha sonra ki asırlarda Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetler veren İdris-i Bitlisi,Bediüzzaman Said-i Nursi gib şahsiyetler Türk Milletine sevgi ve bağlılığın en büyük örneklerini sergilemişler ve kavmiyetçiliğin fitnesini şiddetle reddetmişlerdir.Hatta ve hatta,daha düne kadar,sırf "Türklere ihanet ettiler" diye,terörist ermenileri ihanetle suçlayan ve onlara karşı savaşan"HAMİDİYE SÜVARİ ALAYLARI" bizzat "KÜRT" birliklerinden meydana gelmekteydi.( 18 )Bu gün ortalığı saran ve atalarının kemiklerini sızlattıklarında  şüphe olmayan münafıklar,şimdi ne oldu da "küffarın askeri" olmayı seçtiler?O günden bu güne ne değiştide "Müslüman Türkler"i bırakıp,"kafirler"in safına geçtiler?
     
         Şimdi kendine bir sor! Dedelerin neredeydi,sen neredesin?Onlar kimin safında savaşıyordu,sen kimlerin hizmetindesin?Eğer imandan ve vicdandanzerre kadar nasip almış olsaydın,bu soruları kendine sorar ve nasıl bir ihanete kalkıştığını anlardın!..
     
         KAYNAKLAR
     ( 1-2 )    BAYBURT'LU OSMAN,"TEVARİHİ-CEDİD-İ MİR'AT-I CİHAN"  SÜLEYMANİYE KTP.MİKROFİLM ARŞ.NO:478,VR.242
      ( 3 )       KIRZIOĞLU M.FAHREDDİN"DEDE KORKUD OĞUZ-NAMELERİ" S.10 BAS. İSTANBUL 1952
      ( 4 )       HASAN BİN MAHMUD EL-BAYATİ "CAM-I CEM-AYİN"MİLLET KTP.ALİ EMİRİ,TRH.NO:203 VR.12a;NÛRUOSMANİYE KTP.NO:3743/2,VR.338b-339a
      ( 5 )       BAYBURT'LU OSMAN.a.g.e.,VR.242
      ( 6 )       BAYATİ,a.g.e.MİLLET KTP.ALİ EMİRİ TARİH,NO:203,VR.12b;NÛRUOSMANİYE KTP.NO:3743/2 VR.339a
      ( 7-8 )    REŞİDÜDDİN FAZLU'LLAH HEMEDANİ "CAMİ-U TEVARİH" TSMK,HAZİNE NO:1653,VR.385b
      (9_11)    BAYBURT'LU OSMAN a.g.e.VR.242
      (12-13)  ŞEREF HAN,"ŞEREF-NAME" C-1 S.17,BAS:PETRBURG,1860
      (14)      BAYBURT'LU OSMAN a.g.e.vr.242
      (15-16)  ŞEREF HAN.a.g.e C.1 S.17
      (17)      BAYBURT'LU OSMAN  a.g.e. VR 242;ŞEREF HAN a.g.e. C.1,S.17
      (18)      ABDURRAHMAN ŞEREF EFENDİ "ABDURRAHMAN ŞEREF EFENDİ TARİHİ" TTK KTP.TY NO:542 VR.69-71
        
     
        
    December 22

    THE HOLY QUR'AN SÛRAH AL-BAQARA--VERSE

     
     
    besmele56386  BASMALA ( BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM )
     
     
             SÛRAH - 2   AL BAQARA
     
             Revealed at Madîna
     
             (This Sûrah,which is 286 verses long,is the longest Sûrah in the Holy Qur'an.It takes its name from the cow which was mentioned in verses 67-73.Verses 275-281,belongs to the last month's of prophet's deat.Verse 281 is considered to be the last revelation......
     
              .....The Verse of the Throne (ÂYAT AL-KURSÎ) is also to be found in this Sûrah:a famous  passage where Allah's sublime and transcendent nature is called to mind.The Sûrah ends with a prayer for forgiveness of shortcomings.
     
              The period of this Sûrah was the years 1 and 2 A.H.
     
     
              In the name of Allah,the Compassionate,the Merciful.  (Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla-Bismillahirrahmanirrahim........)
     
     
             VERSES
     
                 1 - Alif.Lâm.Mim.
                      (The true meaning of initials this type is only knownto Allah. // These mystical letters are called  al-Hurûf al-Muqatta'at.and are placed of several Sûrahs,of which they are an integral part.Different interpreters and commentators have ascribed a range of different meanings to them,without,however ,arriving at any cosensus.)
     
                    2 - This is the Book in which there is no doubt,in it is guidance for those who fear God.
     
                   3 - Who believe in the unseen,establish the Salât-prayer,and spend out of what We have given them.
     
                   4 - And who believe in that which is sent down to you (Muhammad),and that wich was sent down before you (the Books and the prophets), and have certain faith in the Hereafter.
     
                  5 - These are the people on true guidance from their Lord,and such are ( the people who are truly ) successful.
     
                  6 - As for the disbelievers,it is the same whether you warn them,or warn them not (of the final punishment).They will not believe.
     
                  7 - Allah has set a seal on their hearts and on their eyes there is a covering.For them there is a great penalty (both in this world,and the hereafter.)
     
                  8 - And there are some who say,"We believe in Allah and the Last Day",yet they believe not.
     
                  9 - They tink to deceive Allah and the believers,but they deceive no-one except themselves,though they  realise it not.
     
                10 - In their hearts is a disease,so Allah has increased their disease.Because of their lies there is a great penalty for them.
     
                11 - When it is said to them:"Make not mischief in the eart",they say:"We are only peacemake".
     
               12 - Nay,they are the ones who make mischief,but they realise it not.
     
               13 - And when it is said to them,"Believe as people believe",they say:"Shall we believe as the fools believe?"They themselves are the fools,though they realize it not.
     
                14 - And when (these hypocrites) meet those who believe,they say:"We believe !" but when they are alone with their evil ones,they say:"We are whith you,we were only mocking."
     
                15 - Allah ( Himself) does mock at them (in reality,whether  they realise it or not),leavink them to wander blindy in thir rebellion.
    disclosed the name of his killer.)
     
             ...67 - And when Moses said to his people:"Allah commands you to sacrifise a cow." they replied: "Are you making fun of us?" He answered:"Allah forbit that I should be among the ignorant !"
                       (According  to certain accounds,a man among the Children of Israel killed his uncle,in order to acquire his wealth.Moses  attempted to identify the killer,but could not.Praying for divine aid,he received ved the command to sacrifice a cow.Mûsa announced this sacrifice  to the Israelites they treated it as a jest,and attempted to find all kinds of excuses in order to evade the command.The more questions they asked,the more answers they received;finally they ran out of excuses and obeyed. The Israelites used a piece of meat taken from the sacrificed cow to strike the dead person,who was revived and then
     
                   68 - They said: "Pray for us to your Lord that He make clear to us what kind of cow she shall be".Moses answered:"He says that she should neither be old nor immature but a cow between the two conditions;so do that wich you are commanded."
     
              69 - Then they asked,"Pray for us to your Lord that He make clear to us of what colour sheshould be."Moses ansswered:"He says that she is a yellow cow; bright her colour,pleasing to the eye."
     
             70 - (O Moses),they said:Pray for us to your Lord,that He make known to us the exact type of cow she should be, for to us cows look alike.Andif Allah wills,we shall be rightly guided."
     
             71 - He anwered."Your Lord says:"She should be a cow which has not been yoked.nor has ploughed the land or watered  the fields,a cow free from any blemish."Now you have told us the truth," they answered;and they sacrificed it,although they almost did not.
     
                
     
    December 21

    THE SIX PRINCIPLES OF ISLAM - 2

     
     BESMELE-İ ŞERİF   (BASMALA) BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM.
     
                                           
                                      2 - BELIEF IN THE ANGELS
     
     
         The second principle of faiht is to believe in the angels.The angels are made from light they can take any from they wish.They are gentle,spiritual beings free from sins.They are neither male or famele.They do not disobey Allah (s.w.t.)They obey and praise Allah at all times.They d nt eat or drink and they never get tired.All angels are assignet  for certain duties either in the heavens or at eart and some at the divine throne.Only Allah the Almighty knows the exact nıber of  angels.There are four arch angels:
     
         1 - JIBRAİL (GABRİAL) A.S.;He was charged with the responsibilty of conveying the messages of Allah swt to the prophets from the time of Adam A.S. to last prophet Muhammad S.A..
     
         2 - MİKAİL (MİCHEAL) A.S.;He is charged with the responsibilty of taking care of the nature such are the rain,the floods,the wind,the snow and growth of vegetation and  fruits.
     
         3 - ISRAFIL (RAPHAEL)A.S.;He has been charged with the task of blowing the trupet (al-thur) on All Qiyamad-the Day of Resurrection,and for the resurrection of humanity.
     
         4 - AZRAEL (AZRAIL)A.S.;He is charged with the task of taking the souls of human beings at the time of death.
     
         Besides there tsere are the angels that are called Kiram'an Katibin and al-Hafadhah.Their duties are to keep the records of every one.Both good and bad (evil) deeds of human beings are recoded.
     
     
                                        3 - BELIEF IN HIS BOOKS
     
         The third essentiel principal of al-Iman is to believe in the scriptures sent by Allah by the almighty.The total number of Divine Books sent by AllahSWT is one undred and four.The major Books sent by allah SWT are:
     
                              THE BOOKA (AL KUTUB):
     
         1 - To moses (Musa)A.S.Torah The (Tayrat)
     
         2 - To David (Dawood)A.S.Zaboor-the psalms,
     
         3 -To Isa (Jesus Chirst)A.S.Injil-TheGospel,
     
         4 - To Muhammad S.A.S-The Holy Qur'an- The last Book.With the revealation of the Qur'an the other three books were cancelled.For further details look at the translations of the Holy Qur'an.The Holy Qur'an is composed of 6666 verses.Since the the Revealation of the Holy Qur'an no change has ever made,it is exactly same verbatum.Will be till the Day of Judgement procted by Allah SWT.
     
         In addition to above mentioned four Books,there are also other messages in the from of Al-Suhuf (the pages).They are:as follows:
     
         1 - Ten Suhuf (Pages) to Adam A.S.
         2 - Fifty (Pages) to Sheet A.S.
         3 - Thirty (Pages) to Idris ( Enoch) A.S.
         4 - Ten Suhuf (Pages) to Abraham (Ibrahim) A.S.
     
     
     
                                        4 - BELIEF IN THE MESSENGERS PROPHETS
     
     
          The fourth principal in Al - Iman  Faith is to believe in the prophets.The porphecy is the highest condition,for the Prophet is a bridge between man and God,who helps the world to recall its primal source ultimate return.The prophets were individuals of exceptionally high charecter who  were chosen by Allah,the Almighty to convey His messages to mankind.The Holy mission of the prophets were to quide people on the straight path and to keep man away from errors and sins.To advise them not to associate partners with Allah or assing partners to Allah.Man's Irade (Will) is İnsufficiant to find the right path by himself therefore he needs guidance.Because of his need Allah SWT sent Messengers from time to time to convey His messages.
     
     
     
                                THE QUALITIES OF THE PROPHETS:
     
     
          There are five major qualities possessed by the prophets.They are as follows:
     
          1 - They were the truthful ones (Al-Sidq).The prophets were trutful they never lied.
     
          2 - They were the trustworthy ones (Al- Amanah).They were trustworthy.They could be relied in all circumstances.
     
          3 - They were the Conveyars or Commnicators (At-Tabligh).They conveyed the messages verbatum without leaving any thing out.
     
          4 - They were the Most Intelligent ones among yheir people.They had the hignest degree of intelligence.
     
          5 - They were the Innocent Ones.They were far from commintting any sins,since Allah chose them to be prophets,they were innocent of wrong-doing.
     
          The Last Prophet Muhammad S.A.S.being the seal of the prophet had additional five qualities mentioned above for the other prophets:
     
          1 - He was superior to all other prophets.
     
          2 - He was assigned as the messenger to all mankind and the people of jinn.
     
          3 - He was the last and the Seal of the prophethood.No other Prophet will come after him.
     
          4 - He has been sent as a Rahmat mercy to all worlds.
     
          5 - Al-Shariah-The Relgion of Islam shall remain in effect until the Day of judgement.
     
          For further details about the Prophets and their lifes look into chapter.10.There is long and detailed information about each prophet.
     
     
     
                                       
                                         5 - BELIEF  in the DAY of JUDGEMENT
     
     
           The ififth principal condition of Al-Iman (Faith) is to believe in the Day of Judgement.
     
          When the the comes for Archangel Israfil (Raphael)A.S.to blow the horn or the trumpet,the dead will be raised from their graves.The assembling or gathering of the all the people from Adam to Azrail will take place on the  plain of Resserruction,that place is as vast as one can ever imagine,for the Final Judgement.The Recerded Book of Deeds will be handed to each person.The questioning and weighing onthe scale (balance) of the eedes done in the world in previous life will take place.People according to the outcome and what ever they earned in the previous life will be rewarded with residing  in Heaven (Al Jannah) or will be punished residing in hell ( Al-Jahannam).
     
          The Hereafter or the Next world (Al-Akhirah) If they are true muslıms,they should not disbelieve inthe Hereafter.
     
     
     
                                      6 - BELIEF in AL QADAR and Al Qadah TO BELIEVE IN DIVINE PREDESTINATION
     
     
          The sixth principal of Al-Iman (Faith) is to believe in Al_Qadar ( in divine providence).
     
          Al-Qadar   : is the declaration by Allah SWT that all events whether good ar bad which have occurred before the existence of time up to eternity are predestined and a result of Allah's own knowledge.
     
          Al_Qadhah ( Divine Enacment ): is taking place of whatever events that were planned by Allah S.W.T. in pre-existence at their due times and in  total accordance with the divine providence and konwledge of  Allah the Almighty.
     
          Al Rızq ( Divine Sustenance):It is Allah who sustains the whole Universe and the whole creation Allah SWT provides for His creation so that they are able to provide for themselves.One of the ninety-nine attributes af Allah SWT is,He is Rezzaq-the provider.Human beings choose in their free will how to provide for themselves whether in lawful or unlawful way.
     
          Allah's treasury is limitless,the believers of Islam submit themseleves to Allah SWT.
     
          AL TAWAKKUL (Trust) : Trust is to expect only from Allah alone,the Trusted one.In Islam one strives and works for and end exhausts all his resources and expects the result from the Creator and Sustainer of the Universe.A muslim can expect the result of action after having fulfilled all the requirements,both material and spritual,for achieving his aim but if he fails to achieve his objective,one should not resent and rebel about it.On the contrary a muslim shold resing himself to such a bad fate by saying :"Allah knows the best may be  this way is better for me."
     
     
        

    BOZKURT DESTANI

     
               Destan hakkında bilgi :Bilinen en eski GÖKTÜRK Destanından birisidir.Bir bakıma,M.S. (Milad'dan sonra)altıncı yüzylıdan sekizinci yüzyılın ortalarına kadar egemen olmuş bu Türk Devleti'nin Göktürkler'in soy kütüğü ve var olma hikayesidir.Ayrıca Türk ırkının  yeni bir dal halinde dirilişi de diyebileceüimizBozkurt Destanı,Bilge Kağan'nın Orhun Abidelerindeki ünlü vasiyetinin ilk cümlesi olan:
               "Ben Tanrı'ya benzer,Tanrı'dan olmuş Bilge Kağan,Tanrı irade ettiği için,kağanlık tahtına oturdum."cümlesi ile birlikte düşünülecek olursa,soyun ve ırkın nasıl bir şekilde ilahileştirilmek istendiğini de anlatmaktadır.Destan Çin kaynaklarında kayıtlıdır.Değişik söyleşiler durumunda ise de,çizgiler aynı fakat isimler üzerinde,anlatıştan doğma veya çinlilerce yazılırken isimlerin çince söylenmesinden meydana gelme değişklikler (aksan ve şive) yüzünden ayrı görünen belli üç söylenti şeklinde yazılmıştır.
     
               
     
               y1pDTbAza3R5o_HCWgcekYsIBg26eaq_XLIPCJLgOYqNgn8VWLi7EfIQRexmIrClOvDTd1qRBHgnGw[1]
                                                 BİRİNCİ SÖYLEYİŞ:
     
               Hun Ülkesinin kuzeyinde SO adı verilen bir ülke vardı.Burada,Hunlarla aynı soydan Göktürkler otururdu.Bir Göktürkler So ülkesinden ayrıldılar.Bu sırada başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı.Kağan Pu'nun 16 kardeşi bulunuyordu.onaltı kardeşten birisinin annesi bir kurttu.
               Annesi Göktürklerce en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen ve böyle kabul edilen bir kurt olduğu için delikanlı,rüzgârlara ve yağmura söz geçirir,bu iki kuvveti buyruğu altında tutardı.
                Bununla beraber So ülkesindeki yurtlarından ayrılan Göktürkler düşmanlarının baskınına uğradılar.
                Bu baskında düşmanları bütün Göktürkleri yok ettikleri gibi onaltı kardeşten sadece biri kurtulabildi.Kurtulan delikanlı annesi kurt olan idi.
               Bu delikanlının birisi yaz diğeri de kış ilâhını kızı olan iki karısı vardı.Baskından sonra her ikisinde ikişer oğlu oldu.Zamanla kalabalıklaşıp çoğalan halk,çocuklardan en büyüğünü kendilerine Hakan seçtiler, o zaman ki adı Göktürk dilinde değildi.Hakan seçilir seçilmez Göktürkçe olmayan bu adını bıraktı ve Türk adını aldı.
               Ondan sonra Türk on kadınla evlendi,bir çok çocukları oldu.İçlerinde ASENA adını taşıyan biri hakanlık tahtına geçince boyun  adı da AŞİNE oldu.
     
      
    y1pDTbAza3R5o9XulYtTucV92b8PDyZ_nthB6qOCyAf4f-RCy7FVEPXkHusEIKzcfLqoZeTEMmpxyo[1]
     İKİNCİ SÖYLEYİŞ
     
                 Hunların bir boyu olan ve adına Aşine denilen Türk boyu Hazar Denizinin batı tarafında yerleşmişti.Türklerin ilk atası olarak biliniyordu.Rahat ve huzur içinde oturularken bir gün ansızın düşmanlarının baskınına uğradılar.Baskının sonunda kimse sağ kalmadı.
                  Her nasılsa küçük bir çocuk bu baskından sağ kalmış bir köşeye sığınmıştı.Düşmanlar onuda gördüler.Fakat  cılız ve küçük bir çocuk olduğu için kimse ondan korkmadı ve ona aldırmadı.Hattâ içlerinden acıyanlar bile çıktı.Ama düşman yine de her ihtimali düşünüp,çocuğu öldürmektense kolunu bacağını kesip orada öylece bırakmayı uygun gördü;düşündükleri gibi yaptılar.
                  Kolunu bacağını kesip,yarı ölü hale getirdikleri çocuğu alıp bataklıkta bir sazlığa attılar,bırakıp gittiler.
                  O sırada nereden çıktığı bilinmeyen bir dişi kurt göründü,geldi çocuğu emzirdi.Yaralarını yalayıp iyi etti.O günden sonra da,avlanıp getirdiği yiyeceklerle çocuğu beleyip büyüttü,gücünü kuvvetini artırdı.
                  Zamanla Bozkurd'un beslediği çocuk gürbüzleşti.
                  Günlerden sonra bir gün,bir baskın yapıp Aşine soyunu yok eden düşman başbuğu,kolunu bacağını keserek sazlığa attıkları çocuğun yaşadığını öğrendi.Adamlar gönderip durumu öğrenmek,sağ kaldı ise öldürtmek istedi.
                  Düşman başbuğunun gönderdiği asker geldiğinde,kolu bacağı kesik gencin yanında bir dişi Bozkurt gördü.Dişi Bozkurt tehlikeyi sezmişti,dişleri ile genci yakaladığı gibi denizin öte yanına geçirdi;orada da durmayıp Altay Dağlarına doğru götürdü.Orada, her tarafı her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir yaylada bir mağaraya yerleştirdi,onunla evlendi;on oğlan doğurdu !
                  Mağaranın bulunduğu yayla yeşillikti;serin gür suları,meyve ağaçları,av hayvanları vardı.Oğlanlar orada büyüdüler,orada evlendiler.Her birinden bir boy türedi.Bunlardan biri de ASİNE boyu idi.
                 Asine,kardeşlerinin içinde en akıllı,en gözü pek,en yiğit olanı idi.Bu yüzden Türk Hakanı o oldu.
                 Soyunu untmadı.Çadırının önüne her zaman,tepesinde bir kurt başı bulunan bir tuğ dikti.
                 Aradan çok yıllar geçti.Asine boyuna Asençe adlı adlı bir başka yiğit Hakan oldu.Bunun zamanın da ise Aşine boyu,bulundukları yerden çıkıp daha güzel yurtlara yerleştiler.
                
               ÜÇÜNCÜ  SÖYLEYİŞ
     
              Bir not halindedir.Çin devlet adamlarından Cjan-Ken'in,Milattan önce 119 yılında,Çin'e göre batı ülkelerinde yaptığı gezi sonunda gördüklerini ve duyduklarını yazıp o zamanki Çin İmparatoruna sunduğu notları arasında kayıtlıdır.Notu,Abdülkadir İNAN'ın,TÜRK DİLİ ARAŞTIRMALARI YILLIĞI (1954)ndaki TÜRK DESTANLARINA GENEL BİR BAKIŞ  adlı yazısından olduğu gibi alıyoruz:
     
             "Hun ülkesinde bulunduğum zaman duydum ki Usun Hanı,GUNMO ünvanın taşıyor.Gunmo'nun babası,Hunların batısındaki bir ülkeye sahipti.Gunmo'nun babası bir savaşta Hunlar tarafından öldürüldü.Yeni doğmuş olan Gun-Mo'yu kırlara attılar.Kuşlar çocuğu sinekten koruyor,bir dişi kurt sütüyle besliyordu.Hun Hakanı buna şaştı.Bu çocuğu saydı.Onu kendi terbiyesine aldı.Babasının ülkesini ona geri verdi."
     
     
    December 18

    AYET VE HADİSLERDE SEVMEK

     
     
            ALLAH İÇİN SEVMEĞE VE BUNU TEŞVİK ETMEĞE,SEVDİĞİ BİR ADAMA SEVDİĞİNİ BİLDİRMEĞE  VE   BİLDİRİLEN KİMSEYE NE DENİLDİĞİNE DAİR AYETLER VE HADİSLER
     
     
            ALLAHÛ  TEÂLÂ ŞÖYLE BUYURUYOR:
     
             "Muhammed Allah'ın peygamberidir.Onunla beraber bulunanlar kâfirlere karşı şiddetli,kendi aralarında merhametlidirler.Sen onları rükû-sucûd halinde görürsün.Onlar Allah'ın fazl u rızâsını ararlar.Yüzlerinde secdeden alâmet vardır.Tevrat'ta benzerleri budur.İncil'de benzerleri,filizini çıkarıp onu kuvvetlendiren ve kalınlaştıran ve neticede ayakta dik duran ekin gibidir ki,çiftçileri hoşlandırır.Kâfirleri gücendirmek için de, Îmân edip amel-i salih işleyenlere mağfiret ve büyük ecir vâdetti." Sûre-48 (FETH),ayet - 29.
     
             "Muhacirlerden evvel Medine'yi yurt edinenler,yanlarına hicret edenleri severler." Sûre-59 (HAŞR) ayet - 9
     
                Ebu Hüreyre  (radiya'llâhu anh'den rivayete göre Resûl-i ekrem şöyle buyurmuştur:
     
    Yedi sınıf insan vardır. ki, Allah'u Teâlâ onları hiç bir gölge bulunmayan günde,Arş'ın gölgelendirir:
               
                Adaletli Devlet Reisi,
                
                Allah'a ibadetle büyüyen genç,
               
                Kalbi mescidlere bağlı kimse,
               
               Allah için sevişen ve bu uğurda birleşip bu sevgi ile ayrılan iki kişi,
                
               Mevki sahibi olan bir güzel kadın tarafından arz-ı nefs için çağrıldığı halde "BEN ALLAH'TAN KORKARIM" cevabı ile mukâbele eden kimse,
                Sağ elinin verdiği sadakayı sol eli duymayacak sûrette gizli sadaka veren kimse,
               
                TENHA YERDE ALLAH'I ZİKREDEREK GÖZLERİ YAŞLA DOLAN KİMSEdir
                                                                                 (Hadisi,Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)
     
     
                 Yine Ebu Hureyre (radiy'llahu anh'den rivayete göre,Resûl-i Ekrem saala'allahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
        
                "Benim için sevişenler nerededir?Onları gölgemden başka bir gölge bulunmayan bir günde (Arş'ımın gölgesinde) gölgelendireceğim.buyurur.
                     
                                                                        ( Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.)
     
             
                 Ebu Hureyre (radiya'llahu anh'den , Resûl-i Ekrem salla'llahû aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur.
     
                "Nefsim Yed'i kuvvetinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz,iman etmedikçe cennet'e giremezsiniz ve ve birbirinizi sevmedikçe de olgun mü'min olamazsınız.
                Size bir şey söyleyetim,onu yaptığınız zaman sevişirsiniz:ARANIZDA SELAMI YAYINIZ."
     
                                                                       ( Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.)
     
     
     
                Yine Ebû Hureyre (radiy'allahu anh'den,Nebiyy-i Muhterem salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:
     
               Bir gün birisi başka köydeki (DİN) kardeşinin ziyarete gitmekte iken Cenab-ı Hak  o  zâtın yolu  üzerinde  bir  meleği  gözcü  koymuştu.<<<( Hadisi rivayet eden) Ebû Hureyure,başka bir konuda zikronulan hadisi)>>>"Sen o zâtı Allah için sevdiğin gibi,muhakkak Allah'ta seni sevmişti"sözünekadar zikretmiştir.
     
                                                                    (Hadisi,Müslim rivayet etmiştir.)
     
     
     
                     NOT: KAYNAK  :RİYAZÜS-SÂLİHİN  CİLT:1 SHF:406-407-408-409-410  YAYIMCI :DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI:SAYI: 115
     
     
     
     
     
    December 17

    THE SIX PRINCIPLES OF ISLAM

     

     

     
     
     
                Those who believe in islam should believe the following six principles of al-iman These six principles are.
                
                1 - To believe in Allah,the Alminghty
                2 - To believe in His Angels
                3 - To believe in His Books
                4 - To believe in His Messangers ( Prophets)
                5 -  To believe in the Day of Judgement.
                6 - To believe in divine predestination
     
     
                 1 - BELIEF IN ALLAH THE ALMIGHTY
     
                 The first principle mentioned above was 'believing in ALLAH' that He Exists, His divine Being possesses all the Divine  Attributes each respectively in its perfect and unique from is free from all defects.
                 The divine Attributes  of Allah,the Almighty can be defined in two groups:
     
                  1 - The Divine Attributes of the Being of ALLAH ( al-sifat al-Dhatiyyah),
      
                  2 - and the Immutable Attributes of the Divines Essence of ALLAH ( al-Sifat Thubutiyyh.)
     
     
                                       AL SIFAT AL DHATIYYAH
     
                 The Divine Attributes of the Being of Allah are six.They are as follows.
     
                 1 - Al-Wujud  : He is the Existing One.
                 2 - Al - Qidam : He is the Pre-Eternal One.
                 3 - Al - Baqah : He is the Everlasting One.
                 4 - Al - Wahdaniyyah : He is the Uniquue One.
                 5 - Al - Mukhalafatun lil khawadith : He is Unilke the Created.
                 6 - Al - Qiyam bi'naf'sıhi : He is the Self-Existing One.
     
     
                                       AL SIFAT AL THUBUTIYYAH
     
                 The ummutable Attirıbutes of the Divine Essence of Allah are eight.They are as follows:
     
                 1 - Al - Hayat : He is the Living and Resurrecting One.
                 2 - Al - lım : He is the All- Knowing One.Allah the Almıghty knows everything to such an extent that secret intentions of the heart.
                 3 - Al Sami :He is the All - Hearting One . Allah the Almighty hears everything.
                 4 - Al Basser : He is the All seeing One Allah the Almighty can see everthing whıch might be impossible to be seen by all creatures of the universe.
                 5 - Al Iradhah : He has Absolute Will : Allah the Almighty has the wuality of Divine Determination so that He does whatever He wishes and in whatever manner He wistes.He gives no account to any one,but all thing are accountable to Him.
                 6 - Al Qudrah : He is the Omnipotent,the Almighty One, and He has power over all things.
                 7 - Al Kalam : His manner of Specch is Unique to Him : Allah the Almighty speaks without need of letters or sounds.
                 8 - Al Taqwin : He is the Creator from nothing of all things and beings.
     
     

    PEYGAMBER EFENDİMİZİN MÜBAREK İSMLERİ

     
     
                                                     HARİSÜN   ALEYKÜM
     
     
        Allahümme salli ve sellim alâ menismühü HARİSÜN ALEYKÜM (S.A.V.)
     
        Açıklaması:
     
        Resûl (S.A.V.) Efendimiz bu mübarek isimle Kur'an da:
     
        <<Lekad câeküm resulün min enfisüküm azizün aleyhi mâ anitüm harisün aleyküm----Size kendiniz içinden öyle bir peygamber geldi ki zahmete uğramanız onu incitir,kalbi size çok düşkün ve haristir.>>(Tevbe suresi/ayet 128) âyeti kerimesinde zikir ve sıfatı bildirilmiştir.
     
     
        Hazret_i Resûl (S.A.V.) bütün ümmed davetlerini doğru yola, hidayete irşad ve İslâm şerefi ile o kimseleri müşerref eder ve iman nuru ile nurlandırırdı.Ve iyi hale kavuşmalarını istekli kılardı.Ümmeti, böylece,daima doğru yol ve ibadet ile Alah'ın rızasına nail olmakta fazlacave ziyade hırs ediciydi.Bu sıfat, iyi bir sıfat ve güzel bir ahlak olup,Resûl-i Ekrem Hazretleri ise daima rastladığı kimseleri,mevsimlerde ve topluluklarda halkı irşad ve davette yorulmaksızın ve hırs üzere yolunda yürürdü.Bundan ötürü mübarek isimlerine HARİSÜN ALEYKÜM denildi.
     
     
                                        
                                                 MÂLÛMÜN
     
     
        Allahümme salli ve sellim alâ menismühü MÂLÛMÜN (S.A.V.)  
     
     
        Açıklamsı:
     
     
        Hazret-i Fahr'i Alem ve adem oğullarının seyyidi varlık alemini    şereflendirmeden önce bütün yedi kat göklerde ve Sidre ile Arşta,Kürs^'de,cehennem ve cennetlerde,Cenab-ı İlahiye en yakın olan melekler ve bütün nebilerin ve mürsellerin katında nübüvvet ve risaleti ve mübarek vücudları âlemlere rahmet olduğu cümlece biliniyordu.Hepside mübüvvet  ve risaletini ikrar ve itiraf ediyordu.varlığından önce kendilerini tazim ve ona intisab dilediklerinden mübarek isimlerine MÂLÛMÜN DENİLDİ.
     
     
                                         ŞEHİRÜN
     
     
        Allahümme salli ve sellim alâ menismühü ŞEHİRÜN (S.A.V.)
     
       
        Açıklaması:
     
        Hazret-i Fahr-iKâinat (S.A.V.) bütün melâike ve enbiya ve mürselin ile ve hakir cümle tarafından bilinirdi.İsim,resim ve sıfatı ile ve yüce nesebleri ile meşhurdu.Hattâ dünyaya gelmesinin yaklaştığı bilinince ve babasıAbdullah doğunca:
     
        <<Muhammed Mustafa (S.A.V.) in babası doğru!diye kitap ehilleri arasında bu doğuş şöhret buldu ve dilden dile dolaştı.Mekke'lilere,hele Kureyşlilere ve Hâşimilere,Resûlün akrabasıdır! diye çok saygı gösterir oldulardı.Bu ünlü olay insanlar arasında yaygın hale geldiğinden Resûl (S.A.V.) in mübarek isimlerine ŞEHİRÜN denildi. 
    December 12

    AL-KUFR

     
                               "AL-KUFR"
         DISBELIEF AND ITS VARIOUS MANIFESTATIONS
     
      "Kufr" is basicelly disbelief in any of the Articles of Faith in İslam.
     
       The Articles of Faith.To believe in:
     
       1- ALLAH
       2- HİS ANGELS
       3- HİS APOSTİES
       4- REVEALED BOOKS
       5- THE DAY OF RESURRECTİON,AND
       6- FATE (i.e.whatever Allah has ordained must come to pass.)
     
       There are two aspects of Disbelief:
     
     
       1-THE MAJOR DİSBELİEF.This aspect excludes one completely from the fold of islam.There are five types (of this Major Disbelief):
     
       a-"AL-KUFR-AL-TAKDHİEB".This imlies disbelieving the divine Trunth or denial of any of the Articles of Faith.
     
       Alminghty Allah says;
     
       "Then who does more wrong than one who utters a lie against Allah and denies the turth ( the Qur'an) when it comes to him.İs there not in Hell an abode for the disbelievers?"
     
                                                                                 ( HOLY QUR'AN  39;32)
     
       b- "AL-KUFR-AL-ABA  WAS-STAKBARA MA'AT TASDEEQ".This implies rejection and pride to bow to Allah's commandments after convistion of their truth.
     
     
       Alminghty Allah says:
     
       "And (remember) when We said to the angels:Prostrate yourself before Adam.And they prostrated save iblis:he refused and was proud and was one to the believers (disobedient to Allah)."
                                                                                  (HOLY QUR'AN   2;34)
     
     
       c-"AL-KUFR-ASH-SHAK WA AZ-ZAN."This implies doubting or lacking of conviction in the six Articles of Faith.
     
       Alminghty Allah says:
     
       "And the went into his garden while in a state.Uniust to himself.He sais:I think not that this will ever perish and I think not that the Hour will ever come,and if indeed I am borught back to my Lord  (on the day of Resurrection) I surely shall find better than these two (gardens) when I return to Him.His companion said him during the talk with him:Do you disbelieve Him Who created you aut of dust (i.e.,your father Adam),then out of a drop of semen,then fashioned you into a man=But as for my part ( I believe)that He is Allah,my Lord,and none shall I associate as partners with my Lord."
     
                                                                             (HOLY QUR!AN  18:35-38)
     
     
       d- "AL-KUFR-AL'IRAAD".This implies turning away from the Truth knowingly or deviating from the obvious Sing which Allah has revealed.
     
       Alminghty Allah says:
     
       "We created not the heavens and the earth and all that is between them except with Truth and for an appointed term.But those who disbelieve turn away from that weherof they are warned."
     
                                                                            (HOLY QUR'AN  46:3)
     
       e- "AL-KUFR-AN-NİFAAQ".This implieshypocritical disbelief.
     
       Alminhty Allah says;
     
       "They have made their oaths a screen (men) from the path of Allah.Verily,evil is what they used to do.That is because they believed then disbelieved,so a seal was set on their hearts,therefore they understand not."
     
                                                                            ( HOLY QUR'AN  63:2-3 )
     
     
       2- THE MİNOR DİSBELİEF ( Al-Kufr-Al-Asghar):This aspect of disbelief does not exclude one from the fold of İslam.It is also  termed "Al-Kufr-an-NI'mah."This implies disbelief manifesting itself in ungrateffulness for Allah's blessings or favors.
     
       Alminhty Allah says;
     
       "And Allah sets forth a parable,a township (Mecca)  that dweld secure and well-content,its provisions coming to it in abudance from every place,but it ( its people) denied the favour of Allah with ungratefulness so Allah made it taste the pangs of hunger and terror because of the evil (i.e. denying Prophet Muhammad) which (its people) used to do."
     
                                                                           (HOLY QUR'AN  16:112)
     
    December 11

    SURAHS

     
     
     
     
     
     
     
    December 10

    KURBAN VE KURBANLIK

     
    YORUMSUZ
     
     
         Dini Bayramlarımızdan ikincisi olan KURBAN BAYRAMI yaklaştı.bu gün gün itibarı ile 15 gün kaldı.İnşallah bütün İslam alemi huzur içinde geçiririz bu mübarek günü.Ama İslam aleminin düşmaları ve ülkelerimizde bulunan çıkarcı müşriklerinde desteğiyle hiç huzur görünmüyor.ALLAH ONLARI ISLAH ETSİN,ISLAH OLMAMAKTA ISRARCI OLANLARIDA BİZ ALLAH'A HAVALE EDELİM.NE EYLERSE RABBİM GÜZEL EYLER.
     
     
         Bu yazımda siz değerli kardeşlerimle bizim bildiğimiz,ancak bildikleri halde para ile sapıkça bir şeyler anlattığını zanneden,konuştuğunu düşünen,aslında konuşma yerine HIRILTI çıkaranlar bir kaç gün içinde tv.ekranlarını süsleyeceklerdir.O medyatörler kaç para alıp öyle konuşurlar bilemeyiz.Ama para karşılığı bildikleri gerçekleri; KUR'AN-I KERİM AYETLERİNİ (ALLAHIN EMİRLERİNİ) İNKAR EDERLER.Allah onları bildiği gibi yapsın diyorum.ONLARIN ANLATTIKLARINI,PERSLER DÖNEMİNDE İRAN'DAKİ MECİSULER YAPARDI.ONLAR İSLAMI YAŞIYORUZ DERLER AMA SAPITIRLARDI.
     
       KURBAN NEDİR?
       İbadet niyeti ile belirli vakitte,belirli nitelikleri taşıyan hayvanı kesmektir.Buna "udhiyye"denir.
       Kurban, mali ibadetlerden birisidir.Bu Cenab-ı Hakk'ın ihsan buyurduğu varlığ bir şükran borcudur.Tarih Hz.İbrahim Aleyhis'selam'a dayanır.
     
       Hz.İbrahim A.S. bir oğlu olursa Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı.Uzun bir zaman sonra bir oğlu olmuş ancak adağını unutmuştu.Rüyasında,oğlunu kurban ettiğini görünce adağını hatırlamıştı.Konuyu oğlu İsmail A.S.açmış,oğlu büyük teslimiyet göstermişti.Bunun üzerine adağını yerine getirmek için teşebüste bulunmuş,ancak Allah Teâlâ,onun bu bağlılığına karşılık Hz.İsmail yerine bir koyunun kurban edileceğini Cebrail Aleyhi's-selam aracılığı ile kendisine bildirmiştir.
     
        Konu ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
        "(Hz.İsmail) babsı (hz.İbrahim Aleyhi's-selam) ile beraber yürüyüp gezecek çağa gelince:
        ---Yavrucuğum,rüyada seni boğazladığımı görüyorum;bir düşün ne dersin? dedi (Hz.İsmal'de)
        ---Babacığım,emrolunduğun şeyi yap,inşallah beni sabredenlerden buyursun,edi.
       
        Her ikiside teslim olup (babası oğlunu) alnı üzerine yatırınca;
       ---Ey İbrahim,rüyayı doğruladın.Biz muhsinleri böyle mükafatlandırırız.Çünkü bu, gerçekten çok açık bir imtihandır,dedik.
     
       Biz,oğlunun yerine ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.Geride gelecekler arasında ona iyi bir ün bıraktık."İBRAHİM'E SELÂM" dedik.Biz mühsinleri böyle mükafatlandırırız.Çünkü o,bizim mü'min kullarımızdandır.
     
       Kurbanda da iyi niyet ve ihlas esastır.Nitekim HACC SÛRESİ 37.Ayetinde:
       "Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır.Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.
     
       Kurban;İmam-ı Ebû Hanife'ye göre vaciptir.Delili de:
       Kevser Sûresi 2.ayet'inde ;"Rabbin için namz kıl ve kurban kes"buyrulmuştur.
     
       Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri vaciptir:
     
       1-Müslüman olmak,
       2-Akıllı olmak,
       3-Ergenlik çağına gelmiş bulunmak,
       4-Hür olmak,
       5-Mukim olmak (Yani misafir olmamak)
       6-Nisab miktarı mal veya paraya sahip olmak.
     
       KURBAN EDİLECEK HAYVANLAR:
     
       1-Koyun
       2-Keçi
       3-Sığır
       4-Manda
       5-Deve
     
       Bu hayvanların erkekleri kurban edilebileceği gibi dişileride (Hamile olmamalı) kurban edilir.
    Bunlardan Devenin 5,sığır ile mandanın 2, koyun ve keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekir.
        Bu hayvanlar dışında kesilecek hayvanlar dışındaki hayvanların kurban edilmesi sahih olmaz.
     
       "BÜTÜN İSLAM ALEMİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN"
    December 08

    GÖZ PINARLARIN NE ZAMAN KURUDU ANAM ?

    Yıldızları toplayıp matarama koyarken
    Anlıma değen kurşun kaderimle buluştu
    Götürdü kurşun beni uzak ülkelere
    Geceni yet etti şafaklarla bölüştü şafaklarla bölüştü
    Yıldızları al götür nazlı yârime yetir
    Ona gidemem ana onu kabrime getir
    Ah ana ben ölürmüyüm acep yok olurmuyum
    Nazlı yârin dilinde ad olur kalırmıyım
    Mataram yıldız dolu yar için sakla anne
    Her gün benim yerime papatya kokla anne
    Kavuşuruz ötede düşlerde bekle anne
    Ben nazlımdan ayrıldım dağlar dağa kavuştu dağlar dağa kavuştu
    Nazlı yar beklemesin kınayı saklamasın
    Sürsün pamuk eline kabrime gelsin anne
    Ah ana ben ölürmüyüm acep yok olurmuyum
    Nazlı yârin dilinde ad olur kalırmıyım

    Ana beni sakın sakın öldü bilme
    Canımdan can gitti deme
    Koparsa yine bir fırtına ve kem göze gelirse yurdum
    Bu toprak taşırmı beni kudururum
    Anafartada gelincik Sarıkamış'ta kardelendim
    Sakarya'da boy verdi diktiğim fidan
    Ana şimdi sana ağlama derim ya
    Bilirim sen gine ağlayacaksın
    Göz pınarların ne zaman kurudu ki
    Şimdide kurusun
    OLSUN BE ANA VATAN SAĞOLSUN   
     (Rize'den Genç kardeşim Emrah KANTARCI'nın hediyesi)
    December 07

    BİR ŞİİR OKUYUN DİYE

     
     
     
     
     
    HAKİKAT  NEREDEatamm5oasm3ut9ao7iw8
     
    Gafil,hangi üç asır,hangi on asır
    Tuna ezelden TÜRK diyarıdır.
    Bilinen tarihler söylememiş bunu
    Kalkıyor örtüler,örtüden doğacak,
    Dinleyin sesini doğan tarihin,
    Aydınlıkta karaltı,karaltıda şafak
    Yalan tarihi gömüp,doğru tarihe gidin.
    Asya'nın ortasında OĞUZ oğulları,
    Avrupa'nın Alplerinde OĞUZ torunları,
    Doğudan çıkan biz,batıdan yine biz.
    Nerde olsa,ne olsa kendimizi biliriz.
    TÜRK sadece bir milletin adı değil,
    TÜRK,bütün adamların birliğidir.
    Ey ! birbirlerine diş bileyen yığınlar,
    Ey ! yığın yığın insan gafletleri !
    Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
    Dünya o zaman görecek hakikat nerede,
    HAKİKAT NEREDE.
            Gazi M.Kemâl ATATÜRK
     
     
     
    21k[1]NOT: Bu şiiri  (Spaces arkadaşım)Dila'nın mavi dünyasından izinli alıp yazdım.
    December 06

    PROPHETS (PEYGAMBERLER)

     
     
     
     
    allahuekber27xi8xi3kr4bl6rb
    FAITH IN THE HOLY PROPHETS
     
     
         God Almighty informed His creatures of His orders and prohibitions which are necessary to show them the right path through His Prophets.The prophets are mediators and messengers between God and His creations.
     
        Prophethood is the gift of God.He bestows it upon whom He wishes and and it canot be achieved by striving and struggling.
     
        From Adam to our beloved Prophet Muhammed (peace be upon him),God Almighty sent the Prophets to all the old Nations.
     
         The Prophets are the sole teachers of divine knowledge and ethics for mankind.
     
         Prophets are the most beloved and eminent  creatures of God amongst human beings.They never  commit sins.They do not envious or hypocritical.They never tell lies.Their prophecy always comes true.They are the most reliable human beings and they are never dishonets.
     
        DÜŞER ANİMASYON  ALLAH(ANİMASYON)      There have never been women prophets.All  the prophets were wise and enlightened people who never sinned,and who were near God before their prophethood.Their lineage was the most superior. in their societies.
     
          Beig prophet of all the world and the last one,our prophet Muhammed (peace be upon him) is the greatest of all prophets.Many prophets were sent to the world from the time of the first human being to the time our prophet Muhammed (peace be upon Him).God Almighty informed us about some of them in the Holy Qur'an.Their exact number is known only to god.
     
          The first prophet was Adam (peace be upon him) and the last was Muhammed (peace be upon him)The prophets whose names are mentioned in the Holy Qur'an are:
     
           1- ADAM                                  13- SHU'AYB
           2- IDRİS                                  14- MOSES
           3- NOAH                                  15- ARON
           4- HÛD                                    16- DAVİD
           5- SALİH                                 17- SOLOMON
           6- ABRAHAM                          18- ELİAS
           7- LOT                                    19- ELİSHA
           8- ISMAEL                              20- JONAH
           9- ISAAC                                21- EZEKİEL
         10- JACOB                               22- ZACHARİAH
         11- JOSEPH                             23- JOHN THE BAPTİST
         12- JOB                                   24- JESUS
     
         25. Muhammed (peace be upon him).
     
         There is controversy about the prophethood of the three pious persons whose names arementioned as Ezra,luqman and Dhû'l-Qarneyn.
     
         We believe in all the prophets of whom we have been informed without any dicrimination.Therefore Islamic religion has covered all humanity with an integrity which is not easily  achieved by any other religion. 
     
     
     
    GÜLÜM MUHAMMED 
     

    FIVE FUNDAMENTAL (İSLAMIN 5 ŞARTI)

     
     
    FIVE FUNDAMENTAL PRINCIPLES OF ISLAM
     
    Our beloved Prophet stated that:"Islam has been established on fıve fundamental principles."They are :
     
               1- There is no deity save God and that Muhammed ( peace be upon him) is His servant and His Apostle.
     
               2- Prayers  ( Salât).
         
               3- Legal Alms  ( Zakat).
     
               4- Fasting
     
               5- Pilgrimage
     
    According to the sacret sayings or our holy Prophet,Islam has been established on the fıve aforementionet fundamental principles.To be a perfect Muslim,a worshipper should fulfill all the five conditions which are explained as follows:
     
                 1- To believe voluntarily in the existence and unity of God,and that Muhammed (peace be upon him) is His Apostle,and conf irming
                      this by the folloving words (prayer):   
     
                      "ASH-HADU AN LÂ İLÂHA İLL İLLALLAHU WA ASH-HADU ANNA MUHAMMEDEN ABDUHU WA RASÛLUH".
                        (Transliteration)
     
                       " I bear witness that there is no deity save God and that Muhammed ( peace be upon him) is His servant and His    Apostle."
                           (Translation.)
     
                  2- To perform the five enjoined prayers which are cosidered the pillar of the Islamic religion every day.
     
                  3- Those who are rich are obliged to pay the legal alms (Zakat) for all their possessions and properties once a year.
     
                  4- To fast in the lunar month of Ramadan.
     
                  5- To perform the holy pilgrimage once in a lifetime when one is in good health and has enough money.
     
                  
    December 04

    THE BASMALA "AL-FÂTIHA"

     SÛRAH-1       AL -FÂTIHA    (THE OPENING)
     
     
    besmele8vp[1]
     
    IN THE NAME OF ALLAH,THE COMPASSİONATE,THE MERCİFUL.
     
    VERSES 1-Praise be to Allah,the Lord of the worlds.
                   2-The compassionate,the merciful;
                   3-Master of the day of judgement;
                   4-You alone do we worship,and to you alone we pray for help;
                   5-Guide us to the Straight Path;
                   6-The way of those whom You have favoured;
                   7-Not of those who have incurred Your wrath.Nor of those who go astray.
     
     
    (The Arabic word "Rahman" and "Rahim" can be roughly translated as " Compassionate"and "Merciful" ."Al-Rahman"" is one of the Name of God,whose bounties are open to anyone,even disbeliever,rightous or sinner."Al_Rahim"is also one of the Name's of God.In the hereafter His bounties are open only to the believers.
     
    The Arabic word  "Malik" can be translated either as "owner" or "master" or both;therefore Allah is the Owner and Master of the day of judgement.
     
    The arabic word "al-Âlamin is aplural of " 'Alam."There are many worlds in the universe.There is the world of "Nâsût",the human word knwable by the senses.There is the "Malakût",which is the nvisible world of angels of otherspiritual entities,such as jinn.Finaly;"Lâhût"is the world of the Divine Reality.Every planet in the Universe,too,may be a "world".There also astronomical and physical  "worlds",spiritual worlds,metaphysical worldsand others.Most are known only to God.
     
    The Arabic word which means "guide" here yields the meaning,"Guide us to the Straight Path,and keep us there without swerving".According to certain of the Qur'an's commentators,the Straight Path is the way of the Prophets and those and those who follow them truly;not those who are cursed by the Lord,like the jews,or those who simply deviated from the Straight,like the Christians.The two major nations which preceded Islam are held up as examples to the Muslims, so that the latter may pay attention,lest they too deviate from the truth,and tread the path of misguidnce.
     
    December 01

    BU DAVETE İHTİYAÇ DUYDUM

    İSEVİ (HIRİSTİYANLARI)HAK DİNİNE DAVET

     

     

     

    6_jpg_1_

    AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH-U TEÂLÂ
    KUR’AN-I KERİM’İNDE ŞÖYLE BUYURUYOR:
    “DE Kİ: O ALLAH BİR TEKTİR.” (İHLÂS: 1)
    HIRİSTİYANLAR İSE:
    “BABA, OĞUL, KUTSAL RUH”
    DİYEREK ÜÇ İLÂH KABUL EDİYORLAR.
    BU NE BÜYÜK BİR SAPMIŞLIKTIR.

    ALLAH-U TEÂLÂ İHLÂS SÛRE-İ ŞERİF’İNDE
    KESİN OLARAK BEYAN BUYURMAKTADIR:
    “DOĞURMAMIŞ, DOĞURULMAMIŞTIR.” (İHLÂS: 3)
    HIRİSTİYANLAR İSE: “İSA MESİH ALLAH’IN OĞLU” DİYORLAR.
    BUNDAN BÜYÜK CEHALET Mİ OLUR?

    HALBUKİ İSA ALEYHİSSELÂM KUR’AN-I KERİM’DE HABER VERİLDİĞİNE GÖRE ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİR:
    “BEN ALLAH’IN KULUYUM. O BANA KİTAP VERDİ
    VE BENİ PEYGAMBER YAPTI.”
    (MERYEM: 30)
    HIRİSTİYANLAR İSE İSA ALEYHİSSELÂM’I İLÂHLAŞTIRDILAR.
    BU NE BÜYÜK DALÂLETTİR

    ALLAH-U TEÂLÂ KEHF SÛRE-İ ŞERİF’İNİN 4-5.
    ÂYET-İ KERİME’LERİNDE ŞÖYLE BUYURUYOR:
    “VE ‘ALLAH ÇOCUK EDİNDİ.’ DİYENLERİ UYARMAK İÇİN.
    BU HUSUSTA NE ONLARIN NE DE ATALARININ BİR BİLGİSİ VARDIR.
    AĞIZLARINDAN NE BÜYÜK SÖZ ÇIKIYOR! ONLAR YALNIZ VE
    YALNIZ YALAN SÖYLERLER.”
    HIRİSTİYANLAR, HAZRET-İ ALLAH’A EVLÂT İSNAT EDİYORLAR.
    BU NE BÜYÜK AYMAZLIKTIR.

    ALLAH-U TEÂLÂ ÂYET-İ KERİME’SİNDE BUYURUR Kİ:
    “MUHAMMED İÇİNİZDEN HERHANGİ BİR ADAMIN BABASI DEĞİL, FAKAT
    O ALLAH’IN RESUL’Ü VE PEYGAMBERLERİN SONUNCUSUDUR.”
    (AHZÂB: 40)
    HIRİSTİYANLAR İSE İNCİL’DE HABER VERİLMESİNE RAĞMEN:
    “BİZ İSA’DAN ÖTESİNİ TANIMIYORUZ.” DİYORLAR.
    BUNLAR KENDİ KİTAPLARINA DAHİ İNANMIYORLAR.
    BU NASIL BİR DİN ANLAYIŞIDIR

     

     

     

     

    KUR'AN-I KERİM

    INVITING CHRISTIANS TO DIVINE GUIDANCE AND TRUE SALVATION

    THE ALMIGHTY AND THE MAJESTIC ALLAH (MAY HE BE GLORIFIED AND EXALTED), STATES IN HIS HOLY QURAN:
    “SAY: HE, ALLAH, IS ONE.” (AL-IKHLAS: 1)
    CHRISTIANS, BY SAYING: “FATHER, SON, AND HOLY SPIRIT”
    ARE SUBMITTING TO A POLYTHEIST BELIEF.
    IS THIS NOT A CLEAR DEVIATION?

    ALLAH (MAY HE BE GLORIFIED AND EXALTED),
    IN HIS SURA AL-IKHLAS MOST CERTAINLY DECLARES THAT:
    “HE BEGETS NOT, NOR WAS HE BEGOTTEN.” (AL-IKHLAS: 3)
    CHRISTIANS ARE BELIEVING THAT
    “JESUS, THE MESSIAH
    IS THE SON OF GOD”
    IS THIS NOT A CLEAR IGNORANCE?

    WHEREAS, AS STATED IN THE HOLY QURAN
    JESUS (PBUH) HAS SAID:
    “I AM A SERVANT OF ALLAH, HE HAS GIVEN ME THE SCRIPTURE AND MADE ME A PROPHET.” (MARYAM: 30)
    WHEREAS, CHRISTIANS IDOLIZE JESUS (PBUH).
    WHAT A HUGE DEVIATION THIS IS

    IN CREED VERSES 4-5 OF SURA AL-KAHF
    ALLAH (MAY HE BE GLORIFIED AND EXALTED) STATES:
    “AND TO WARN THOSE WHO SAY, ALLAH HAS BEGOTTEN A SON.
    NO KNOWLEDGE HAVE THEY OF SUCH A THING, NOR HAD THEIR FATHERS. MIGHTY IS THE WORD THAT COMES OUT OF THEIR MOUTHS. THEY UTTER NOTHING BUT A LIE.”
    (AL-KAHF: 4-5)
    CHRISTIANS ARE ATTRIBUTING A SON TO ALLAH (MAY HE BE
    GLORIFIED AND EXALTED).
    WHAT A GREAT SLANDER THIS IS?

    ALLAH (MAY HE BE GLORIFIED AND EXALTED),
    COMMANDS IN HIS AYAT:
    “MUHAMMAD IS NOT THE FATHER OF ANY MAN AMONG YOU, BUT HE IS THE MESSENGER OF ALLAH AND THE LAST (END) OF THE PROPHETS.” (AL-AHZAB: 40)
    EVEN THOUGH THIS TRUTH, IS REVEALED IN THEIR BIBLE,
    CHRISTIANS SAY:
    “WE DO NOT RECOGNISE ANY PROPHET AFTER JESUS.”
    THEY DO NOT EVEN BELIEVE IN THEIR OWN BOOK.
    WHAT KIND OF RELIGIOUS

    DIE AUFFORDERUNG
    ZUR RECHTLEITUNG UND WAHREN ERRETTUNG

    ALLAH DER ALLMÄCHTİGE SPRİCHT
    İN SEİNEM EDLEN QUR’ÂN WIE FOLGT:
    “SPRICH: “ER IST ALLAH, EIN EINZIGER.” (AL-İHLÂS: 1)
    DIE CHRISTEN NEHMEN ABER DREI GÖTTER AN,
    INDEM SIE SPRECHEN:
    “VATER, SOHN, HEILIGER GEIST”
    WAS IST DAS FÜR EIN GROSSER IRRTUM!

    ALLAH DER ALLHÖCHSTE DEKLARIERT
    IN DER SURE AL-IHLÂS DEFINITIV:
    “ER ZEUGT NICHT UND IST NICHT GEZEUGT WORDEN.” (AL-İHLÂS: 3)
    DIE CHRISTEN SAGEN ABER. “JESUS DER MESSIAS IST DER SOHN ALLAHS”
    KÖNNTE ES EINE GRÖSSERE UNWISSENHEIT GEBEN ALS DIESE?

    JESUS (ISA) -FRIEDE SEI MIT IHM- SPRACH, WIE IM EDLEN QUR’ÂN BERICHTET WURDE, FOLGENDERMASSEN:
    “ICH BIN EIN DIENER ALLAHS. ER HAT MIR DAS BUCH GEGEBEN
    UND MICH ZU EINEM PROPHETEN GEMACHT.”
    (MARYAM: 30)
    DOCH DIE CHRISTEN VERGÖTTERTEN JESUS -FRIEDE SEI MIT IHM-
    WAS IST DAS FÜR EINE GROSSE IRRELEITUNG

    ALLAH DER ALLHÖCHSTE SPRICHT IN DEN 4.-5. EDLEN VERSEN DER SURE AL-KAHF
    WIE FOLGT:
    “UND UM JENE ZU WARNEN, DIE DA SAGEN: “ALLAH HAT SICH EIN KIND BEIGESELLT.
    SIE HABEN KEINERLEI KENNTNIS DAVON, NOCH HATTEN SIE IHRE VÄTER.
    UNGEHEUERLICH IST DAS WORT, DAS AUS IHREM MUNDE KOMMT!
    SIE SPRECHEN NICHTS ALS LÜGEN.”
    DIE CHRISTEN SCHREIBEN ALLAH DEM ALLHÖCHSTEN EIN KIND ZU
    WAS IST DAS FÜR EINE GROSSE UNACHTSAMKEIT!

    ALLAH DER ALLHÖCHSTE SPRICHT IN SEINEM EDLEN VERS:
    “UND MUHAMMED IST NICHT DER VATER EINES EURER MÄNNER, SONDERN
    DER GESANDTE ALLAHS UND DER LETZTE ALLER PROPHETEN.”
    (AL-AHZÂB: 40)
    UND DIE CHRISTEN SAGEN, OBWOHL ES IN DER BIBEL VERKÜNDET WIRD:
    “WIR ERKENNEN KEINEN WEITEREN ALS JESUS AN.”
    SIE GLAUBEN SOGAR NICHT AN IHR EIGENES BUCH.
    WAS IST DENN DAS FÜR EINE RELIGIONSAUFFASSUNG

     

    PEYGAMBER EFENDİMİZ S.A.V.

    ПРИГЛАШЕНИЕ ХРИСТИАН К ВЕРНОМУ ПУТИ И НАСТОЯЩЕМУ СПАСЕНИЮ.

    ВЕЛИКИЙ И ВСЕМОГУЩИЙ АЛЛАХ ТАК ГОВОРИТ В СВОЕМ КОРАНЕ:
    «СКАЖИ: "ОН - АЛЛАХ – ЕДИН» (ОЧИЩЕНИЕ, 1)
    НО ХРИСТИАНЕ ГОВОРЯТ «ОТЕЦ, СЫН И СВЯТОЙ ДУХ», ПРИЗНАВАЯ ЗА БОГОМ ЕГО ТРОЙСТВЕННОЕ ПРОИСХОЖДЕНИЕ.
    ЭТО ВЕЛИКОЕ ОТКЛОНЕНИЕ ОТ ИСТИНЫ.

    ВЕЛИКИЙ АЛЛАХ ПОВЕЛЕЛ НАМ ЗНАТЬ, ЧТО
    «НЕ РОДИЛ И НЕ БЫЛ РОЖДЕН» (ОЧИЩЕНИЕ, 3)
    ХРИСТИАНЕ ЖЕ ГОВОРЯТ:
    «МЕССИЯ, ЕСТЬ СЫН БОЖИЙ».
    РАЗВЕ МОЖЕТ БЫТЬ НЕЗНАНИЕ ХУЖЕ ЭТОГО?

    ВЕДЬ СКАЗАЛ ПРОРОК ИСА О СЕБЕ В СВЯЩЕННОМ ПИСАНИИ:
    «ОН СКАЗАЛ: "Я - РАБ АЛЛАХА, ОН ДАЛ МНЕ ПИСАНИЕ И СДЕЛАЛ МЕНЯ ПРОРОКОМ» (МАРЙАМ, 30)
    ХРИСТИАНЕ ЖЕ СДЕЛАЛИ ПРОРОКА БОГОМ И ВПАЛИ В ВЕЛИКОЕ ЗАБЛУЖДЕНИЕ

     

    BЕЛИКИЙ АЛЛАХ В 4 И 5 АЯТЕ СУРЫ КОРАНА «ПЕЩЕРА», ГОВОРИТ:
    «ЧТОБЫ УСТРАШИТЬ ТЕХ, КОТОРЫЕ СКАЗАЛИ: "ВЗЯЛ АЛЛАХ ДЛЯ СЕБЯ РЕБЕНКА».
    «НЕТ У НИХ ОБ ЭТОМ ЗНАНИЯ И У ИХ ОТЦОВ. ВЕЛИКО ЭТО, КАК СЛОВО, ВЫХОДЯЩЕЕ ИЗ ИХ УСТ! ОНИ ГОВОРЯТ ТОЛЬКО ЛОЖЬ!
    » (ПЕЩЕРА, 4-5)
    ХРИСТИАНЕ ПРИПИСЫВАЮТ БОГУ СЫНА И ЭТО ВЕЛИКОЕ ОТСТУПЛЕНИЕ ОТ ИСТИНЫ.

    ВЕЛИКИЙ АЛЛАХ В СВЯЩЕННОЙ КНИГЕ ГОВОРИТ:
    «МУХАММЕД НЕ БЫЛ ОТЦОМ КОГО-ЛИБО ИЗ ВАШИХ МУЖЧИН, А ТОЛЬКО - ПОСЛАННИКОМ АЛЛАХА И ПРОРОКОВ. АЛЛАХ ЗНАЕТ ВСЯКУЮ ВЕЩЬ!» (СОНМЫ, 40)
    ХРИСТИАНЕ ЖЕ, НЕСМОТРЯ НА ОТКРЫТОЕ ПОСЛАНИЕ БИБЛИИ, ГОВОРЯТ «МЫ НИКОГО НЕ ПРИЗНАЕМ КРОМЕ ИИСУСА».
    ОНИ НЕ ВЕРЯТ ДАЖЕ СОБСТВЕННОЙ КНИГЕ. ЧТО ЖЕ ЗА ПОНИМАНИЕ РЕЛИГИИ ЭТО?

     

    U BËJM APEL QË TI PËRGJIGJENI PAÇES TË VËRTETË E TË SIGURT

     

    Al-lahu i Lartëmadhëruar dëshmon qartë për HYUN e LARTMADHËRASË SË TIJ, kur, në Kur-anin e tij famëlartë qartë dëshmon.
    ,,Thuaj: Ai, Al-lahu është Një.‘‘ (El-Ihlas: 1)
    Kurse Krishterët në TRESHËZ besojnë, duke folur ata: ,,BABA-I, BIRI, SHPIRTI I SHENJËT‘‘
    Kjo është një GABIM I MADHË!

    Në po të njejtën Sure-Kaptinë-të sipër menduar-Al-lahu xh.sh. vazhdon the thotë:
    ,,As s’ka lindur kë. As nuk është i lindur.‘‘ (El-Ihlas: 3)
    Ashtu siç po besojnë Krishterët: ,,Si mund të besohet se Jezusi (Isau) a.s. Mesihu është i BIRI i Zotit‘‘ Në bindje dhe besim i tillë, a nuk është devijim humnerës dhe Errësirës së pa fund!

    Jezusi (Isau) a.s. Mesihu ka dëshmuar, se çka na njafton dhe informon Kur-ani famëlartë:
    ,,Ai (Isau) Mesihu tha: ,,Unë jamë Rob i Al-lahut, mua më ka dhënë librin dhe më ka bërë Pejgamber.‘‘ (Merjem: 30)
    Sipas bindjes dhe besimit Krishter Isaun a.s. e shiqojnë-e besojnë-në HYJNI TË ZOTIT! Gabimisht i madhë është kjo deklaratë

    Al-lahu i Lartëmadhëruarë në kaptinën (Suretul El-Kehf: 4-5.) shumë qartë dëshmon kur thotë:
    ,,Për t’ua tërhequr vërejtjen atyre që thanë se Al-lahu ka fëmijë. Dhe për ata, e as të parët e tyre nuk kanë kurfarë dijenie. Sa e madhe është ajo fjalë që del nga gojët e tyre, e ata nuk thonë tjetër vetëm se gënjeshtra.‘‘
    Si mund t’i mbështetni Zotit të vërtetë fëmijë, është një gënjeshtër dhe shpifje! Kjo është një fjalë e vrazhdë dhe një gënjeshtër e shëmtuar ndaj të vërtetës së Al-lahu (Zotit).

    Al-lahu i Lartëmadhëruar në kaptinën kur thotë:
    ,,Muhammedi nuk ka qënë babai i asnjërit prej burrave tuaj por ishte i Dërguar i Al-lahut dhe vulë të gjithë Pejgamberve, e Al-lahu është i dishëm për çdo send.‘‘ (El-Ahzab: 40)
    Vet Krishterët përkundër deklarimit të tyre-që deklarohen në DHJATËN e re të UNGJILLIT të tyre thonë se: ,,Ne (Krishterët) pas Isaut a.s. nuk njohim-nuk besojmë.‘‘ Këta edhe vet librave të tyre nuk po u besojnë!
    Kjo Fe si mund të Kuptohet

     

     

    ŞEHİTLERİMİZ NELER DİYOR;NELER

    Yurdumun şirin bölgelerinden biri olan RİZE'den EMRAH isimli bir arkadaşım spaces alanımı ziyaret etmiş ve katkıda bulunmak amacı ile konuk defterime iki şiir bırakmış.Kendisine teşekkür ediyorum.Bu şiirleri siz kardeşlerimle paylaşmak istedim.İnşallah beğenerek okursunuz.
     
     
                                                       4hjo7qq[1]
     
     
    Kan uykusu,kan uykusu,Ali'ye kurdular pusu,
    Dokunmayın yiğidime,ondaki şehit aygısı
    Biri gider bini gelir,Al kınalı koçlar gibi,
    Bir ana ki evladına "uyan;uyan"der,
    Biri gider bini gelir,Al kınalı koçlar gibi,
    ir şehit ki anasına "dayan;dayan" der
     
    Ay düşmez namertlere,düşer kendi toprağına oy
    Yağmur olur,Rahmet olur,çiçeğine yaprağına oy
    Biri gider bini gelir,Al kınalı koçlar gibi,
    Bir ana ki evladına "uyan;uyan" der,
    Biri gider bini gelir,Al kınalı koçlar gibi,
    Bir Ali ki anasına " DAYAN ; DAYAN " der
     
     
     
     
    16[1]
     
     
                                                       ŞEREF      AĞLAMAZ
     
     
    Ağlama baba;şeref ağlamaz
    Bu gün benim düğünüm var.
    Hey anam hey,HİLÂL DÜŞMÜŞ KANIM ÜSTÜNE
    Ağlama baba; şeref ağlamaz
     
    Gayrı ruhum bayrak'tır benim,Dalgalanır Vatan üstünde.
    Yeşilırmağı Fırat'a,Denizi Dicle'ye kavuştur,
    Erciyes'i Ağrı'yla,Kaçkar'ı Toros'la
    Maden Dağı'nıUlus Dağıyla buluşturur.
     
    BU BAYRAK TÜRKÜDÜR BABA;
    Rize'de çay;Isparta'da gül kokulu,
    Aydın,Naza'a ipek,Erzurum'da Dadaş türküler,
    Antep'te Şahin,Köroğlu'nun huzuruna karşı durmaya,
    Dadaloğlu'yum,Avşar ellerini yeniden kurmaya,
     
    Ağlama baba;şeref ağlamaz,
    Neden AY-YILDIZ nazlıdır?
    Çünkü:hep çocuktur bir yanımız,hep Al kınalıyız.
    Şimdi ŞEHİTİM,Anamın ellerine bırakılan boynu bükük künyeyi,Yaralı bir yurttum,
    Yaşasam;yine Mehmet'in oğlu Ali olurdum.
     
    AĞLAMA BABA;ŞEREF AĞLAMAZ !
    Özlediğiniz de beni,kümyemi kaldırın bayrağa doğru,
    AL ŞAFAKLARDA YÜZEN ALSANCAK TADINDA TÜRKÜLER SÖYLEYİN.
    Ağlamayın,Gönlünüz türkülerle dolsun.
    SON SÖZÜM BU :VATAN SAĞ OLSUN 
     
     
     
    vatansagolsun17qt0mw