yahya's profile TÜRKİYEM BENİM ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
April 29 NAMAZ İÇİNDEKİ İBADET SAYISI HAYDİ BİR HESAP YAPALIM
Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu bilmem biliyor musunuz? Konuyla ilgili bâzı teknik rakamlar : • Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek’atın 17’si farz, 3’ü vâcib, 20’si sünnettir. • Bir senede 14.600 rek’at namaz kılıyoruz. • Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz. • Toplam bir yılda 15.200 rek’at namaz kılmış oluyoruz. • Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüt namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek’at sayısı dışındadır. *Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çıkaralım: Namaz kılan bir mü’min bir günde en az.... – 40 def’a Besmele çekiyor. – 40 def’a Fatiha sûresini okuyor. – 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor. – 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor. – 213 def’a Allah-u Ekber diyor. – 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor. – 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor. – 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor. – 40 def’a Semi Allahu limen hamideh diyor. – 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor. – 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor. – 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor. – 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor. – 21 def’a Kelime-i şehadet’i söylüyor. – 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor. – 13 def’a Allahümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor. – 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor. – 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor. – 15 def’a Allahümme Salli selâvatını okuyor. – 15 def’a Allahümme bârik selavatını okuyor. – 15 def’a Euzübillâhimineşşeydânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor. Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır. 60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza. April 27 VEFAYLA KAL CANVASİYETİM OLSUN
Ayrılıklar geceye benzer. Bütün yarınlar da sabaha can! Sen geçmişi bana bırak can! April 24 ÇANAKKALEYE BİR BAKALIMApril 22 HANGİ AŞK BÜYÜK ?Alıntıdır
Dünyanın, yaşanmış en güzel aşk hikayesi bu.. Ne Leyla diyeceğim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs. vs.. En güzel aşk hikayesi Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ile Hatice Validemizin hikayesidir.. Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da diğerleri..Aşkları dillere destan olur, günümüze kadar ulaşırdı? Hayır tabii ki! Belki bir kaç sene sonra bitecekti.. Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar Ama siz bir bakın efendimizle, Hatice Validemizin aşkına ALLAH için! Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk.. Ahla kissat hub fil alem Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Efendimiz yaşlı bir hanımla karşılaşıyor, O'nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere "Bırakın" diyor gelsin.. Sırtından abayasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup 1 saat kadar sohbet ediyorlar.. Aişe Validemiz merak ediyor ve sonrasında; "Kimdi o? Neler konuştunuz?" soruyor.. Cevaba bakar mısınız; " O, Hatice'nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik" Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş, vefayı, sevgiyi, özlemi görüyor musunuz? Ve o hengamede.. Ve Hatice Validemize bakın; Yaşı 55.. Efendimiz o sıra Hira mağarasında, nübüvvetten evvel ibadette.. Her gün O en sevgili'ye yiyecek taşıyor! Her gun gidiyor ve O'nunla biraz oturuyor.. Hira Mağarasını bilir misiniz siz? Ne kadar yüksektir ve çıkması ne kadar zordur? Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok yorulurlar.. Yaşı 55 Hatice Validemizin ve her gün Habibini görmeye gidiyor! Yine bakınız ki o asil hanıma, Efendimizden daha yaşlı olduğu için O'na üstüne evlenmesini teklif ediyor! Düşünebiliyor musunuz? O'nu öylesine seviyor ki, sadece O'nu mutlu edeceğini düşündüğü için "Evlen" diyor!Ama O, reddediyor, asla O'nu incitmek istemiyor.. Hanım'a bakın! Ve sevgisine.. Yine ilk vahiy geldiğinde O'na nasıl destek olduğuna, yüreğini, malını, canını nasıl serdiğine bakin.. Ve Efendimizin yüreğindeki Hatice Validemizin yerini düşünün, çok hadislerde geçer.. Yine Validemizin vefatından çok uzun yıllar sonra kız kardeşi Hale efendimizin evine gelir ve kapıyı çalar.. Öylesine heyecanlanır ki O, kapıya koşar, eli ayağı dolaşır.. "Neden" derler.. "Hatice'nin çalışı bu" buyururlar..Ve "Sanırım Hale'dir gelen" derler.. En güzel Aşk hikayesi budur! Yaşanmış ama pörsümemiş, eskimemiş, yepyenidir.. ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ ?Yıl 2057 oğlum 18, ben 47 yaşındayım... 'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var? 2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz? Eskiden her mahallede 1–2 cami varken, şimdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba? Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz? Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları? emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma Angel ismini ezanla sen mi SÖYLEDİN? Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular. Baba Türkiyeli ne demek? Biz Türk çocuğu değil miyiz? Soyumuz belli değil mi bizim? O kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim? Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz? Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız. Kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz? Hiç mi kitap okumadınız? Hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş çekildiğini? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı? Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız. Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış. O marşı yanlızca körü körüne mi ezberlediniz? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön'. Baba ne zaman titreyeceksiniz? Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi. Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.'Ya devlet başa, ya kuzgun leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok muydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize! Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ? April 18 PEYGAMBERİMİZ S.A.V.İN KARDEŞİ GİBİ
April 17 NAMAZ VE CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
Namaza tekbirle girmek,'ilahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !' demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi gibi, tekbirle namaza baslamak da, 'Allah 'im canimiz Sana feda olsun!' anlamindadir. April 16 KUR'AN-I KERİM'İN FAZİLETİCenab-ı Hak dünya ahiret saadetine eriştirmek için kitaplar indirmiş ve o kitaplar vasıtasıyla emir ve yasaklarını kullarına bildirmiştir. En son olarak da Kur’an-ı Azimü’ş-şanı, Peygamberimiz Hazret-i Muhammed vesıtasiyle bizlere göndermiştir.
Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendize indirilen ve bize de tevatür yoluyla naklonulan Allah kitabıdır. Kur’an-ı Kerim; Alah Teala’nın Cebrail aleyhisselam aracılığı ile kullarına gönderdiği kitab-ı ilahidir. Kur’an- Kerim, dünya okyanusunda çırpınan, çaresiz beşeriyetin kurtuluşu için ilahi bir gemidir. Kur’an-ı Kerim; hastalıklara deva, beşeriyyete manevi bir gıdadır. Kur’an-ı Kerim; ins-ü cin Peygamberi Hazret-i Muhammed’e gönderilmiş son kitabtır. Kıyamete kadar hükümleri bakidir. Bu ilahi kitabın belağat ve fasahatiyle, ifade ve üslübundaki haşmetle hiçbir kitap kıyaslanamaz. Kur’an’ın diğer sözlerden üstünlüğü, Allah Teala’nın kullarından üstünlüğü kadar farklı ve büyüktür. Kur’an, beşeriyyetin fikir ve kalbini aydınlatan bir nurdur. O nursdan nasibini almış insan, sapkınlıktan ve ruhi buhrandan kurtulmuş olur. O, her kelimesi yerli yerinde ifade buyrulmuş bir öğüttür. Onun nasihatine kulak veren yanılmaz. O, dosdoğru bir yoldur; Onun çizdiği istikamette giden asla dalalete düşmez. Okumuş olduğum ayet-i kerimede Allahü Teala şöyle buyuruyor ki: "Gerçek bu Kur’an (insanları) öule bir şey’e (yola) doğrultup götürür ki, o en adil ve doğru bir (yol) dur. Güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü’minlere kendileri için muhakkak bir ecr olduğunu da müjdeler o”. Kur’an –ı Kerim gönderilmezden önce, beşerin hali feci bir durumda idi. İnsanoğlu mabud-i hakikiyi bırakmış eliyle yaptığı putların önünde secde yapmaya başlamıştır. Kazancı çapulculuk, insancı putçuluktu. İbadet putlara yapılır, kurbanlar putlar adına kesilir, dilekler onlardan istenirdi. Hayadan nasibi olmayan o günün insanı, gözüne kestirdiği kimselerin hayatına kıymakta idi. Kendi öz kızını, diri diri toprağa gömecek kadar merhametsizlikte ileri gitmişti. Ne namazdan haberi vardı nede oruç tutardı. Kabe-i Muazzamayı çırılçıplak tavaf ederlerdi. Duası Kabe’nin karşısında ıslık çalmak ve çırpmaktı. Taşları ve ağaçları mabud kabul eden insanların ibadetleride bu hale gelecekti ve geldi. Kur’an-ı Kerim, ayet ayet inmeye, onun daveti beşerin kulağına gitmeye başlayınca insanoğlu uyandı, nefse esaret zincirlerini kırdı cve putları terkederek Allah’ın birliğine inandı. Kur’an’a sarılıp onun feyziyle boyanan kavimleri, Cenab-ı Hak, yülkseltti ve halkın başına geçirdi; inanmayawn kavimleride aşçaltıp perişan hale getirdi. Bu kadar büyük bir saadeti getiren Kur’an’ın, bizim üzerimizde bir takım hakları vardır: Hükümleriyle amel etmek, onu müdafaa etmek, haram kıldığı şeylerden sakınmak gibi... Bu hususlara dikkat gösterdiğimiz zaman Kur’an-ı Kerim, kıyamet günü bize şefaatçi olacaktır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Kur’an, şefaati kabul olunan bir şefaatçi, şikayeti tutulan nir davacıdır. Kim onun önüne (rehber olarak) korsa Kur’an onu cennete çeker (götürür). Kim onu arkaya bırakırsa Kur’an onu cehenneme sevkeder”. Kur’an-ı Kerim bir hidayet meş’alesidir. Onun gösterdiği yolu takip edene, onu elden ve dilden uzak tutmayana şefaat eder. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz: “Kur’an-ı okuyunuz. Çünkü o, kıyamet günü, ona sahip olanlara şefaatçi olarak gelecektir” buyurmuştur. Kur’an okumayı bilmeyen kimse; içinde ışık yanmayan, bir ses işitilmeyen, sıvaları dökük, çatısı çökük ve harap olmuş ev gibidir. İnsan, dünya menfaatleriyle ilgili olarak pek çok şeyler öğrenir. Kur’an okumayı öğrenmek, bizim Müslüman olmamızla ilgilidir. Onu okuyamaz isek namazımızı nasıl kılacağız? Bu sebepledir ki, Resulullah Efendimiz, “Sizin hayırlınız, Kur’an-ı öğrenen ve öğretendir” buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim, evvelkilerin ve sonrakilerin ilimlerini içinde toplayan bir kitaptır. Geçmiş milletlerin terakkilerine amil olan veya batışına hazırlayan sebebler onun içinde açıklanmaktadır. Bunları nazarı dikkate alan bir millet batmaya mı, yoksa yükselmeye mi namzet olduğunu anlar. Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Allah Teala’nın kitabıdır. Onda sizden evvelkilerin ve sizden sonrakilerin haberi ve aranızdaki (hadise) lerin hükmü vardır. O şaka değil, (hakla batılı) ayırmak (ta olan bir kitap) tır. Onu tecebbüren terk edenin Allah belini kırar. Doğru yolu ondan başkasından arayanı Allah dalalete düşürür. O, Allah’ın habl-i metini, nur-i mübini, zikr-i hakimi ve sırat-ı müstekimidir. Sevgiler onun ile birlikte bulunursa sapıtmaz, reyler onunla beraber olursa parçalanmaz. Alimler ona doymaz, müttekiler ondan usanmaz. Onun ilmini bilen ileri geçer (önder olur), onunla amel eden. April 14 ATATÜRKÇÜ YAHUDİLER.....ATATÜRKÇÜYÜM DİYENLERE İLTHAF OLUNUR.....!'Gazetemiz yazarlarından Yakup Almelek'in sözlerini yazdığı, oğlu Alper Almelek'in bestesini yaptığı marş, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) resmi marşı olarak kabul edildi. (24 Ekim 2001 - ŞALOM)' Bir süre önce, komonistlerin (sosyalistlerin) faaliyetlerine dair aldikları kararları madde madde sıralamıştık. İçlerinden biri şöyle idi: '-Hangi ülkede faaliyet gösteriyor iseniz, o ülkenin ölmüş devlet adamlarını sahiplenecek, yapacağınız propaganda ile onu ve dediklerini çizgimize çekeceksiniz. Aradan yıllar geçtikten sonra herkes onu 'devrimci (solcu)' bilecek.' Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada '-Sosyalizmanın anası masonluktur!' diyor. Öyle oldugunu da madde madde elindeki delillerle ispat ediyor. Siz yaşadığınız süre içinde; okulda, işte, işyerinde, çarşıda, pazarda her yerde karşılaştığınız insanlardan, tanıdıklarınız veya değil hangisinden duydunuz birinin çıkıp da '-MASONUM' dedigini? Duymadınız, duyamazsınız... Ama onlar '-solcuyum, sosyalistim, devrimciyim, ateistim, komunistim' derler. Kılıktan kılığa girerler. İlginizi çekeceğini umduğumuz ibret dolu bir yazı, Eski Van milletvekili ve vatanın sevilen asil evladı muhterem İbrahim Arvas'in kaleminden: 'Hatıratım sona yaklaşırken memleketimizde locaları bulunan Masonlardan biraz bahs etmek isterim. Masonların İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da bir çok locaları vardır. Mustafa Kemal Paşa'nın sevmediği iki zümre vardı. Birincisi DÖNMELER , ikincisi de MASONLAR'dı. Bir gün eski adliye vekili Mahmut Esat Bozkurd'u çağırdı. Kendisine Masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitab verdi. '-Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle Halk Partisi Gurup Başkanlığına ver, gurupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve gurupça kapanmasına delalet et. Seninde bu işde büyük şeref payın olacaktır.' dedi. Gurup günü Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını reisten rica etti. Katip takriri okudu. Gurup dinledi. Hülasası şöyle idi: 'Bizim Eba ancet gelen atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık, Masonluk ta kökü dışarda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir. Memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da gurup kararıyla kapatalım.' Ve söz istedi, kürsüye gelerek takririni gayet veciz olarak izah etti. Meclisteki Masonları bir telaşdır aldı. Hele sözcüleri Şükrü Kaya'yı görse idiniz, başından süt dökülmüs kediye benziyordu. Meşhur hatib Mahmut Esat Beye söz yetişebilir mi idi. Şükrü Kaya Masonluğun bir hayir (!) müessesesi olduğunu kürsüden söylediği zaman gurubun hemen bütün azası yüzüne haykırdılar. Hayır eserleri dediğiniz nedir, birisini gösterebilir misiniz? Yalan söylüyorsun, in aşağı! dediler. Mahmut Esat ise MASONLUĞUN kökü dışarda, gizli, memleket ve millet için muzur bir tarikat olduğunu ve her yerde umumi reislerinin yani meşrik-i azamlarının YAHUDİ olduğunu bir çok vesikalarla ispat etti. Şükrü Kaya, Kazım Özalp, Mazhar Germen son çareyi Katib-i umumi Recep Peker'e iltica etmekte buldular. Ve salonda oturan Recep Peker'in etrafını alarak yalvarmağa başladılar. Guruptaki hava çok elektrikli idi. Heyecan son haddini bulmuş, her taraftan '-KAPATALIM!' sesleri yükseliyordu. O esnada Recep Peker söz istedi ve kürsüye gelerek: '-Arkadaşlar, çok mühim bir işin üstündeyiz, müsaade buyurun, bu işi bir defa da devlet reisine götürelim, onun da reyini alalım, gelecek hafta bugün tekrar huzurunuza getireceğim, dedi. Bu söz gurubun tasvibine mazhar oldu ve mesele gelecek haftaya kaldı. Bir hafta sonra olsun, biz herhalde bütün locaları kapatırız dediler. Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: -Arkadaşlar; bugünden itibaren Türkiye'de Masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır. Salonda bir kıyamettir koptu, alkışlar, bağırmalar ve KAHROLSUN YAHUDI USAKLARI! sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ile arkadaşları ortadan sırra kadem basmışlardı. Gurup dağıldıktan sonra doktor Mim Kemal'i öne katarak meclisteki Masonlar toplu olarak Reisicumhura gitmişlerdi. Mim Kemal, Reisicumhura hitaben: -Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrik-i azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız, demiş. Reisicumhur, -Peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra... Siz Avrupada hangi locaya bağlısınız ve metbuunuzun ismi nedir? -Biz Cenova'ya tabiiz ve reisimiz de BARCA MISON Cenaplarıdır, demişler. Bunun üzerine küplere binen MUSTAFA KEMAL PAŞA onlara hitaben: -HAYDİ DEFOLUN BURADAN, CEHENNEM OLUN GİDİN, YAHUDI UŞAKLARI! Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi, bir çıfıt yahudiye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfi'ye hepinizi verir ve astırırım! Haydi defolun karşımdan! diyerek onları kovmuş, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İstanbul, İzmir ve Adana'ya bildirdiler ve sabah olmadan hepsinin kapanma kararlarını getirip henüz sofrasından kalkamayan reisicumhura verdiler ve derin bir nefes aldılar. Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa bu suretle bütün MASON localarını kapattı. İsmet Paşa'nın reisicumhurluğu sırasında kanun-u mahsusla localar kapanmadı diye Masonların müracaatı üzerine tekrar localar açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952 de ise Atatürkçü geçinen ve onunla iftihar eden CELAL BAYAR da, Ahmet Gürkan'ın teklif ettiği ve Masonların loacalarını kapatmak istediği kanun teklifini red ederek bu suretle localarını kanunla pekiştirdi. Tabii bu ameliyeyi Meclis yaptı, fakat bu müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar reisicumhur locasına gelerek (1) kanunun müzakerelerini sonuna kadar takip etmiştir.
Cevat Rifat Atilhan April 13 BİRAZ DÜŞÜNSEK Mİ ACABA ?SÖZLER April 10 BU FİLMİ BİZLER İZLEMİŞTİK1968 YILLARINDA BAŞLAYAN BU FİLMİ İZLEDİK.EVET İZLEDİK.O FİLMİ İZLEYENLER ŞU ANDA 50 VE YUKARI YAŞ GRUBUNDA YER ALIYORLAR.1968 YILINDA ANKARA;ODTÜ,HACETTEPE VE İSTANBULDA,İTÜ DE BAŞLAYAN VE 1980 YILINA KADAR DEVAM EDEN BİR FİLM.
BİR ÇOK GENCECİK FİDANLARIN ZEHİR DÜŞÜNCELERDEN ÇABUK ETKİLENİP KURUDUĞU BİR DÖNEMDİ.BAZI DIŞ GÜÇLERE HİZMETİ MARİFET SAYAN,KENDİNİ ADAM YERİNE KOYAN AMA ADAM OLAMAMIŞ KİŞİLERİN BAŞLATTIĞI BİR FİLM.ŞİMDİ TEKRAR BAŞLATILIYOR.
REKTÖRLER KURULU BAŞKANI OLAN BİR ŞAHSIN OKULUNDA START ALDI.ANTALYA ÜNİVERSİTESİNDE.BU BİR TESADÜF DEĞİL.BAĞLI BULUNDUĞU KURUMUN AMİRİNE KARŞI BAYRAK AÇIYOR.OLAY TAM UNUTULMUŞKEN,BAKIYORSUNUZ KENDİ ÜNİVERSİTESİNDE OLAYLARA START VERİLİYOR.BENCE BU BİR TESADÜF DEĞİL VE OLAMAZ BU KADARI.
ATATÜRK İLKE VE İNKİLAPLARINI SAVUNDUĞUNU SÖYLEYEN BAZI HADDİNİ BİLMEZLER;ATATÜRK'Ü TOPLUMUN BİR KESİMİNE DÜŞMAN EDİYORLAR.ASLINDA EN BÜYÜK DÜŞMAN KENDİLERİ.ONLAR SADECE ATATÜRK VE DEVRİMLERİNİN ADINI KULLANIP, HEM RANT,MEVKİ HEMDE YIKICILIK YAPIYORLAR.ARTIK ONLARIN PEŞİNDEN GİTMEYİ MEDENİYET SAYANLARIN ÖNLERİNE BAKMASI GEREKMEZ Mİ? TAPILIRCASINA GIPTE ETTİKLERİ ; ESKİ İTÜ REKTÖRÜ KEMAL ALEMDAROĞLU'NUN ADI NERELERDE ZİKREDİLDİ.BİR TERÖR ÖRGÜTÜ İLE.DOĞU PERİNÇEK VE PARTİSİNİN ÜST DÜZEY YETKİLİLERİ NELER YAPIYOR BAKIN VATAN İÇİN?????!
AKŞAM BÜTÜN TV.HABERLERİNDE SEYRETTİM.O GENCECİK EVLETLARI.KALDIKLARI YURTLARINI KAÇAR GİBİ TERK EDİYORLARDI.YAZIK DEĞİL Mİ BU VATANIN GENÇLERİNE.DÜŞÜNELİM ARTIK.AKLIMIZI DEVŞİRMELİYİZ.
GÖSTERİLERDE ( ÖKÜZÜN BİRİ ) SİLAH ATIYOR.KAMERALAR AÇIK BİR ŞEKİLDE GÖSTERİYOR.GÜVENLİK GÜÇLERİ BULAMIYORSA,NEDEN BU KADAR MODERN TEKNOLOJİK YENİLENME PEŞİNDE.BU ŞAHIS YAKALANMIŞSA NEDEN DE ŞİFRE EDİLMİYOR VATANDAŞA.BU ŞAHSIN ÖĞRENCİ OLMADIĞI KESİN.EĞER ÇİFT DİKİŞ İSE,O SİLAHI NASIL SOKABİLİYOR OKULA.POLİS VE ÖZEL GÜVENLİĞE RAĞMEN GİRMİŞSE O SİLAH;DÜŞÜNMEK GEREKİR.HEM DE ACI OLARAK.O SİLAH TALEBE TARAFINDAN DEĞİL,BAŞKALARI ! TARAFINDAN SOKULMUŞTUR MUTLAKA.ÖĞRETİM GÖREVLİLERİNİ KASTEDİYORUM EVET.REKTÖRÜ KASTEDİYORUM EVET.HARAM OLSUN BU MİLLETİN VERGİLERİ İLE ALDIKLARI MAAŞLARI KENDİLERİNE.
BİR DAHA DÜŞÜNELİM.BU FİLMİ BAŞLAMADAN BİTİRELİM.
BU VATAN ZARAR GÖRMEDEN,GENCECİK FİDANLAR BAHARSIZ SOLMADAN, SOKAKLAR KAN OLMADAN,GELECEĞE; AHMET'İN,MUSTAFA'NIN,MEHMET'İN KATLEDİLİŞİNİN,ÖLÜMÜNÜN YIL DÖNÜMLERİNİ BIRAKMADAN BİTİRELİM.O GENÇLERİ YÖNLENDİRENLER BAŞKA MEVKİLERE ZEMİN HAZIRLIĞINDA OLANLARDIR.HEPİMİZ ÇOCUKLARIMIZI UYARALIM.GEÇ KALMAYALIM.ÇOCUKLARIMIZI ZEHİRLETMEYELİM ÇAKAL SÜRÜSÜNE.
April 08 SIRTINA DAĞA DAYAMA,OLAKİ DEPREMLE OVA OLURBu gün bir şeylere ihtiyaç duydum.Yaklaşık 7 yıldır yalnız yaşıyorum.İhtiyaç duyduğum şeyi kendim yapabilirdim.Ama bir kimselere ihtiyaç duydum.
Hani,ölümü tamamen hissederiz de;son nefesten önce Kelime-i Şahadet'i söyleyebilmeyi düşünürüz.Dualarımızda hep onu zikrederiz.İşte bu gün öyle bir şeye ihtiyaç duydum.Bu sıkıntımda dostlarımı,evlatlarımı,sevenlerimi yanımda hissetmek istedim.Olmadı.olmadı işte.
Aynaya bakarız.Kendimize bakarız.Güzelliğimize,yakışıklılığımıza bakar da tatlı bir tebessüm atarız aynaya.Sokakta gezerken oradaki görüntümüze güvenerek dolaşırız.Güzelliğimize ve yakışıklılığımıza güvenerek dolaşırız.Bu bize verilmiş en doğal hak.Bu hakkı hiç bir yasa,hiç bir şekilde elimizden alamaz.Kibir olmadan duyulan bu hak çok güzel.
Bizlere akılla beraber fikir verilmiş ki diğer mahlukattan ayrılmışız insan oğlu olarak.Bakın,klavyelerimizle evimizde yazıyoruz ve bir tuş ile yazdıklarımızı yüzmilyonlara bir kaç saniye içinde ulaştırıyoruz.
Yalnızlığıma karşılık bir kapıya gittim bu gün.Yapacağımda o kapıdaki canı yanımda hissetmek için.Canım dediğim,ciğerim,biricik'im dediğim bu gün benim teklifimi reddetti.Haa ! Yarım asırlık ömrümde hiç sevgilim olmadı ve de düşünmedim.O konu da sokakta veya girdiğim toplumlarda da öyle bir şeyi düşünüp kimseye rahatsızlık vermedim.
Kapısına gittiğim can öyle bir can ki:ATSAN ATILMAZ,SATSAN SATILMAZ cinsinden.Artık benim için O varmı,olacakmı diye düşünüyorum.Yapmak istediğim işte amacım onu çalıştırmak değil,sevgisini ve sulietini yanımda hissetmek istedim.Ama olmadı.Hayat o kadar acı ki;YA DOSTUM DEDİĞİNİZ,YA DA EVLADIM DEDİĞİNİZ VURUVERİYOR YÜREĞİNİZDEN.
Yarım asırlık ömrümde hayatı çok ama çok iyi tanımama rağmen,yüreğim öyle bir cenderede sıkıldı ki;gerçekten şu an sızısını hissediyorum.Allaha emanet olun. BU GÜN AĞLIYORUMBu gün ufka baktım derin derin
Karanlıktı bu gün ufuk
Kendi ufkuma baktım
Neler mi gördüm;o da bomboştu
Başımı çevirip geriye baktım
Kimsecikler yok
Beynim baktı gerisine
Hüzün,acı,çile gördü
Emir verdi gözlerime;
Boşal,öyle boşal ki
Kan da olsa boşal gitsin
Tutma o yaşları pınarında
Yüreği daha fazla titretme
Kanlı boşal ki ben bakmayayım
Bir daha geriye,karanlığa
Kapattım gözlerimi;
Bir beynimi dinledim
Birde dinledim yüreğimi
sevgiye aç yüreğimi
Yüreğim ağlıyordu için için
Unutulmuşluğuna,kırılmışlığına
Onu sadece ben hissediyorum
Çünkü sızlıyor yüreğim
O yürek öyle çırpındı ki;
Dosta,sevgiye,sevgiliye
Can yook,canan yook
Yapayalnız,göğüs kafesim sıkıyor
Oradan kanımın çekildiğini
Bütün sevgileri alıp götürdüğünü,
Hissettim acı ile
Korkuyorum artık yaşamaktan
Koca çınarda kuru yaprak misali
Bir esinti olacakta uçuracak diye
Meçhule gitmekten
Meçhulde kaybolmaktan Ölmekten değil ! meçhulden korkuyorum
Şahadetim,duam tevbem dilimde Kaybolmaktan korkuyorum.
Karamsar düşünüyorum bu gün
Oysa her şeye rağmen yaşam doluyum
Yüreğime,ruhuma sığmıyor sevgim
Ama canlarım kırdı bu gün
Kalbimi parçaladılar canlarım
Canım dediklerim,varlığım dediklerim
Parçaladı bu gün kalbimi
AĞLIYORUM.
(BU BİR ABLA'YA DEĞİL) April 03 BAŞIMIZ SAĞOLSUN
April 01 EY ARKADAŞ HÂLÂ 1 NİSAN DİYORSUN !15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır. Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan 1 Nisan'lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır. BİRAZ DÜŞÜNELİM Mİ ? |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|