yahya's profile TÜRKİYEM BENİM ...PhotosBlogListsMore Tools Help

TÜRKİYEM BENİM لاعقشنغشاغش.سحشؤثس.مهرث.ؤخة

YARATANA SIĞINIP DUA EDELİM.O Kİ DUALARI KABUL EDENDİR.VATANIMIZ VE DİNİMİZ İÇİN ŞEHİT OLANLARI UNUTMAYIN DUALARINIZDA
Photo 1 of 17
More albums (50)

Windows Media Player

by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 

yahya koç

Occupation
Location
Interests
HAYATI VE YARATILANI SEVİYORUM.YARATANDAN DOLAYI

 

 

 

                                                   

    

                                   

 

 

 

 

LÜTFEN! KİŞİSEL ÖZGÜRLÜK VE EMEĞE SAYGI DİYEREK ALANIMA CHATBOX KOYMAYINIZ.                              

 

 

       

 

 

 

 

 

 

 

  

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
CHUSAwrote:
PhotobucketPhotobucketPhotobucket
 HOLA ,y buenas noches corazon..  que bonito poder pasar por a qui esta noche.. Quiero desearte un feliz fin de semana  lleno de muchas ilusiones y amor junto a todos tus seres amados un beso en la distancia de tu amiga chusa y para que no me olvides te dejo un recuerdo  mio .
con todos mis deseos te una hermosa semana
llena de mucho cariño de
CHUSA



PhotobucketPhotobucket
Nov. 7
CHUSAwrote:
HOLA
Dondequiera que te encuentres y quien quiera que seas;
 quiero que estes seguro que tu eres un ser sumamente especial
CON MIS MEJORES DESEO TE DESEO
UNA BONITA SEMANA,

Oct. 29
  
GÖNÜLLERİN YİĞİT ABİSİ,,, HAYIRLI  RAMAZANLAR DİLİYORUM,,, RABBİM  BİZLERİ  DAİM KILSIN AMİN,,
Aug. 31
 
 
Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim
berat kandili tüm islam alemine hayırlara vesile olması dilegiyle kandiliniz mubarek olsun
rabbim yar ve yardımcımız olsun
Aug. 5
 
****HANİ GELMEYECEKTİN?****
Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
-”Gel seni camiye götüreyim” dedim. “Bugün cuma biliyorsun.”
-”Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun.”dedi.
-”Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.”
-”Ne bileyim,olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup,dizleri çıkar diye endişe ediyorum.”dedi.

Gayri ihtiyari gülmeye başladım.

-”Herhalde şaka yapıyorsun. Bunun için cami terk edilir mi?

-”Ciddi söylüyorum. Giyimime düşkün olduğumu bilirsin.”dedi.
Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri; mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

-”Peki” dedim. “Hayatında hiç camiye gitmedin mi?”
-”Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim. Hem o yaşlarda dizlerimin aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.”

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmisti. Daha sonra tokalaşıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan iki ay sonra; kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahcedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve yine yeşiller vardı üzerinde . Yavasca yanına yaklaştım ve Kısık bir sesle:
“Hani camiye gelmiyecektin ?” dedim
Hiç sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu....
(Alıntı)
.


May 6

Custom HTML

 
November 21

kurban bayramı

November 17

EL SAGRADO CORÂN

2. La vaca (Al bacara)

Revelado después de Higrah. Este capitulo tiene 286 versos.

¡En el nombre de Alá, el Compasivo, el Misericordioso!

 

 

1. `lm.

2. Ésta es la Escritura, exenta de dudas, como dirección para los temerosos de Alá,

3. que creen en lo oculto, hacen la azalá y dan limosna de lo que les hemos proveído.

4. creen en lo que se te ha revelado a ti y antes de ti, y están convencidos de la otra vida.

5. Ésos son los dirigidos por su Señor y ésos los que prosperarán.

6. Da lo mismo que adviertas o no a los infieles: no creen.

7. Alá ha sellado sus corazones y oídos; una venda cubre sus ojos y tendrán un castigo terrible.

8. Hay entre los hombres quienes dicen: «Creemos en Alá y en el último Día», pero no creen.

9. Tratan de engañar a Alá y a los que creen; pero, sin darse cuenta, sólo se engañan a sí mismos.

10. Sus corazones están enfermos y Alá les ha agravado su enfermedad. Tendrán un castigo doloroso por haber mentido.

11. Cuando se les dice: «¡No corrompáis en la tierra!», dicen: «Pero ¡si somos reformadores!»

12. ¡No son ellos, en realidad, los corruptores? Pero no se dan cuenta.

13. Cuando se les dice: «¡Creed como creen los demás!», dicen: «¿Es que vamos a creer como creen los tontos?» Son ellos los tontos, pero no lo saben.

14. Cuando encuentran a quienes creen, dicen: «¡Creemos!» Pero, cuando están a solas con sus demonios, dicen: «Estamos con vosotros, era sólo una broma».

15. Alá les devolverá la broma y les dejará que persistan en su rebeldía, errando ciegos.

16. Ésos son los que han trocado la Dirección por el extravío. Por eso, su negocio no ha resultado lucrativo y no han sido bien dirigidos.

17. Son como uno que alumbra un fuego. En cuanto éste ilumina lo que le rodea, Alá se les lleva la luz y les deja en tinieblas: no ven.

18. Son sordos, mudos, ciegos, no se convierten.

19. O como si viniera del cielo una nube borrascosa, cargada de tinieblas, truenos y relámpagos. Se ponen los dedos en los oídos contra el rayo, por temor a la muerte. Pero Alá cerca a los infieles.

20. El relámpago les arrebata casi la vista. Cuando les ilumina, caminan a su luz; pero, cuando les oscurece, se detienen. Si Alá hubiera querido, les habría quitado el oído y la vista. Alá es omnipotente.

21. ¡Hombres! Servid a vuestro Señor, Que os ha creado, a vosotros y a quienes os precedieron. Quizás, así, tengáis temor de Él.

22. Os ha hecho de la tierra lecho y del cielo edificio. Ha hecho bajar agua del cielo, mediante la cual ha sacado frutos para sustentaros. No atribuyáis iguales a Alá a sabiendas.

23. Si dudáis de lo que hemos revelado a Nuestro siervo, traed una sura semejante y, si es verdad lo que decís, llamad a vuestros testigos en lugar de llamar a Alá.

24. Pero, si no lo hacéis -y nunca podréis hacerlo-, guardaos del fuego cuyo combustible lo constituyen hombres y piedras, y que ha sido preparado para los infieles.

25. Anuncia la buena nueva a quienes creen

 
 
  
October 04

ALLAH'A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLARIN NİTELİKLERİ

 

 

  Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar   bututumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad    ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz onun va’di kesinlikle  gerçekleşir.

 Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır

 İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.  Meryem sûresi  59,60,61,62,63

 

         Elif Lâm Mîm.

        - Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir

         - Onlar gaybe2 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

         - Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar

         - İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır

         - Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını  çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik

          - Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık

          - İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. Bakara sûresi   1,2,3,4,5,65,66,177

 

 

       - Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.

         - Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar Salihlerdendir

  --Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir       Rabbinizin bağışına, ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

-          Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.Âl-i imran sûresi 113,114,115,133,134

 

 

-          “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”Â’raf sûresi 156

-          Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî20 peygambere uyan Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

-          - Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.

-          Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar. Â’raf sûresi 156,157,201,202

                    

         - Andolsun, biz size açıklayıcı âyetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. Nûr sûresi 34      

        - O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.    - Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.

-          Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır           

-          O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

-          Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun

         -     Elbette kendisi de hoşnut olacaktır. Leyl sûresi 14,15,16,17,18,19,20,2,21
September 02

Anne babaya ne zaman itaat edilmez?

 

 

 

Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.MERYEM SÛRESİ – 8.AYET

 

 

- “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”LOKMAN SÛRESİ – 15.AYET

ANNE VE BABAYA SEVGİ İLE İLGİLİ AYETLER

 

Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.RA’D - 19

 

Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır RA’D - 20

 

Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.RA’D - 21

 

Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”İSR - 24

 

Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.İSRÂ - 25

 

Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.BAKARA - 180

 

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”BAKARA - 215

 

Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.BAKARA - 83

 

Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.ANKEBÛT - 8

 

İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”LOKMAN - 14

 

 “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.”LOKMAN - 15

 

Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.NİSÂ -36

 

Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”AHKÂF - 15

 

Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi? MUHAMMED - 22

 

İşte bunlar, Allah’ın lânetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

                                                                                                                                       MUHAMMED - 23

 

 (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.”

                                                                                                                     EN’ÂN - 151

March 29

ÜŞÜYORUM (MUHSİN YAZICIOĞLU)

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..
Muhsin YAZICIOĞLU
March 28

MUHSİN REİS'E

YANDI YÜREĞİM TAA DERİNDEN
DEFALARCA YANDI
YANDI AMA BU GÜN BİR BAŞKA
KARLI DAĞLARDA YANDI
SEVDİĞİM, CANIM GİTTİ
SIKILDI ŞU YÜREĞİM
KANI DONDU SANKİ
BİR UMUT BEKLEDİM
RABBİME BİR BAŞKA DUA ETTİM
SEVDİĞİM CANIM GİTTİ
KULAĞIM AJANSTA
MUTLU BİR HABER YA ! RAB
ÇOK ÜŞÜMÜŞTÜ
TEKRAR ÜŞÜTME ONU
SEVDİĞİM CANIM GİTTİ
BU GÜN AKŞAMA DOĞRU
GELDİ ACI HABER
ÜŞÜDÜĞÜ YETMEMİŞTİ
ÜŞÜYEREK GİTTİ
SEVDİĞİM CANIM GİTTİ
ZİNDANDA ÜŞÜDÜ
SONRA ISINDI,ISITTI
ISITIRKEN ÜŞÜYÜVERDİ
ARTIK ISINMAYACAK ISITMAYACAK
SEVDİĞİM CANIM GİTTİ
RABBİME MİSAFİR YOLLADIM
MİSAFİRİNİ KORUR DİYE
EN GÜZEL YERE KOR DİYE
YÜREĞİM BİR BAŞKA YANDI
YANDI KANI DONDU
SEVDİĞİM CANIM GİTTİ
                                               
BURAK YAHYA KOÇ
March 08

MEVLİD KANDİLİ

Ya ilahel alemin

İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh’ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz
Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi
Ey her şeye gücü yeten Allah’ım
Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N’olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!
Ya Rabbel alemin
Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz’ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!
Ey yüceler yücesi Allah’ım
Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!
ya ilahel alemin
O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi
İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ım
her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!
Ey merhameti bol olan Allah’ım!
şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!
Ey ihsanları sonsuz olan Allah’ım
düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N’olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;
N’olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..
Ey yapılan dualara cevap veren Allâh’ım
Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!
Allâh’ım
acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!
Ey Yüceler Yücesi!
bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!
Allahım
Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!
Allahım
Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!
Allahım
Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi olan Allahım
Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!
Allâh'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.
Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!
Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş’et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..
Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed’in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!
Allahım!
Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!
amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin...
 
 
MEVLİD KANDİLİNİZİ KUTLAR; SAĞLIK VE HUZUR DİLERİM.
 
 
January 24

Açık”ta bırakılmış kadınlar…

 

Kalabalıkta özellikle o dikkat çekiyor. Yakası açık bırakılmış, kolları kısa
tutulmuş, eteğinin ucu hayli yukarıdan kesilmiş, beli iyice daraltılmış
elbisesi değil dikkat çeken.

 Elbiseden taşan beden parçaları.. O elbiseyi
özenerek seçmiş olmalı. “Üzerinde güzel duracak” demiş olmalılar. “Bana
yakışacak” diye umutlanmış olmalı. Ama hoyrat bakışlar, elbiseyi değil,
elbiseden arta kalan kısımları süzüyor.

 Öylesine yok gibi ki elbise hepten
çıplak kalmak istediğini haykıran bedenin üzerinde “engel” gibi duruyor.
Bedenin tamamlayıcı parçası değil, “fazlalık” gibi görünüyor.

Bakılsın diye oradaydı bedeniyle. Bakıldıkça varolacağına inandırılmıştı.
Bir tür bakılma açlığı ile donanmış olmalıydı. Farkında olmadan, diğer
gözlerin “nesne”si haline getirilmişti. Öyle bir nesne ki, üzerine bakış
düşmediğinde karanlıkta kalıyordu. Gözler üzerinde olmadığında kıymetini
kaybettiğini sanıyordu.
Gözlerin kayması için açıkta bırakılmış bir bedene, teşhir etme niyeti de
eşlik ederse,-bu niyetle bakılanın gözleri de sizin bakan gözlerinize
kilitlenmişse- kendi içinde tutarlı bir sahne seyredersiniz.

Seyredilmek
isteyen bir ruh ve seyredilen bir beden, birbiriyle yan yana, kardeşçe
oturuveriyorlardır: Sorun yok gibidir. Ama çıplak bırakılmış bedene,
içindeki ruh başka telaşlar peşinde koştururken gözünüz kaydığında, mağdur
edilmiş bir beden buluyorsunuz karşınızda.

 Uçağa yetişme telaşının sardığı,
tatilden dönme hüznünün hükmettiği bir ruhun ardı sıra yürüyen, hâlâ daha
plaj kıyafetine takılmış bir beden, gözünüzün önünde, birden bire
çıplaklaşıyor, topraklaşıyor, et ve kemik soğukluğuna düşüyor. “Açılmış”
değil “açıkta bırakılmış” oluyor.

Onu o çıplaklığa özendiren tüketim mekanizmalarıyla paketlenmiş, onu açıklık
içinde utanmaktan alıkoyan ısrarlı teşviklere sarılmış bir cesedi sürüklüyor
ardı sıra. Kadın bedeninin özellikle sivriltilmiş bir kaç detayına
indirgenmiş bir kişilik sergisine icbar edilmiş, zorlanmış, itilmiş oluyor.
Özel bir insan olarak yaratılmış, yüzü özel, duyguları biricik, kalbi
bi’tane, varlığı müstesna bir kadını, “her kadın gibi” eyleyen, “herhangi
bir kadın” gibi “den den”leştiren, sıradan bir serinin modüler parçası kılan
sürecin ucuna yerleşiyor: Kalça hareketleri kadar var olan bir kadın. Göğüs
dekoltesi kadar öne çıkan bir kadın. Yüzünden çok belden aşağısı muhatap
alınan bir kadın. Kişiliği dişiliğine kilitlenmiş bir kadın.

Mağlup, mağdur, mazlum o. Kendi rızasının şimdi ve burada olması bir şeyi
değiştirmiyor. Kendi rızasını iptal eden, kendi iradesini unutturan, utanma
duygusunu uykuya yatıran hayli uzunca, karşı konulmaz ve sistemli bir ikna
sürecinin kurbanı..

 Ara sıra, varlığını hatırlatan o kadınsı irade, o utanç
duygusu hiç uzamayacak eteğini refleksif bir hareketle çekiştirtiyorsa da
ona; nafile. Bedeni üzerine yapışmış gözleri kabullenen, yaban bakışları
evcilleştiren bir çaresizlikle oturduğu yerde oturtuyor onu görünmez bir
iktidar. Alnına boncuk boncuk dizilmeye hazırlanan utancını müşfik bir el
hareketiyle siliveriyor. Bir anda çıplak olarak yakalandığını hissettiği o
nadir şaşkınlık anlarında gözlerini kurnazca kapatıveriyor. Sakinleştiriyor
onu, uysallaştırıyor, hırçınlığını gideriyor.
Kendinden uzağa düşürüyor kadını çıplaklık. “Kendine özel”, “sahici” ve
“sahih” bakışlar arıyor boşuna. Baştan ilan edilmiş bir sadakatsizlik vardır
çıplak bedende.. “Bakan sadece sen değilsin ki bana!” “Ben bütün bakışlara
açı(ğı)m.” “Bunca bakanım var benim.” “Sen de kim oluyorsun?” Galip gibi
duruyor ama mağlup. Zulmediyor görünüyor ama mazlum. Kadir kıymet bilmiyor
ama kadir kıymeti de bilinmiyor. Mağdur ediyorken mağdur ediliyor.

“Açık”ta bırakılmış kadın, sırf şehvet üzerinden tanımlanıyor. “İnsan”da
olan ama tümüyle “insan” olmayan bir şehvet üzerinde dikelmeye zorlanıyor.
Böylece, “dişi” yanı “kişi” yanına galip getiriliyor. Olan “kişi”ye oluyor.
Önce ve hep “insan” olan kadın, bedeninin kıvrımlarına sürgün ediliyor,
teninin sığlıklarında hapis tutuluyor. Kadın ruhu, kadın bedeninin altında
eziliyor.

Örtünmek, kişiliğini dişiliğinin üstüne koymaktır. Kendini sonsuza
saklamaktır. Kadınsı merhameti, kadınsı inceliği, kadınsı zerafeti ipekten
tüller ardına saklayıp inci gibi büyütmektir örtünmek.

“Tesettürsüzlük
nedir?” diye sorsaydınız bana, “Kadının dişiliğini kişiliğinin önüne geçiren
her haldir” derdim… Bir “kişilik tutulması”… Bir “kadınlık eklipsi”…
Ay tutulur ya hani dünyanın gölgesi üzerine düştü diye. Dişiliğin kişiliği
gölgede bırakıp kadın ruhunu gözden kaçırdığı bir tür eklips hali bu..
Saçları kapatmaktan fazlası: Kadın ruhunun bedenle kapatılması…

 

January 05

ANNENİN SON MEKTUBU

..Annemin sadece bir gözü vardı. Öteki gözü çukurdu, yani yeri boştu.

Ondan nefret ediyordum. Çünkü bu durum beni arkadaşlarımın arasında utandırıyordu.

Babam, ben daha küçükken bir kazada öldüğünden, ailemizi geçindirmek de anneme kalmıştı. Bunun için okulda aşçılık yapıyordu.

İlk okulda iken bir gün annem bana 'merhaba' demeye gelmişti. Sanki, yerin dibine geçmiştim.. Bunu bana nasıl yapabilirdi.?

Onu görmezden geldim, ona nefretle bakarak oradan kaçtım...

 

Ertesi gün sınıfta bir arkadaşım bana, '..Senin annenin sadece bir gözü var. Diğeri ne biçim.!' Dedi. Diğerleri de gülüşüyorlardı.

O anda yerin dibine girmek ve de annemin ortadan kaybolmasını istedim.

Bu yüzden, o gün onunla karşılaşınca dedim ki:

-'Beni gülünç duruma düşüreceğine, ölsen daha iyi!..'

Annem karşılık vermedi. Sadece, tek gözüyle bana biraz baktı ve uzaklaştı gitti...

Dediklerim hakkında bir saniye bile düşünmemiştim, çünkü çok kızmıştım. Onun duyguları beni hiç ilgilendirmiyordu. Onu evde istemiyordum ama ev onun üzerineydi...

 

Çok çalıştım, kendime yeter oldum, sonunda Singapur'a okumaya gittim.

Bir süre sonra da evlendim. Birikimime borç ekleyerek kendime bir ev aldım.

Daha sonra çocuklarım oldu ve hayatımdan memnundum. Annemi unutmuştum...



Bir gün annem bizi ziyarete gelmişti. Öyle ya, kaç yıldır beni görmemişti.

Kapıya gelince, çocuklarım tek gözlü birini görünce birden korktular, sonrada güldüler.

'Babaanneniz' diyemedim. İçeri girince ilk fırsatta ona:

-'Evime gelip çocuklarımı nasıl korkutabilirsin.? Buradan hemen git.!' Dedim.

Bu çıkışıma annem kısık bir sesle:

-'Kusura bakmayın, ben yanlış adrese geldim galiba.!' Dedi ve çıktı-gitti...

 

Aradan yine uzun bir zaman geçmişti.

Bir gün 'mezunlar toplantısı' için okulumdan bir mektup aldım.

Karıma; '..iş seyahatine gidiyorum' diye bahane uydurdum.

Mezunlar toplantısından sonra, birden aklıma düştü.'Sadece meraktan' eski evime gittim.

Eski komşularımıza sorduğumda, 'annemin öldüğünü' söylediler.

Önce biraz sevinç duyar gibi oldum ama içimde bir burukluk ve sızı hissettim.

Ben şaşkınca beklerken, 'bana verilsin diye annemin bir mektup bıraktığını' söylediler.

Açtım ve okumaya başladım:

-En sevgili oğlum.... Her zaman seni düşündüm.

Singapur'a gelip çocuklarını korkuttuğum için üzüldüm...

Mezunlar gününde geleceksin diye çok sevindim ve bekledim.

Ama; 'seni görmek için yataktan kalkabilir miyim' diye çok düşündüm...

Seni büyütürken, 'tek gözümle' sürekli bir utanç kaynağı olduğum için de üzgünüm... biliyormusun biricik oğlum. .?

Sen küçücükken, babanla birlikte bir kaza geçirmiştin. Baban öldü fakat sen, bir gözünü kaybetmiştin. Bir anne olarak, senin tek bir gözle büyümene dayanamazdım...

Bu yüzden, babandan kalan tarlayı satarak, ameliyat masraflarına yatırdım.

İşte ,şimdi o yeri boş olan gözüm var ya , onu sana vermiştim. Nakil çok başarılı geçmişti, hiç fark edilmiyordu. 'O gözle, biricik oğlum görüyor ya...' diye çok mutlu oluyordum . ana yüreği ya oğul,  sana 'sen benim gözümle görüyorsun 'diyemedim 

Başarılarından dolayı seninle o kadar gurur duyuyordum ki, bu bana yetiyordu.

Her şeye rağmen, sen benim oğlumsun...     

 

 Bütün sevgilerimle... Annen.

 

BİR İLETİ MESAJINDAN ALINTI